Teyakkuz halinde olmalıyız

15 Temmuz Türkiye’yi işgal girişiminin başarıya ulaşamaması bu tehlikenin geçtiği anlamına gelmemelidir. Çünkü böyle bir girişimin içinde olan iç ve dış güçler, bunun devamını farklı denemelerle tekrarlayacaktır. Belki de en başta terör saldırıları, eski cumhuriyet ideolojisi üzerinden laiklik tartışmaları, değişik cemaat ve tarikatların hedef alınması ve Alevi-Sünni ayrıştırmaları şeklinde deneyeceklerdir.

Sırasıyla değerlendirelim. Dini cemaat görünümlü bir yapının darbe girişimi ne yazık ki diğer cemaat ve tarikatlara olan güveni de zedeledi. Bazı kesimlerde buna karşı önlemmiş gibi laiklik kutsanarak eski cumhuriyet ideolojisi özlemi üzerinden İslami ruh zedelenmek isteniyor. Yeniden laikliğin gündemde tutulması, eski cumhuriyet ideolojisinin ısıtılması, Alevi vatandaşların ‘ötekileştirildiği’ söylemleri yeni tehlikelerin habercisidir. 15 Temmuz sonrası bir ve bütün haline gelen toplumu yeniden tefrikaya sokma girişimleridir. Teyakkuzda olmamız gerekiyor!

Batı’nın 21. Yüzyıldaki tutumu “İslam’ı İslam’la savaştırma” stratejisi üzerine kurulu. Bu niyetlerini ve uygulamalarını özellikle terör saldırıları üzerinden gösteriyorlar. İkiz Kulelere saldırı, Paris’teki Charlie Hebdo saldırısı, Brüksel saldırısı, Almanya’daki camilere yazılan yazılar ve önüne konulan domuz başları, Avusturya havaalanlarına Türkiye’yi karalamaya yönelik yazılan yazıların arkasında hep bu anlayış vardır. Ve ne yazık ki bunların birçoğu da DAİŞ terör örgütü üzerinden İslam’la bağdaşlaştırılıp, İslamafobi yaygınlaştırılıyor.

Şimdiye kadar her yolu deneyen hain odaklar, şimdilerde dini cemaat görünümlü kapalı yapılarla Türkiye’nin yürüyüşünü sekteye uğratmaya çalışıyor. 15 Temmuz’daki FETÖ örneğinde bunu net bir şekilde gördük. 15 Temmuz işgal girişimi ile Türkiye’yi sekteye uğratamayanlar yeni dönemde laiklik, eski cumhuriyet ideolojisi, Alevilik, solculuk, cemaatçilik, tarikatçılık gibi kavramlar üzerinden kutuplaşma oluşturmaya çalışacak.

Yıllarca laiklik üzerinden toplumu kutuplaştıran, her olayda “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganı atarak meydanlara dökülüp cumhuriyet mitinglerinin düzenlendiği günleri gördük, yaşadık ve belli kesimlerin nasıl ötekileştirildiğine şahit olduk. İşlenen cinayetleri “Allahu ekber diyerek tetiği çekti” şeklinde lanse edip -tıpkı Batı’nın yaptığı gibi- İslam’ı, dindarları hedef seçtiler. PKK, PYD, TAK, DAİŞ gibi terör örgütlerinin eylemleriyle Türkiye üzerinden İslam’a saldırdılar.

Ortadoğu’da mazlum coğrafyaların sesi olmaya çalışan Türkiye, terör örgütleri aracılığıyla birçok kez engellenmek istendi. 15 Temmuz bunlardan biriydi ve paydaşları arasında çok sayıda ülke de vardı. Nereden mi biliyoruz? Bunun en büyük kanıtı ise darbe girişimi sonrası başta Batı olmak üzere birçok ülkenin kafasını kuma gömerek Türkiye’nin yalnız bırakılmasıydı. Amaçlarına ulaşamamışlardı ve gelecek yüzleri yoktu. Tıpkı darbe girişimini küçümseyen, bunu bir oyun olarak gören, 240 şehidi unutan, binlerce gaziye duyarsız kalanlar gibi. Aslında bunların hepsi bir anlamda bu kanlı girişimin “ortaklarıdır.”

Bunlara rağmen 15 Temmuz akşamı sokağa çıkan Türk milleti tarihin akışını değiştirmişti. Şimdi bu olayı unutturmaya çalışmak yeni tehlikelerin habercisidir. Yeni girişimler olacak demektir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ilk başta PKK üzerinden kışlalara saldırı ve buraları ele geçirme girişimleri yaşanabilir. Düşünsenize 15 Temmuz akşamı FETÖ’nün Emniyet, MİT, TRT vb. kurumları ele geçirme girişimiyle toplumda oluşturduğu psikolojiyi… Benzer girişimler bu kez PKK eliyle askeri tugaylara, taburlara, karakollara yapılabilir. Allah fırsat vermesin deyip teyakkuzda olmalıyız.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir