Sahtekârlık için bir kapı daha

Değişen ve gelişen teknolojiyle birlikte popülerleşen yeni medyanın -sosyal medyanın- sahtekârlıkları haberlerde yer almaya başladı.

Sosyal medyanın “popülerleşmesi” beraberinde farklı temsilleri de getiriyor. Geleneksel medya (Televizyon, gazete, dergi vb.) ile oluşturulan temsiller ve temsil sorunları, sosyal medya ile daha da artmaya başladı. Kimin, nerelerde, ne kadar ve nasıl temsil edildiği sorularına baktığımızda, karşımıza çok farklı cevaplar çıkıyor.

Çocukların istismar edilmesi, kadınların cinsel obje gibi gösterilmesi, erkeklerin egemen ve her işi aklıyla bitiren olarak temsil edilmesi gibi, çok sayıda değişik temsil türü görebiliyoruz. Bu temsil sorununa bir de sahtekârlıklar eklenince, durum daha da vahim oluyor. Değişik amaçlarda kullanılan medyanın bir de propaganda yapabilme özelliğine baktığımızda, bu alana sosyal medyanın da dâhil olduğunu görüyoruz.

Toplumun kendine, temsil alanı olarak yer bulduğu sosyal medyaya, siyasetçilerin de dâhil olduğunu görüyoruz. Birinci Dünya Savaşı’ndan beri, medya araçları ile yapılan propaganda geleneğine şimdi yenileri eklendi. Sosyal medya veya yeni medya dediğimiz internet, sosyal paylaşım ağları (Fecebook, Twitter) gibi iletişim araçları kullanılarak, siyaset yapılmaya başlandı.

Siyasi iletişim ve propagandanın siyasetteki başarısının yanı sıra, bunlara bir yenisi olarak da sosyal medyayı görüyoruz. Halkla ilişkilerin çok iyi tutulması gerektiğini bilen siyasetçiler, sosyal paylaşım ağlarında, “halkla birlikte”lik mesajı vererek, oralarda temsil edilmeye başlandılar.

Her ne zaman olursa olsun, içinde bulunulan toplumun değerlerinin dikkate alınamadığı bir siyasette başarının olamayacağı aşikârdır. Dolayısıyla “toplumun olduğu alanlarda sen de olacaksın” ki toplumla iç içe olduğun anlaşılsın. Ancak bu olay medyada çok farklı gelişiyor. Türkiye’de de siyasetçilerin sosyal paylaşım ağlarına dâhil olup, toplumla iç içe siyaset yapmaya karar verdiklerini görür gibiyiz.

Halkla ilişkiler ve siyasi iletişim yanında propagandanın da önemli olduğunu düşündüğümüzde, Twitter’da yapılan siyaset örneği hatırımıza geliyor. Günümüz siyasetinde aday ya da liderlerin propaganda yapmak için kullanacakları iletişim araçları arasında televizyondan gazeteye, dergiden radyoya ve internete kadar, tüm iletişim araçlarının kullanılması başarı için çok önemlidir.

Bunu fark eden siyasetçilerimiz sosyal paylaşım ağlarına üye olamaya başladılar. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün üyeliğinden sonra, Kemal Kılıçdaroğlu derken, Devlet Bahçeli’nin de sosyal paylaşım ağlarındaki mesajlarını okumaya başladık. Bahçeli, 10 Kasım sürprizi yaparak ilk mesajında “yazılan her kelimenin kendine ait olacağını” söyleyip “(Twitter’da) Alaka çok yüksek. Anlaşılıyor ki bu aile beni benimsedi. Biliniz ki her kelime bana aittir. 2023 Yükselen Ülke: TÜRKİYE Hedefine varmak için 24, 25 ve 26. yasama dönemlerini kapsayan 12 yıllık tek başına MHP iktidarına var mısınız? ”diyerek yen propaganda aracıyla mesajlarını iletti.

Bir de bunların dışında, başkaları adına yapılan üyelikler var. Bunlardan birisi de -dün çıkan haberlerden hatırlayacağınız üzere- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan adına, sosyal paylaşım sitesi Twitter’da “onlarca hesap açıldığı, bu hesapların takipçilerinin de 27 bine yakın bir rakama ulaştığı” bilgileriydi. Yani sahtekârlık için bir kapı daha aralanmış.

Unutulanlar: “Sosyalleşme ağlarının geçici bir moda mı, yoksa haberleşmeyi kalıcı bir biçimde değiştiren yeni bir yapılanma” mı olduğu tartışılırken, sırasıyla yenileri geliyor. Şimdi sıra Twitter’da. Bakalım bundan sonra ne olur.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir