Türkiye ‘Enerjide ben de varım’ dedi

15 Temmuz darbe girişimini atlatmış Türkiye’nin enerji kongresine ev sahipliği yapması başlı başına önemli bir gelişmedir. İstanbul gibi bir dünya şehrinde devlet başkanları, bakanlar ve temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen 23. Dünya Enerji Kongresi’nde kullanılan “Barış için paylaş” sloganı ise çok anlamlıdır. Çünkü bu slogan bir başkan kavram olan “Dünyadaki enerji savaşlarının” arka planına işaret ediyor.

Tarihi perspektiften baktığımızda Sanayi Devrimi’nin öncesine kadar götürebileceğimiz enerji savaşlarında üstünlüğü 1800’lerin başına kadar İngiltere elde etti. 1860’larda Amerika’nın Pensilvanya’da bulduğu ilk petrol kuyusu ile dünyadaki siyasi ve ekonomik güç dengeleri değişmeye başladı. Durum böyle olunca enerji kaynaklarının önemi daha da arttı.

Enerji kaynaklarına sahip olabilmek için ülkeler değiştik stratejiler geliştirdi. Şimdi Türkiye bunu yapmaya çalışıyor. Orta Asya’da öncelikli aktörler ABD, Rusya ve Çin’in de aralarında bulunduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ydü. Burada çeşitli oyunlar oynanıyordu. Ve asıl önemlisi ise ABD ve Rusya’nın karşılıklı hamlelerine Çin büyük etki yapıyordu.

Birinci Dünya Savaşı’nın nedenleri arısına baktığımızda da kömürden petrole geçiş olduğunu görüyoruz. Tam da burada enerji savaşları devreye giriyordu. İkinci Dünya Savaşı ile enerjinin önemini anlayan Avrupalı ülkeler birlikte hareket etmeye başladı. 1951 Paris Antlaşması ve 1957 Roma Antlaşması yapıldı. Enerjide kömür rezervi ile etkili olamayan ülkeler yeni bir hamle yaparak nükleer tesislere yöneldi.

Şimdi ise petrolden doğalgaza geçiş söz konusu. Haliyle böyle bir geçiş çok kolay olmayacaktır. Çünkü doğalgaz rezervinde ilk sırayı Rusya alıyor, ardından İran geliyor. Bugün yangın yerine dönen Ortadoğu’ya baktığımızda doğalgaz rezervlerini görüyoruz. Ama bunun pazarlaması, yani üretim yerinden tüketim yerlerine ulaştırılması noktasında Türkiye stratejik bir öneme sahip. Bu nedenle 23. Dünya Enerji Kongresi’nde Türkiye “Doğu’yu Batı ile buluşturuyoruz” dedi. Rusya ile anlaşmalar yapıldı. Avrupa’nın geçiş güzergâhında olan Türkiye’yi kendilerine bağımlı hale getirmek isteyen İran ve Irak bu toplantıya katılmadı.

Tüm bunlara baktığımız zaman 18. Yüzyılda İngiltere’de başlayan ve dünyaya hızla yayılan Sanayi Devrimi aynı zamanda enerjinin vazgeçilmez olduğunu göstermiştir. Bu enerjiden bağımsız bir şekilde büyümek, hele Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı olan bir ülke için- çok zordur.

Sosyal ve toplumsal açıdan kalkınmak, iktisadi anlamda güçlü bir devlet olmak için enerjide var olmak gerekir. Türkiye 23. Dünya Enerji Kongresi’nde ‘Enerjide ben de varım’ dedi. Hiç şüphesiz dünya var oldukça enerji konusu önemli olacak ve güçlü olan, cesur olan kazanacaktır. Hele bir de dünyadaki enerji sorununu çözebiliyorsanız o zaman büyük güç sizsiniz demektir.

Almanlar neden yıllarca Mezopotamya dediğimiz Ortadoğu’ya gözlerini dikti? İngilizler neden yıllarca İran’da petrol kuyuları açtı? Avrupa Birliğinin temelini neden kömür çelik oluşturdu? Fransa neden yıllarca Tunus ve Cezayir’i sömürdü? ABD neden Irak başta olmak üzere Ortadoğu’ya müdahale etti? Suriye’de ABD, İsrail ve AB’ye karşı İran, Rusya ve Çin’in Musul hamleleri neyin nesi? Afrika neden yıllarca sömürüldü? Bunları da düşünerek ülkemiz üzerinde bulunan “Irak Petrolleri”, “Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı” ve “İsrail Güney Kıbrıs Doğalgazı” projelerinden oluşan koridorun önemine varmalıyız.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir