Virüsün etkisi azalırken, siyasetin harareti artıyor

“Üretiminden tüketimine”, verdiği zarardan saldığı korkuya, dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs vakaları giderek azalıyor.

Süper gücünden, gelişmekte olan ülkesine hemen herkes teyakkuz halinde bir “mücadele” sürdürüyor.

Kimileri virüsün “üretildiğini” söylüyor, kimileri ise “üretilmesinin” imkânsız olduğuna ikna etmeye çalışıyor derken, ülkemizdeki 3 aylık zorlu süreci geride bıraktık.

Bazı ülkeler bu pandemi karşısında sınıfta kalırken, bazı ülkeler ise verdiği mücadeleyle dünya denkleminde yeni bir yer edindi.

“Dünyayı 5’ten küçük” görenler, Koronavirüs karşısında ne kadar çaresiz ve “küçük” kaldıklarını gördüler aslında.

Dünya denkleminde yeni yer edinenlerden biri de Türkiye olacak gibi. Çünkü bu salgın sürecini diğer ülkelere göre daha başarılı yönetip, etkilerini en aza indirdi.

Türkiye’de şu ana kadar 150 binin üzerinde vaka tespit edildi. 18 Mayıs itibariyle 4 bin 178 kişi vefat ederken, 111 bin hasta iyileşti. Vefat eden her bir vatandaş elbet de rakam değil, bizim için candır. Hepsini rahmetle anıyorum.

Güçlü sağlık alt yapısı, birçok ülkeye yaptığı yardımlar, sağlık turizmine yönelik hazırlıklar ve yerli üretimlerle Türkiye kurulacak olan “Yeni dünya düzeni” masasındaki yerini alacak. Eğer süreç iyi yönetilir, ekonomideki sıkıntılar kısa sürede aşılırsa iç siyasette de Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun faydasını görecektir.

Şimdi gelelim siyasetin yükselen hararetine…

Virüs giderek etkisini azaltıyor ama görünen o ki mevsim sıcaklarıyla siyasetin harareti artıyor/artacak. Yeni bir dönem başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu salgın sürecinde yapılan haftalık kabine toplantıları sonrası, birçok açıklamasında “Dünyada da Türkiye’de de hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak!” vurgusu yapıyor.

Uluslararası siyaseti de iç siyaseti de işaret eden bu açıklamaların ardından, özellikle muhalefete yönelik mutlaka bir eleştiri yapılıyor. Muhalefet de yeni partileri yanına çekerek hamle yapıp, iktidara sert eleştiriler getirmekten kaçınmıyor.

Siyasetçiler birbirlerini mindere çekiyor ama sosyal mesafeden ve yeni sosyal hayattan dolayı, şimdilik mikrofonlardan karşılık veriliyor.

İlk önce yeniden gündeme gelen “darbe” tartışmaları, ardından “kiralık vekil” söylemleri, şimdi de bazı saldırı girişimleri, bir süredir Koronavirüs’ün unutturduğu siyasi tartışmaları tekrar gündeme taşıdı.

TV programları “normal”e dönüp siyasi tartışmalar, hararetli atışmalara, konukların ekranları terk etmesine yeniden başladı.

“Hiçbir virüs Türkiye’den büyük değil”, “Biz bize yeteriz Türkiye’m”, “6 milyon tek yürek”, “Birlikte yeneceğiz”, “Birlikte başaracağız” vs. deyip, birleşme emaresi göstermişken; şimdi yeniden sosyal medyada, parti toplantılarında, TV programlarında ayrışmaya başladık.

Sıcaklar artıyor, virüs etkisini kaybediyor… Siyaseten yeni senaryolar hazırlanıyor olabilir. Günlerdir evde kalıp biriktirdiğimiz enerjimizi kutuplaşmaya harcamak yerine, her bir fert ülke yararına işler yapmalı.

Virüsten daha etkili olan korku salgınına yenik düşmemeliyiz. Korku, virüsten daha hızlı yayılır. Sonbaharla yaşanacak olan iklim değişiklikleri ve baş gösterecek olan mevsimsel griplerin, “Koronavirüs’ün ikinci dalgası başladı” şeklinde dünyada yeni bir dönemin başlatılmak istenebileceğini de aklımızdan çıkarmamalıyız!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir