Sapkınlığa davetiye çıkartıyoruz

Türkiye son günlerde 10 yaşındaki Berat Can’ın katliamı ile sarsıldı. Gayri meşru ilişkiler, birtakım TV dizisinde işlenen konular ve gösterilen karakterler, bilmem ne programları ile zıvanadan çıkan bireyler hep birlikte sapkınlığa adeta davetiye çıkartıyor(uz.)

Son bir yılda, belki bir haftada medyada yer alan haberlere baktığımız zaman, toplumsal erozyona uğradığımızı fark etmemek elde değil. Ne yazık ki git gide parçalanan aileler, değerlerden uzak yetişen bireyler ve toplumu endişelendiren ahlak erozyonu ile karşı karşıyayız.

Dizi kültürünün ‘gelişmiş’ olduğu Türkiye’de her sezon onlarca yeni dizi oynatılıyor. Dizilerin veya filmlerin bir kısmında seyircilerin duyguları sömürülüp, insanlarla alay ediliyor. Yetmiyor bu diziler aynı zamanda ihraç ediliyor. Ama birçok izleyici bunun farkına bile varmıyor. Bunlardan bir tanesi “Fatmagül’ün Suçu Ne” isimli diziydi. Böyle durumlarda hemen karşı hamle gelir. “Sen bu diziye şunu söylüyorsun da bak bu dizide de şu sahneler var” tepkisi şap diye suratınıza çarpar.

Oysa ‘eşcinsel, tecavüzcü ve tecavüze uğrayan’ gibi karakterlerin bulunduğu dizi ve filmlerin çocuklar üzerindeki etkileri az çok biliniyor. O sahnelerdeki ‘iyi’ ya da ‘kötü’nün ne olduğunun ayrımına varamayan çocuklar, bir zaman sonra bu eylemleri tekrarlıyorlar! Bunların çok daha kötü sonuçlarından biri de ‘Ensest’ ilişkiyi başlatabiliyor olması.

Ebeveynlerin, çocukların ruh ve beden sağlığını korumaları için “cinsel, eşcinsel içerikli dizi ya da filmlerden” özenle çocuklarını uzak tutmaları gerektiği her fırsatta söyleniyor; fakat buna rağmen çocuklara bunlar izlettiriliyor. Yetmiyor üniversitelerde gençlere eşcinseller tarafından ‘ders’ verdiriliyor.

Dün Haber Vaktim gazetesinin manşetinde de bu konu ‘Sapkınlar Üniversitede’ başlığıyla verilmişti. Evet, o üniversitede ben de okudum. Ve maalesef İletişim Fakültesi’ne eş cinsel getirilerek ‘toplumsal cinsiyet’ adı altında ‘ders’ verdiriliyor. Kaos GL adlı grubun temsilcilerinin geldiği dersleri arkadaşlarımızla nasıl terk ettiğimizi hiç unutmuyorum. Ve şimdi ‘zorunlu’ bir ders olarak da yer alacakmış. Ama görüyorum ki o günden bugüne çok fazla bir şey değişmemiş.

Dönüp medyaya bakıyoruz bir taraftan dizilerle sapkınlığı ‘meşrulaştırırken’ bir yandan da gazetelerde, TV’lerde yer alan haberleri okuyoruz, izliyoruz. İçimiz kan ağlıyor. Bun tür hadiselerin çok sayıda örneği var. Mesela, Ankara 5. Aile Mahkemesi ilginç bir boşanma davasına sahne oldu. İddiaya göre kocasına ‘salondaki kanepede uyu’ diyen kadın, gece yatak odasına sevgilisini alıyor. Sabah uyanan koca, eşi ile sevgilisi olduğu iddia edilen şahsı yatak odasında görüyor… Sonuç boşanma ile bitiyor.

Berat Can olayında iddia edilenlere göre anne ile ilişki yaşayan katil zanlısına Berat Can’ın annesi ‘çocuğu ortadan kaldır ilişkimizi deşifre etmesin’ diyor. Sonuç; Berat Can katlediliyor. Türkiye bir kez daha sarsılıyor.

Bilmem neredeki ‘öğretmen’ hangi öğrenciye tecavüz ediyor. Hangi ‘imam’ 14 yaşındaki kızla gönül ilişkisi yaşıyor. İşte dizilerimizdeki rollere de ‘özenerek’ kendilerini ‘kahraman’ olarak gören bu sapıkların, 5, 10, 15 yaşındaki evlatlarımıza tecavüz edip, minik yavruların hayatını karartacak kadar vicdansız olduklarını görüyoruz. Buna rağmen hâlâ bu toplumu ‘yozlaştırmaya’ yönelik dizi, film, söylem ve eylemlerle karşı karşıyayız. Kurt içerden oymaya devam ediyor haberimiz olsun!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir