“Türk Birliği”nin kurulma vakti gelmiştir

Saldırgan devletlerden biri olan Ermenistan’ın işgalci tutumu ve Azerbaycan topraklarında uyguladığı katliamlar karşısında, Batı’nın tutunduğu ikiyüzlü tavır artık “Türk Birliği”nin kurulmasının elzem olduğunu göstermiştir.

“İki devlet tek millet” sloganıyla yekvücut bulan Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, Ermenistan’ın saldırgan tutumu karşısında bu iki devletin ve tek milletin nasıl bir ve beraber olduğunu bir kez daha gösterdi. Minarelerden tarihi surlara, köprülerden evlerin balkonlarına kadar Türk ve Azerbaycan bayrakları yan yana dalgalandı.

Ermenistan’ın işgalci tutumunu görmezden gelen Alman Parlamentosu, Fransa Parlamentosu, ABD Temsilciler Meclisi, AB, BM ve daha birçok ülke, her yıl 1915 olayları konusunda Türkiye’yi “soykırım” yapmakla suçlamaya devam ediyor. Ermenistan bu mantıkla hareket ederek, arkalarına da “abilerini” alarak Azerbaycan üzerinden Türkiye’yi de sahaya çekmek istiyor. (Tıpkı Yunanistan’ın Akdeniz’de yaptığı gibi).

Anadolu Ajansı’nın Temmuz 2020’deki haberine göre 27 AB üyesi ülkenin toplam nüfusu 447,7 milyon. Bu sayı 2019’da 500 milyonun üzerindeydi. Ab nüfusu gerilmeye devam ederken, bağımsız 7 Türk Cumhuriyetlerinin toplam nüfusu 150 milyonu aştı.  

21’inci yüzyılda işlevlerini yitirmeye başlayan AB, NATO, BM, DSÖ gibi kurumlara karşı Türklerin birlikte hareket etmesi, soydaşlarının, İslam dünyasının hak ve menfaatlerini savunmaya ihtiyacı var!

En son Ermenistan’ın saldırgan tutumu karşısında 30 yıldır işgal altında olan Azerbaycan toprağı Karabağ’a karşı yukarıda sözünü ettiğimiz kurumlar ve onlara bağlı ülkelerin çoğu “itidal, müzakere, diplomasi” çağrısı yapmaktan başka bir tutum ortaya koyamadılar.

İşgalcilere karşı “İşgal ettiğiniz topraklardan çekilin” diyemeyen sözde demokrat olan bu ülkeler, işgal altında zulüm gören halka “Konuşun, anlaşın, onlar işgallerine devam etsin” demeye getiriyor.

Bunu Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Suriye’de, Azerbaycan’da, Bosna’da Kırım’da, Uygur Türklerinde, Kıbrıs’ta fazlasıyla gördük. “Müttefikimiz, dostumuz” dediğimiz ülkeler, Türkiye’ye karşı hem terör örgütlerini destekledi hem de ülkemizi yalnız bıraktı.

“Tarih tekerrürden ibarettir” sözü her zaman geçerliliğini korumuştur. Bugün “yanımızda” görünen Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin tarihi geçmişi bize her şeyi açıklıyor. Nasıl mı?

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan olaylar, Rusya’nın da en büyük desteği ile tam bir zulme dönüştü. Acı tablolar yaşandı. Rus ve Ermeni kuvvetleri, şehrin (Kars) dörtte üçünü yakıp yıktılar. 60 bin kişilik Kars nüfusu, katliam ve kaçmadan dolayı 10 bine düştü. Osmanlı ülkesinde ilk planlı Ermeni ayaklanması 1890 yılı Haziran’ında Erzurum’da meydana geldi. Camilerde insanlar diri diri yakıldı. Hemen her devirde Osmanlı düşmanlarıyla iş birliği yapan Ermeniler, bu “özellikleri” ile yine dikkat çekmişti. Bu tür unsurların bertaraf edilmesi için 27 Mayıs 1915’te çıkarılan sevkiyat kanunu, bu unsurların başka yerlere naklini emrediyordu. İşte kıyameti koparılan Tehcir Kanunu budur.

Mazlum gösterilen Ermeniler, Alman Subayı Otto Fencher’in anılarında şöyle anlatılıyor:  “Bir akşam 3 Ermeni’nin bir Türk kızına sataştıklarını gördüm. Kızın feryadı üzerine Ermenilerden biri, üzerinde taşıdığı bıçakla kızı hemen öldürdü…” (Yunus Z. Bu Dosyayı Kaldırıyorum s.53).

1877-78’de Çıldır Kenarbel’den Göle’ye kadar yalnız Ardahan’da 40 bin kişi kıyıma uğradı. Bölge tamamen Rus-Ermeni insafsızlığına terk edilmiş durumdaydı. Irgatoğulları da Ağrı Tutak’a göç etmek zorunda kaldı. Deneyimli diplomatlardan Bilal N. Şimşir’in Ermeni Meselesi kitabında o dönem (1914) şu şekilde anlatılıyor: “Rus orduları 1914 kışından Anadolu’ya karşı büyük taarruza başlarken, Kafkasya Müslüman kitlelerini de önlerine katarak yürüyorlardı. Müslüman halk Anadolu’ya doğru sürülürken eziliyor kırılıyordu.”

Şimdi bundan sonrasını Tutak Tarihi kitaplarının yazarı Arif Yılmaz’ın kaleminden okuyalım. Tutak’taki Hamidiye Alayı Komutanı olan Binbaşı Süleyman Bey (Irgatoğlu), yerli işbirlikçilerin de desteği ile Ermenilere hedef gösterildi. “Hamidiye Alayları’ndan kaçan Ermeni Murat, Tutak’ta Irgatoğlu Süleyman Bey’e sığınır. Abdulmecid Bey, Süleyman Bey’den Murat’ı kendisine teslim etmesini ister. Süleyman Bey bu isteği reddeder “Kendisine sığınan biri ancak kendi isteğiyle teslim olur” der.

Bazı aileler bu olayı ‘Süleyman Bey, Ermeni Murat’ı Abulmecid Bey’e teslim etti, o da Murat’ı öldürdü’ şeklinde yayar… Amaç bu söylentinin Ermenilere işittirilmesidir. İstedikleri olur ve bu söylentiyi Ermeni çeteleri işitir.”

1914 yılında çıkan Sason İsyanı’nda yenilen Ermeni çeteleri, Rusya’ya kaçarken yol üzerinde olan Tutak’tan geçip (bu söylentiye inanarak) Irgatoğlu Süleyman Bey’in evine baskın düzenler. Süleyman Bey’in 25 erkeğini ve kendisini esir alıp birlikte Rusya’ya gidecekler. Irgatoğlu Süleyman Bey ve ailesinin akıbetinden bir daha haber alınamayacak. Geriye ise 3 erkek çocuk kalır. Şimdi bir de buradan bakalım meseleye… Kim kime zulmetmiş? Ermenistan şimdi ne yapıyor? Rusya onu nasıl destekliyor? Neden “Türk Birliği”ni kurmamız lazım?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir