Siyaset ve demokrasi saldırıları

Son günlerde yaşananlar sivil siyasete ve demokrasiye yönelik yapılan saldırılardır. 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da meydana gelen, öncelikle Rumlara yönelik taciz ve yağlama olaylarını tekrar yazmaya gerek yok, bunları hepiniz hatırlıyorsunuzdur. En azından her 6-7 Eylül’de bunlar gündeme gelir.

Bugün de “Türk-Kürt çatışması” oluşturmaya çalışılıyor. Ve bunun adını da ‘garibanizm’ koyacaklar. Bakın kaç gündür şehit haberi, yaralanmalar duymaya devam ediyoruz. Amaçları bunları duyurmak olan bu şer odaklarının, hiçbir zaman başarısı(!) mümkün olmayacak. İnegöl’de çıkan olaylar, Dörtyol’da şehit edilen polislerimiz, Osmaniye’deki hain pusular… Bunların hiçbiri amaçlarına ulaşamayacaktır.

Bunların amaçlarına ulaşmaması için vatandaş olarak herkes üzerine düşeni yapmalı. Galeyana gelip de, sokaklara dökülmek, dükkânları yakmak, bankaları taşlamak, kamu malına zara vermek, etnik ayrımcılık yaparak, birbirlerinin yaşam hakkını gasp ederek ve hepsinden önemlisi insan olduğu unutarak bir şey yapamaz.

Halkın oyuyla iktidar olmuş, ‘halk için’ özgürlük diyen, demokrasi isteyen, bunları daha da yükseltme gayesinde olduğunu vurgulayan bir iktidar var. Bunları yapamazsa işte o zaman işler daha da karışır. Hesap sorarsınız. Referandum, AK Parti’nin son şansıdır. Eğer Referandum’dan yüzde 51 “evet” çıkarsa ve AK Parti şimdiye kadar bulunmuş olduğu vaatleri yerine getirmezse bir daha iktidar yüzü göremez.

Diğer yanda da “kendilerini kurtarmaya çalışan, hain, işbirlikçi, satılmış” diyen muhalefet var. Halkın kafası iyice karışmış vaziyette. Kim, neye inanacak bunu bilmiyor? Biri fındık topluyor, diğeri de sepet tutuyor. Hepsinde “hain” edebiyatı yapılıyor.

Meydanlar karıştı, karışıyor. Siyaset kızıştı. Siyaset kızıştıkça meydanlar da karışıyor ve bu karışıklıktan yine vatandaş zarar görüyor. Fitne fesat aldı başını gidiyor. Bakalım nerede duracak. Umarım 12 Eylül’de bunlar durur. En azından, genel seçimlere kadar devam etmez. Yoksa çok insanın canı yanar böyle giderse. Bu da ülkedeki huzuru, refahı zedeleyecektir. Böylece yapılan şeyin adı: Sivil siyasete ve demokrasiye saldırı olacaktır. Bu yapılmaya devam ederse, durum daha da kötüye gider.

Yeniden 6-7 Eylülleri, 12 Eylül’ün o iğrençliklerini, onursuz ve gururuz hareketlerini yaşamak istemiyoruz. Bunu isteyenlerin vicdanlarını sorgulamaları gerekir. Şer odaklarının içimize sokacağı fitneden nemalanmak isteyenler geçmişte olduğu gibi şimdi de muradına eremeyecekler.  ‘Tavan’dan gelen küfürler, ‘taban’ın duasını engelleyemeyecektir.

Birkaç gün önce “Referandum raydan mı çıkıyor?” başlıklı yazı yazmıştım. Şimdi Referandum tartışmalarının raydan çıktığını görüyorum. Anayasa tartışmaları, küfür tartışmalarına döndü. Bu tartışmaların ana etkenleri hep sorgulanıyor ve sorgulanacak. Her parti tabanında ve tavanında bir sorgulayan kesim var, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bu Referandum çok önemli çünkü bunun muhatabı halktır. Budan çıkacak her iki sonuçtan da halk etkilenecektir. Halk karar vermeye alışık ama o kararı ‘özgürce’ vermeye alışık değil. Halk, belki de bundan sonraki Referandum’larla ilgili kararların ‘özgürce’ verileceği bir ortam için, ilk ‘özgür’ kararını bu Referandum’da verecek. Şu anda yapılanlar aslında bu ‘özgürlük’ün önünü tıkamak içindir. Ortamı güvensiz hale getirip, insanların özgürce karar vermesine engel olmaktır.

Boykot çağrılarının altında yatan nedir? Bu boykotlar dillendirilmese de geçmişte yine yapılmıştı.

Unutulanlar: 29 Mart yerel seçimlerinde bir yerlerde güvenlik zafiyeti yapıldı ve oylar nerelere gitti, nasıl kullanıldı? Bunların hepsi ilerleyen günlerde ortaya çıkacaktır.  Bugün de aynısını yapmaya çalışıyorlar. Kılıçdaroğlu da yanlış yere sesleniyor aslında. Bunu o da biliyor, ama işine gelmiyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir