Tipin varsa TV’de işin var!

Böylesine “kesin” yargı ifade eden bir başlığı nasıl attığımı merak ediyorsanız biraz sabredin, onu açıklayacağım.

Ülkemizdeki basında, özellikle de yaygın popüler medyada kadınların; ‘erkeklerin bakışlarını tatmine yönelik’ nasıl birer ‘cinsel nesne’ olarak ‘kullanıldığı’nı görmek için aşağıda vereceğim birkaç örneğe bakmak yeterli olabilir. Bu yazımın başlığını “Medyada kadınların temsili” olarak da yazabilirdim. Ancak vereceğim örnekler erkekleri de kapsıyor. O başlığı atmamı sağlayan ya da buna neden olan iki etken vardı: Bunlardan birincisi; 24 Mart 2010 günü Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki “İletişim Günleri” panelinin konukları ve orada tartışılan “güzellik-yakışıklılık” konusu. İkincisi ise -birinci nedene göre çok daha yeni olan- Nursel Tozkoparan’ın Selda Atalay ile yaptığı röportaj.

İkincisinden başlayacak olursak anlatmaya, Türkiye’deki televizyon spikerlerinin, ‘kadınların her konumda cinssel nesne’ olarak lanse edilmesi ve erkek okurların ‘röntgencilik gereksinimini karşılamaya yönelik bir çaba’nın olduğuna dair izlenim oluşturuldu. Nasıl mı? Tozkoparan’ın röportajına ve röportajın başlığındaki “Açmayan spikerler azalıyor” ifadesine bakarak bunu açıklamaya çalışalım. Bu başlığı okuduğunuz zaman –biraz da merakla- “Neyi açmayan spikerler azalıyormuş?” sorusunu, kendi kendinize sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabını da spiker olan Atalay’ın kendi cümlelerinden aktaralım.

Tozkoparan’ın, Selda Atalay’a geçmişteki bir yazısını hatırlatarak sorduğu soruya karşılık, Atalay’ın verdiği cevabı yorumsuz olarak aktarıyorum. Soru: “Bir yazınızda ‘Mesleki kariyerin göğüs çatalından bacak boyuna endekslendiği bir dönem içinde, benim ekran ömrün ne kadar olur bilinmez’ demişsiniz. Ne demek istiyorsunuz? Yani haber spikeri olmak için bir göğüs çatalı ve bacak boyu mu lazım?”

Cevap: “İster haber kanalları ister başka kanallar olsun, ben son dönemde televizyonların hangisine bakarsam bakayım, dekoltenin ön plana çıktığını görüyorum. Haber spikerlerinde ön plana haberin çıkması gerektiğini biliyoruz. Biz böyle öğrendik, böyle gördük. Ama maalesef kostüm, saç, aksesuar ve özellikle de dekoltenin ön plana çıktığını, hatta bunun için de yayın kuruluşlarının, zaman zaman genel yayın yönetmenlerinin, spikerleri bu konuda teşvik ettiğini de bazı arkadaşlarımız vesilesiyle duydum. Bu beni üzdü, üzüyor da.”

Türkiye’deki televizyon sektöründe ‘magazinleşme’nin ön plana çıktığını, bu ifadeler bile tek başına göstermeye yetecek türdendir. Kendi mesleğini ve mesleğinde ‘karşılaşılan’ ya da kendilerinden ‘talep edilen’ uygulamanın nasıl olduğunu mesleğin çalışanlarından, spiker Atalay’ın sözleriyle aktardık.

Nedenlerimizden birincisine dönecek olursak, onu da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki “İletişim Günleri” paneline katılan 24 Televizyonu Moderatörü Fuat Kozluklu’nun ifadelerinden aktaralım. Programa katılanlar arasında NTV Ankara Haber Müdürü Uğur Şefkat ve CNN Türk Muhabiri Gonca Şenay’ın da olduğunu belirterek yazımıza devam edelim.

Televizyon haberciliği üzerine konuşulan programın asıl dikkat çeken konusunu “yakışıklılık ve güzellik” teması oluşturuyordu. TV’lerde ‘insan tipine/profili’ne verilen önemi Kozluklu’nun şu sözü özetliyordu: “Ekranda kalabilmek için burnumdan ameliyat oldum. Ekranda şekil, duruş çok önemli, eğer Defne Samyeli daha çok izleniyor idiyse bunun nedenlerinden biri ekrana yakışmasıdır.”

Bunların dışında bir de medyadaki haber dili’nin nasıl kullanıldığına dair sadece iki tane örnek vererek yazımızı noktalamak istiyorum. “X” TV kanalından ayrılan spikere yönelik kullanılan haber dili aynen şöyle: “Erkekleri uyutmayan kadın olarak tanınan spiker artık ‘Y’ kanalında…” Bir başka örnek de: “X” TV’nin güzel spikerleri arasında ‘Ben de varım’ diyen ‘Y kişi’, (…) programıyla erkeklerin uykusunu açıyor...” Bunlar aynı zamanda şunu gösteriyor: eğer ‘tipiniz varsa’ TV’lerde işiniz var demektir.

Unutulanlar: Kelimelerin bazı kişileri, kurumları, kavramları temsil ettiğini düşünerek, farklı temsillerin birbirlerine eklemlenip, bizlerin dünyaya, topluma, insanlara bakışımızı biçimlendir(ebil)diğini unutmayalım!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir