Yeni “kurban” aranıyor!

Oktay Ekşi’nin “küfür bombası” elinde patlayınca, Ekşi hem başyazarlığı hem de Hürriyet gazetesindeki köşesini bırakmak zorunda kalmıştı.

Ekşi’yi istifaya zorlayan “bomba”nın tesirini “Bu zihniyet analarını da satar” cümlesi oluşturuyordu. Ekşi istifa ettikten ya da ettirildikten sonra, medyada yeni bir “kurban” aranmaya başlandı. Ha diyeceksiniz ki “Oktay Ekşi kurban mı seçildi?” Bunun değerlendirmesini siz daha iyi bilirsiniz.

Oktay Ekşi’nin istifasından sonra, “candaş” medyadan “yandaş” medyaya saldırı başladı. Saldırıya maruz kalan ilk isim, Sabah gazetesinin karikatüristi Salih Memecan oldu. Memecan’ın “kurban” seçilmek istenmesinin nedeni de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu “dansöz karikatürü” ile çizmesiydi.

Bu “olay”dan sonra atıp tutanlar çok oldu. Ancak oradan “ekmek” çıkmayınca başka kapı arandı ve bulundu gibi görünüyor. Aynı gazetenin yeni bir ismine yüklenilmeye, daha doğrusu o ismi -amiyane tabirle- “gaza getirmeye” çalıştılar. Bunu da şimdilik “başarma” evresindeler.

Peki, o isim kim? Birçoğunuz tahmin edeceği üzere, o isim Sabah gazetesinden Engin Ardıç. “Küfürlü” yazıları ile gündemde olan Ardıç, bardağı taşırma noktasına geldi ve son yazısını (dünkü yazısını) Kemal Kılıçdaroğlu’na “Kavrukoğlan” lakabını takarak kaleme aldı. Kamuoyu eleştirdikçe, Engin Ardıç’ın yazıları daha da sertleşti. Bu da Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak’ı bir hayli zora sokuyor. Ardıç’ın yazısında hangi cümleler yer alıyordu? Onu da Ardıç’ın dünkü köşe yazısından alıntılayarak okuyalım. (Parantez içi açıklamalar bana ait!)

“…Basında kimin nasıl zırt diye çark edeceğini de hep birlikte izler güleriz. Unutuyordum, Kemal Bey eğer Bülent Bey (Ecevit) gibi olmak istiyorsa, her şeyden önce kendisine bir de Rahşan Hanım şarttır. Sevim Hanım’dan (Kılıçdaroğlu’nun eşi) ayrılsın, kiminle evlensin, kiminle evlensin... Buldum: Ya Canan Arıtman’la, ya Nur Serter’le. Gürsel Tekin’e de Sevgi Erenerol’u (Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü) istemeye gideceğim çiçek ve çikolata yaptırıp, cezasını Yargıtay bozunca.”

Bu yazının dün yayımlanmasının ardından, sanırım bunu küçük çaplı “fırtına” şeklinde haber yapanlar da olmuştur. Başbakan’a veya Bakanlara yapılan hakarete kıyamet koparılıyorsa, buna da koparılma hakkı vardır. Bugün de köşe yazarlarının bazılarından “Engin Ardıç taşlaması” okursanız şaşırmayın.

“Kavrukoğlan” eleştirisini hiç kimse yapmasa bile Ahmet Hakan yapacaktır. Ve bu eleştiriler, Oktay Ekşi ile bağlantılı bir şekilde kaleme alınacaktır. “Tam zamanı” deyip, bastıranlar, fırsatı değerlendirenler olacaktır. “Bizden biri gitti, sıra sizde” diyerek, Engin Ardıç’ın üzerine gidilecektir. Onun “küfürlü” yazılarından, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi, görücüye (kamuoyuna) yeni bir “kurban” çıkarılıp, Ekşi’nin “intikamı” alınmaya çalışılacak!

Bunu yaparken de “Bakınız, Oktay Ekşi, bir yazı yazdı ve onuruyla istifa etti. Ancak Engin Ardıç, Kılıçdaroğlu’na hakaret ederek, köşesinde yazmaya devam ediyor. Hani demokratlık, tarafsızlık? Bunu da yazsanıza!” diye haykırış yazıları veya haberleri okuyacaksınız.

Anlaşılan o ki “Medyada neler oluyor?” diye düşünmeye devam edeceğiz. Bu düşünceden vazgeçmek için, her “kalem”in, mürekkebini kontrol ettiğini görmek gerekecek. Oktay Ekşi, istifa ederek “doğru olanı yaptığını” açıkladı. Habertürk ekranlarına çıkan Ekşi “Mayın tarlasında yürürken yanlış yere bastım” dedi ve fırsat olması dâhilinde geri döneceğinin sinyallerini de vermiş oldu. Ama Hürriyet olur ama başka bir gazete olur.

Unutulanlar: Ekşi’nin istifa sinyallerini geçmişteki yazıları gösterirken; Engin Ardıç’ın yazıları da sinyal vermeye başladı. Ve Ardıç’ın yazısındaki şu cümle unutulmamalı: “Basında kimin nasıl zırt diye çark edeceğini de hep birlikte izler güleriz.”

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir