Sosyal medya çıktı, yüz yüze iletişim unutuldu

Kişiler ve gruplar arasındaki en etkili iletişim yönetimi yüz yüze olanıdır. Samimiyet, saygı, sevgi, mimik hareketlerinin katkı sunduğu yüz yüze iletişim yöntemini ne yazık ki gelişen teknoloji ve imkanlar sayesinde unutmaya başladık.

Özellikle 21. Yüzyılda gelişen ve değişen teknoloji beraberinde sanal iletişimi de getirdi. Hepimizin çokça yakındığı ama bir türlü vazgeçemediğimiz “sanal iletişim ve etkileşim” yöntemi her geçen gün yüz yüze iletişimi unuttururken, yeni bir sorun alanı da oluşturuyor.

Özellikle sosyal medya kullanımının yaygınlaştığı, ilkokuldan başlayıp da ileri yaşlara kadar hemen herkesin bir facebook, twitter, ınstegram, youtube ve daha birçok sosyal medya hesabına sahip olması, buralarda kendilerini “özgürce” ifade etmeleri ve bu alanların yeterince denetlenememesi yeni bir problemli alan oluşturdu.

Öyle ki birini ziyaret etmekten sıkılan, birine derdini anlatmaktan kaçınan, birinin hal ve hatırını sormaktan üşenen, birine sitemini dile getirmekten çekinen kişi, kendine “müdahalesiz” ve cüzi bir maliyeti olan yeni bir alan bularak istediği her şeyi yazma, ifade etme “özgürlüğü” yakaladı. Böylece yüz yüze iletişim unutulur hale geldi.

Oysa iletişimin temel bileşenlerinden “gönderen –ileti/mesaj – alıcı” üçlüsü yüz yüze iletişimde duyguyu, samimiyeti, hal ve hareketlerini daha kontrollü halde ilerletirken; sanal ortamda tam da kontrolsüz bir ilerleme ve kestirilemeyen bir sonuç doğabiliyor. Sanal iletişimde çoğu kez muhatabın gerçek olup olmadığı, yazılanların hangi yaş ve cinsiyet grubuna dahil olup olmadığı ve karşınızdakinin surat ifadesi, mimik hareketlerinin ne şekilde olduğunun bilinip bilinmemesi sağlıksız iletişimi besliyor.

Annesine, babasına, eşine, dostuna, arkadaşına, amirine, memuruna, yöneticisine, iktidarına, muhalefetine sitem eden, derdini anlatmaktan kaçınan, içindekini dökmek isteyenler için sınırsız bir alan haline gelen sosyal medya, aynı zamanda yeni bir nesil oluşturuyor. Bunu  asosyal iletişim nesli diye ifade etsek yanlış olmaz herhalde. Geçenlerde duyduğum şu cümle tam da bu asosyal nesli ifade ediyor:

-Bayramda neden aramadın veya mesaj göndermedin?

-Canım ya sosyal medyadan paylaştım görmedin mi? Orası kamuoyuna açık alan, isteyen o mesajı kabul edebilir.

Belli ki iki yakın arkadaş veya akraba olan bu iki kişinin davranışı ve karşılıklı iletişimden doğan cümleleri, geldiğimiz nokta açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konuyu bize hatırlatıyor! Sadece bu örnek mi? Değil elbet de. Aynı evi paylaşan bireyler arasında bile mesajlaşma yoluyla iletişim kurulduğuna çoğu kez tanıklık ediyoruz veya bunu duyuyoruz.

Bir başka örnek daha verecek olursak. Gerçekte sahtekar, yalancı, hırsız, pis nefisli olan kişilerin, kaybettikleri kimlik ve kişiliklerini sağdan soldan topladıkları güzel ve süslü sözlerle elde edeceklerini zannederek, kendilerini sosyal medyada birer “evliya, kahraman” gibi takdim etmesi, sanal iletişimin ne kadar samimiyetsiz olduğunu ve yüz yüze iletişimin “öz yurdunda” ne kadar garip kaldığını gösteriyor.

Ve son olarak geldiğimiz noktada yüz yüze iletişim ya seçim zamanları ya da iş görüşmelerinde başvurulan iki “ihtiyaç” haline geldi. Hani bir söz var ya: “Delikli demir çıktı mertlik bozuldu.” Şimdi sosyal medya çıktı, yüz yüze iletişim unutuldu.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir