Yüzde 58’le ‘Karanlıklar aydınlığa’ kavuşuyor

Yüzde 58’le ‘özgüvenini arttıran’ Türkiye, ‘karanlıkların’ üstüne emin adımlarla yürüyor. “Hayırcıların” korkusu bu ‘özgüvenin artacağı’ yönündeydi. İşte o başladı!

12 Eylül Referandumu’nun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şu ifadelerle ‘karamsar’ olduklarını dile getirmişti: “Türkiye karanlık bir döneme girmiştir.”  Bu açıklama, Bahçeli ve ekibinin ‘başarısızlığının’ göstergesiydi! Çünkü azımsanmayacak olan yüzde 58’lik ‘evet’ oyları, MHP yönetiminde panik oluşturmuştu.

Geriye kalan yüzde 42’lik ‘hayır’ oylarında MHP’nin katkısını aramaya başladığımızda ‘Bahçeli akreditasyonu’ ile karşı karşıya kaldık. Ne yazık ki Bahçeli, kendi tabanının okuduğu -özellikle muhafazakâr- medyaya ‘sırtını dönmeyi’ tercih etti. Bahçeli, 21 Eylül 2010 Salı günü Ankara Sheraton Hotel’de düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında medyayı adeta ikiye ‘böldü.’

Her fırsatta ‘bölünmeye’ sözde karşı olduklarını söyleyen MHP yönetimi, daha ilk ‘bölünmeyi’ medya organlarında gerçekleştirdi. Demek ki ‘karanlıkta kalmış olanların’ aydınlığa çıkarılması -“dost acı söyler” misali- MHP yönetimini rahatsız ediyor. MHP’ye birileri deyim yerindeyse ara gazı veriyor. Korkarım ki MHP baraj altına düştüğünde de, o birileri çıkıp şu manşetleri atmayadursun: “MHP ara gazıyla bitti.” ***

SIR PERDELERİ ARALANIYOR

17 Şubat 1993’te uçağının ‘düşmesi’ sonucunda hayatını kaybeden, dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in şaibeli ölümünün arkasındaki sır perdeleri aralanıyor! Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan’ın, şaibeli ölümün arkasında JİTEM’in olduğuna yönelik itirafı gündemi sarstı.

Bitlis’in ölümü resmî makamlarca kaza olarak nitelendirilmişti. Doğan, internetteki ses kaydının kendisine ait olduğunu ve o kayıtta Bitlis’in kendi (Arif Doğan) yardımıyla öldürüldüğünü itiraf ediyordu. Dönemin şahitlerinden -1993’teki uçak kazasından sonra olay yerinde ilk incelemeyi yapan- emekli Savcı Albay Hasan Tüysüzoğlu, Eşref Bitlis’in öldürüldüğünü şimdi açıklıyor.

Tüysüzoğlu: “PKK’nın devamından nemalananlar Eşref Paşa’yı harcadılar. Bunun adı ister Ergenekon olsun, ister derin devlet. Fakat şu açık ki, terörün devamından nemalananlar Eşref Paşa’yı harcadılar.” İşin acı yanı ise soruşturmanın Tüysüzoğlu’ndan alındıktan sonra “takipsizlikle” sonuçlanmasıdır. Türkiye’nin sorunlarından biri de ‘takipsizlik’ karalarıdır maalesef! Böyle ‘önemli’ olaylarda ya ‘zamanaşımı’ olur ya da ‘takipsizlik kararı’ verilir.

Eşref Bitlis’in PKK sorununun çözümü için büyük uğraş verdiğini, hatta sivil kıyafetiyle o dönemlerde Ahmet Türk’le bir görüşme yaptığını, birçoğunuz TV ekranlarından hatırlıyorsunuzdur. Soruna yönelik çözümler arayan Eşref Paşa’nın bir suikasta kurban gittiğini ilk kez bir savcıdan duymak bugün için çok önemlidir. İstihbarat astsubayı Hüseyin Oğuz da “Eşref Bitlis kesinlikle suikasta kurban gitti. C-4 bombası ile öldürüldü. C-4, uçağa pilot elbisesi içinde sokuldu…” Ne hikmetse Yüksel Ferağ (savcı), Tüysüzoğlu’ndan dosyaları alıyor. Olayı tek başına soruşturuyor. Ve sonuçta takipsizlik kararı çıkıyor. ***

ÖZAL SUİKASTININ YANKILARI

Ahmet Özal’ın 22 yıl sonra babası 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a yapılan suikastı gündeme getirmesi Kartal Demirağ ismini yeniden ön plana çıkardı. Öyle ki, “Demirağ’la konuştuk” dedikleri haberde ters köşeye yatan gazete bile oldu.

Baba Özal’ın ölümüyle ilgili yeniden tartışma başlatan oğul Özal, bir TV kanalında “Özal suikastıyla” ile şunları söylüyordu. Ahmet Özal “Kartal Demirağ tarafından düzenlenen suikasttan önce, cezaevindeki Veli Can Oduncu adındaki bir Ülkücüye “Özal’ı öldür” teklifi iletildiğini; ancak Oduncu’nun bunu kabul etmediğini” öne sürmüştü…

Konuyla bağlantılı olarak bir de Aziz Üstel’in 26 Eylül’deki yazısına bakalım. Üstel bu yazıda Emin Çölaşan’ın 1 Mayıs 2002’de kaleme aldığı “Özal’ı öldürmüşler!” başlıklı makalesine atıfta bulunarak şunları yazıyor: “(Çölaşan) Halamın oğlu, o sırada Meclis Başkanı olan Hüsamettin Cindoruk’la, Özal’dan söz ediyoruz. Kulağıma eğiliyor ve şu sözleri söylüyor: ‘Bu gidici! Yakında ölecek!’ (Baba: Demirel. Sözleri söyleyen: Cindoruk.)***

Unutulanlar: 1993’te susan Tüysüzoğlu, Demirel’in ‘gidici’ dediği, Cindoruk’un beyanatı ile sırlar dünyasına karışan bu ve buna benzer olaylar, yüzde 58’in güveniyle ortaya çıkacak. Muhsin Yazıcıoğlu, Recep Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Necip Hablemitoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok vb. birçok faili meçhul cinayetlerin, suikastların arkasındaki sır perdeleri aralanmayı bekliyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir