Türkiye yalnızlaşıyor mu?

BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yönelik alınan yaptırım kararına ‘hayır’ oyu veren Türkiye yalnızlaşmış mı oldu? Muhalefete, özellikle de Deniz Bölükbaşı’na göre “Türkiye Batı’dan kopmuştur.” Bir durun ya bismillah.

Şimdiye kadar Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu bir sürü karardan pek çoğu kâğıt üstünde kalmadı mı? İsterseniz İsrail’den başlayalım. “1947- 48’den beri Arap-İsrail sorunuyla ilgili olarak alınan kararlar: 181, 194, 242, 338, 452, 1322, 1397, 3236 sayılı kararlar...” Güvenlik Konseyi bunların hangisini uyguladı ya da İsrail bunların hangisine uydu? Hiçbirine! Ee, şimdi İran’a bu uygulanabilecek mi? Uygulansa ne olur? Adam ne diyor “Kullanılmış mendil gibi çöpe atılır.”

Daha önce Güvenlik Konseyi’nden İran’a yaptırım kararı çıkmadı mı? Çıktı dediğinizi duyar gibiyim. 2006 Aralık’ından bu yana Güvenlik Konseyi’nden oy birliğiyle 3 yaptırım paketi çıktı.  Bu 3 paketten hangisini İran’a uygulayabildiler? Hiçbirini. İran’ın nükleer çalışmalarını aksatan bir yaptırım oldu mu? Olmadı. Aksine adam ‘takas’ imzaladı.

Nükleer programı yüzünden İran’ı suçlayan ülkeler, nükleer silahları üreterek insanlar üzerinde denemediler mi? Denediler. Şimdi neyden bahsediyorlar bunlar? Bush zamanı ve Obama’nın başkan olduğu zamanlardaki konuşmalara bakalım.

2006, 2007, 2008’de Bush zamanında İran’ın üzerinde çeşitli yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Obama gelince ne dedi “İran’a dost elini uzatıyorum.” Peki, uzatılan o dost eline ne oldu? Henüz kavuş(a)madı. Ya da kavuşturulmadı. 2009 Eylül ayında New York’ta BM toplantısında İran’ın uranyum zenginleştirmesi faaliyetleri içerisinde olduğu söylenmedi mi? Söylendi. Yani, bu daha önceden biliniyordu. Şimdi ne yapılmaya çalışılıyor?

İsrail’in şiddetli tutumu karşısında ABD’nin de zor durumda kaldığını düşünürsek, ABD’nin özellikle de Obama yönetiminin İran’a karşı esneme politikası sadece bazı diyaloglardan öteye gidememiştir. ABD yönetimi İsrail’in ağır yükünü çekemez hale gelmiştir. Türkiye, İran, Lübnan, Suriye yakınlaşması ABD’yi de İsrail’i de tedirgin ediyor.

BM Güvenlik Kurulu’nda çekimser oy kullanarak Türkiye’nin diplomatik gelişmelerini baltalaması bekleniyordu. Bu diplomatik gayretleri kimileri zafer olarak okuyabilir. Ancak bu onları yanıltır. Bunun için henüz erken. Eğer zafer olacaksa, İran’la yapılan bu ‘takas’ anlaşmasını diğer ülkelerin de kabul etmesi gerekir. BM Güvenlik Konseyi’nde alınan karar, bunun bir zafer olmadığını gösteriyor aslında. Buradan çıkan sonuç şudur: “Siz gayretli bir iş yaptınız; fakat bunu biz kabul etmediğimiz takdirde, bu zafer olamayacaktır.” Yani diplomatik bir girişimdir.

Bu süreçte tabii çarklar hızlı dönmeye başlayınca kayış attı ve denetlemelerin yapılması konusunda İran, buna yanaşmadı. Nisan ayında ABD ile Rusya arasında nükleer silahlanmanın azaltılmasına yönelik anlaşma imzalanmıştı. 17 Mayıs’taki takas anlaşmasından sonra, BM’de İran’a karşı  ‘güvensizlik’ mesajları verildi.

İran’ın diğer ülkeleri oyaladığı her zaman düşünüldü ve düşünülüyor. BM’de, İran’ın diğer ülkeleri oyaladığı gibi Türkiye ve Brezilya’yı da oyalayacağı endişesi var. İran’a güvenilmediği için bu anlaşmalar kabul görmüyor. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyesidir. (31 Aralık 2010’da bitiyor) Bu süre zarfında çıkan kararlara uymak zorundadır.

Başbakan Erdoğan “Hamas terörist bir örgüt değildir” diyerek adeta İsrail’i çıldırttığı gibi, ABD’yi de tedirgin etti. İsrail şahinlerinin barıştan yana olmadığını herkes biliyor. Bu da Türkiye’nin atacağı adımların engellenebileceği demektir.

BM Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu yaptırım kararıyla olası bir İsrail-İran savaşı önlenmeye çalışılmıştır. Dengeler bundan sonra daha da değişecektir. ABD’ye rest çekebilen, komşularıyla ‘sıfır problem’ politikası uygulayan, sınırları kaldıran bir Türkiye karşısında ABD-İsrail iş birliği ne kadar devam edecek bakalım?

On yaşındaki Zeynep’i tanımaktan mutlu oldum

Araştırma ve Kültür Vakfı’nın dün organize ettiği ‘Geleneksel Aile Pikniği’ne davetliydim. Pikniğe katıldım ve orada 10 yaşındaki, ilköğretim 4.sınıf öğrencisi Zeynep’in sözlerine hayran kaldım. Dün “Hadi çocuklar! Şimdi hayal zamanı” başlıklı yazımı kaleme alırken, çocukların hayal kurmalarının önündeki engellerden bahsetmiştim.

Zeynep’le de bu konuyu konuştuk. Zeynep’ten  “SBS’yi hiç endişe etmeye gerek yok, olursa olur olmazsa olmaz. Çocukları bu kadar sıkmaya ne gerek var?” cevabını aldım. Evlerindeki TV’nin kapalı olduğunu ve interneti de ailesinin almış olduğu ortak kararlar doğrultusunda, ödev ve araştırma yapmak için kullanıyormuş.

“Ailemden ilerideki meslekler açısından hiçbir yönlendirme görmüyorum” diyen Zeynep, ileride politikacı olarak, “ülkem için faydalı işler yapmak isterim” diyor. ‘Politika denince ne anlıyorsun?’ yönündeki soruma: “Kendimi geliştirip, ülkem adına yararlı kararlar almak, ülkemi daha ileriye taşımak gibi…”diyor. Bazen, Başbakan’ın aldığı bazı kararlara itiraz ediyor ve “ben olsam şöyle yapardım” diyormuş.

İşte, hayal dünyasının önündeki engellerin kalkmış olduğu bir çocuk. Dün yazdım, bugün gördüm. Seni ve bütün çocukları seviyoruz Zeynep…

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir