“Vatan sağ olsun ama nereye kadar? ”(2)

Bu yazıyı kaleme alırken bu kez Diyarbakır’dan acı haber geliyor: “Bağdere Köyü Karakoluna saldırı: 1 asker şehit, 4 terörist öldürüldü.” Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum…

Biraz matematik biraz da mantık konuşalım… Bir hesap yapın bakalım, 1 PKK’lının bertaraf edilmesinin devlete maliyeti 10 Trilyon ise, 30 bin PKK’lınınki ne kadardır?

AK Parti Milletvekili Hüseyin Çelik, bir dönem yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “1 PKK’lının bertaraf edilmesinin devlete maliyeti 10 Trilyon Türk Lirasıdır. Terörde 30-35 bin insanımız kaybedilmiştir. 200 Milyar dolar, 300 katrilyon Türk Lirası eder. Bugüne kadar 29-30 bin arasında PKK’lı bertaraf edilmiş, pasifize edilmiş.”

Kim kimle savaşıyor? Kim kimi destekliyor? TSK bu kadar para harcıyorsa, onun karşısındaki PKK terör örgütüne bu yardımları kim yapıyor? Başbakan, PKK’yı şöyle açıklamıştı: “Hangi güçler adına taşeronluk yaptığı aziz milletimiz tarafından yakından bilinen terör örgütü...” Bizler de bu “güçler” kimdir diye soruyoruz? Bunu bizler tahmin edebiliriz; ancak doğrular tahminle olmuyor.

Alınan istihbarat bilgilerinin ne ölçüde değerlendirildiği günlerce yazılıp çizildi. Kimi zaman ‘göz göre göre’ şehit verildi.  Bu istihbarat bilgilerine neden güvenilmedi? Pimi çekilmiş bombalarla askerler nasıl cezalandırıldı? Görmediğimiz ve duymadığımız yöntemleri gördük ve duyduk. Bir tek kendimizi kandırdığımızı anlayamadık.

TSK’nın ‘terörist saldırılar artacak’ demesinin ardından 12 saat bile geçmeden bu saldırı gerçekleşti? Yazılarımızla aklımızın önüne duyguları geçirmenin anlamı yok.  Soğukkanlılığımızı kaybetmeden, tahriklere kapılmaksızın çözüm aranmalıdır. Duygularımıza kapılarak mantıklı bir iş yapamayız. Şunu sorgulamak lazım: Heron’ların istihbarat kayıtları neden önce ABD’ye, sonra K.Irak’a ve en son Türkiye’ye iletiliyor?

Saldırıları durdurmak adına en sonunda ‘açılım’ yapıldı, 34 PKK’lı dağdan indirildi. Şimdi bir kısmı tutuklandı. Terör olayları daha da arttı. Her hafta şehit haberi duymaya alışır olduk. Çözüm ne? PKK yerine boş araziyi bombalamakla çözüm ürettiğimizi düşünüyoruz. Toplumda oluşan endişenin farkına varan hükümet ve devlet, çözüm adına “açılım” başlattı; ancak bu cesur adımların arkası gelmedi.

CHP ve MHP’nin muhalefet olarak sundukları bir çözüm var mı? Yoksa “biz gelince hepsi biter” mi demeye devam edilecek? OHAL çözüm müdür? Daha önce 3 defa yapıldı. Arkasından ihtilallar oldu. ‘Milliyetçilikle, kimlik siyasetiyle’ bu işlerin çözülemeyeceğini gördük, görüyoruz.

Ahmet Türk’e yumruk atarak ne kazanıldı? Aynı meselede “PKK ile masaya oturun, askeri harekâtları durdurun” mantığında olan siyasi parti ne yapmaya çalışıyor? Şunu istiyor: BDP, çözümün merkezinde kendisi için yer arıyor. Bu eylemlerde gösteriyor ki amaç toplumu kışkırtmak, genel seçim öncesi Türkiye’yi kaosa sokmaktır.

AK Parti’yi ne olursa olsun iktidardan uzaklaştırmak isteyen farklı kesimlerin iş birliğine tanıklık ediyoruz aslında. Ancak, burada dış güçler olduğu kadar, iç güçler olduğu gerçeği de gözden uzak tutulmamalıdır.

Son sözlerimizi Erdal Sarızeybek’in kitaplarından bir alıntıyla bitirelim. Bir korucu, komutanı Sarızeybek’e: “Komutanım. Siz teröristleri mi arıyorsunuz? Teröristler burada değil ki! Onlar Ankara’da! Bayrağımızı yakıyorlar, yere atıp üstüne basıyorlar, hiçbir şey yapmıyorsunuz. Atatürk’ün Meclisi’nde Kürtçe yemin ediyorlar, yine bir şey yapmıyorsunuz. Teröristi niye burada arıyorsunuz.” Bu sözleri söyleyen Kürt kökenli bir korucudur. (Sarızeybek, Erdal, “Şemdinli’de Sınırı Aşmak” Ankara-2006, S.91)

Şemdinli’deki 11 şehidimiz hangi koşullarda askerlik yapıyordu? Şemdinli’de sınır nasıl aşılıyor? Bunları öğrenmek için şu kitabı okumanızı tavsiye ederim: Erdal Sarızeybek’in “Şemdinli’de Sınırı Aşmak

Unutulanlar: İsrail’den alınan 6 Heron’a ne oldu? Beşinin çalışmadığı iddiası doğru mu? ODTÜ’deki “tank mermisine dayanıklı bir beton” projesinin sümenaltı edilme iddiası gerçek mi?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir