Şehzadeler Şehri Amasya’dan notlar

Gündeme ve siyasete biraz ara verip bir gezi yazısı kaleme almak iyi gelecek. Operasyonlar, davalar, duruşmalar, partilerin iç işleri, kabine değişikliği üzerine bakan toto söylemlerini bir kenara bırakıp Amasya üzerine birkaç kelam etmek isterim.

Sebeb-i ziyaretimiz acemi askerlerin yemin töreni. Ankara – Amasya arası özel aracınızla yaklaşık 4 saatlik yolculuk mesafesinde. Elmadağ, Kırıkkale, Sungurlu, Çorum derken kendinizi Amasya’da buluyorsunuz. Birkaç noktadaki yol çalışması dışında gayet güzel bir ulaşım keyfi yaşıyorsunuz. Ancak Merzifon ve Amasya yol ayrımından şehre yaklaşık 80 kilometrelik tek şerit olunca, yolculuğunuzun keyfi kaçıyor. İnşallah yetkililer en kısa sürede Amasya gibi tarihi ve turistik bir şehrin yolunu çift şeritli hale getirir.

Merkez nüfusu 140 bin civarında olan Orta Karadeniz’in şirin bir ili Amasya. Şehzadeler Şehri diye karşılıyor misafirlerini. Sabahın 6’sında şehre giriş yapıyoruz. Amasya uykusundan uyanmış. Amasya Belediyesi’ne ait araçlar, temizlik işçilerinin yoğun çalışması ve caddelerin temizliği yerel yönetimin başarısı hakkında kısa da olsa bilgi veriyor.

Amasya Evleri şehrin dokusuna önemli katkı sunuyor. Kaleler, bedestenler, camiler, türbeler, hanlar, çeşmeler huzur veriyor. Harşene Dağı üzerinde kurulan Amasya Kalesi bütün heybetiyle şehri selamlıyor. Hemen kalenin dibindeki Amasya Evleri fotoğraf çektirmek isteyenlerin en çok mola verdiği yerlerin başında geliyor. Nehrin iki yakasını bileştiren köprüler, hemen yanındaki bisiklet yolları ayrı bir güzellik katıyor. İnsanın her yeri gezesi geliyor. Biz günübirlik ziyaretin acizliğini yaşadık. Tadı damağımızda kalsın deyip başka bir zamana randevulaştık Şehzadeler Şehri Amasya ile.

Buradan sebeb-i ziyaretimiz olan askeri yemin töreni için General Hikmet Akıncı Kışlasına geçiyoruz. Kışlanın kapısında Türk Bayrağı ve Atatürk posteri eşliğinde “Asil Türk milletinin fedakâr anne ve babaları; yiğit oğullarımızın yenim törenine hoş geldiniz” yazısı ile karşılaşıyoruz. İyelik eki ile yazılmış, sahiplenilmiş askerlerin durumu insanı gururlandırıyor.

Sabahın 5’inden beri kışlanın bahçesinde kuyruğa giren, bir an evvel evladına, kardeşine, nişanlısına, yavuklusuna, akrabasına kavuşmak isteyen ailelerin heyecanı, sabırsızlığı görülmeye değer. (Ama bu sürede yaşatılan çile ise yakışmıyor.) Yaklaşık 3 saat bekledikten sonra kapılar açılıyor ve herkes tören alanında önlerde yer kapmak için birbirini ezercesine koşuyor. İnsanın en çok sinirleneceği davranışlar böyle bir günde daha sempatik görünüyor ve gülüp geçiyorsunuz.

Yaklaşık 10 bin ailenin yer aldığı tören alanında, hepsi birbiri gibi yeşiller içinde uygun adım marş diyerek yürüyen askerleri görüyorsunuz. Hem gururlu bir o kadar da duygusal olan aileler, gözyaşlarını daha fazla tutamıyor. Herkes evladının hangi sırada, kaçıncı takımda yer aldığını görmek için büyük çaba sarf ediyor.

Ve beklenen an geliyor, saygı duruşu ile İstiklal Marşı okunuyor. Sancak geçişi ile tören başlıyor. Alana sığmayan vatandaşlar tankların üstünde töreni izliyor. Bu manzara 15 Temmuz gecesinde hainleri durdurmak için tankların altına yatan, üstüne çıkanları hatırlatıyor. Bu millet hainlere karşı tankları durdurmayı da Mehmetçiğe destek olmak için tankların üstüne çıkmayı da iyi biliyor. Tören komutanının konuşmasında 15 Temmuz Şehitleri ifadesi dikkat çekiyor. Ve mutlu son; “Bayrak, Silah, arkadaş al” komutuyla yemin edilip ailelerle buluşuluyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir