TSK’nın “İmajı ve Hakikati”

Bugün kaleme alacağım yazı yine bir anı ve günlüklerin kaynaklığında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin toplumdaki imajı ve “günlüklerdeki” hakikatini ortaya koyacak türden.

Siyasetten iş dünyasına, spordan eğitime hemen her konunun en ince ayrıntısına kadar konuşulduğu ve ülkenin “potansiyel yönetimi” olarak kendini her daim “hazır hisseden” TSK’nın “hakikati”, bir kuvvet komutanının günlüklerinde deşifre oluyor. Darbe planlarından komuta kademesinin toplu istifalarına kadar, sivillerden alınan brifinglerden rektörleri harekete geçirme planlarına; savcılara talimat vermekten medya patronlarıyla görüşmelere kadar her şey konuşulmuş, yazılmış. Şûra dönemlerinde komutanların nasıl cadı avına çıkarak “arkadaşları” hakkında belge topladıklarından tutun da şahsi harcamalarındaki milyarlarca lirayı devletin kasasından karşılamaya kadar bir dizi çirkinliğin yaşandığını öğreniyoruz.

TSK bünyesine giren bir kişinin emekli olup ya da ihraç edilerek ordudan ayrılışına kadar geçen sürede nasıl bir değişim yaşadığını görebilmek ve harcanan paraların nerelere aktarıldığını anlamak için Alper Görmüş’ün “İmaj ve Hakikat” kitabını okumak gerek. Nitekim Özden Örnek de “günlüklerinde” 1957’den 2005’e kadar tuttuğu notlarda TSK’nın toplumdaki imajını ve görünmeyen “hakikatini” yazmış. İlginç örneklerin ve acı tabloların yer aldığı günlüklerde Örnek’in yakındığı durumlar da var. Örnek’in daha öğrencilik yıllarında “Bir yandan bize dayanışma içinde olmamız, herkesin arkadaşına güvenmesi öğretilirken, diğer taraftan suçun kim tarafından işlendiği sorulurdu.” diyerek mantık çelişkisinden yakınması gibi.

4 Temmuz 2004 günü kaleme aldığı günlüğünde terfi döneminde yaşanan “oyunları” not alan Örnek, şûra zamanlarının nasıl cehennem azabına benzediğini anlatıyor: “Bugün bütün gün terfi atamalarına çalıştım. Eski komutanlar şûra zamanının bir cehennem azabı olduğunu söylerlerdi. Şimdi o olayı ben yaşıyorum… Koca bir oramiral süresini uzatmak için ‘adam’ diyerek bahsettiği bir başka oramiral hakkında belge istiyor.” Örnek, 1999 - 2001 yılları arasında topladığı delilerden “Kuvvet Komuta’nın fiilen bir çete ile beraber çalıştığına emin olmuştum.”

Savcılara talimat vermek mi dersiniz, gazetecilere haber yaptırmak mı yoksa siyasetçiden “öneri” almak mı? Ve asıl acı itiraflar başlıyor, yolsuzluklar sayfa sayfa not tutuluyor. En ilginç notlardan biri asker eşlerinin anlattıklarında yer alıyor: “Ben Deniz Kuvvetleri Komuta’nın kızının evini tefriş ettim ve dekore ettim, tam iki ay paramı vermediler ve sonra da 75 milyar tutan hesabı devlet parasından ödediler.” Düşünün bir komutan 47 trilyonluk harcamayı ne için yapar? 100 çift ayakkabı, 1,5 ton çikolata ve elbise için mi?  Birilerinden 8 ay askerlik yapması karşılığında para alır mı?

Günümüzde herkesin yakındığı bir durum var “Komutanların ses kayıtlarını, kim, nasıl kaydedip, sızdırıyor?” Örnek’in günlüklerini okuyanlar bunun cevabını da bulabilir. Mesela konuşurken göğüslerinde taşıdıkları dinleme cihazları ile delil toplayan komutanlar var(s.126). Şimdi sıkı durun, komutanlar hareket tarzını belirliyor: “28 Şubat’ta olduğu gibi Sincan’da tankların geçişine benzer hareketlere zaman gelince başvurulmalıdır. Saadet Partisi’ni bir şekilde harekete geçirmek, YÖK’e el atmak, 8 yıllık eğitim sistemini sulandırmak, rektörlerin devreye sokulması, basını harekete geçirmek…”

İsrail’den politik destek istenmesinden tutun da yapılan yolsuzluklara kadar birçok şey TSK’nın hakikatine eğilip imajını yenilemesi gerektiğini gösteriyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir