Safları Sık Tutun Araya PKK Girmesin

Her cuma namazında imamlar hatırlatırlar: “Saflarınızı sık ve düzgün tutun araya şeytan girmesin…” Şimdi ben de diyorum ki saflarınızı -Türkler ve Kürtler olarak- sık tutun araya PKK girmesin. Bu yazının asıl özeti işte budur.

Yaşanan hain saldırıyı duyar duymaz aklıma, birkaç gündür gündemin ilk sıralarında olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Hakkâri ziyareti geldi. Gül, oraya moral ziyaretinde bulunarak sınır birliklerini denetlemişti. Şimdi ise Hakkâri haberleri şehitlerimizle zirve yaptı. Bu saldırı buna bir ‘cevap’ mıydı? Ne yazık ki o moral ziyareti kısa sürdü ve 24 canımızı kaybettik. Allah hepsine gani gani rahmet etsin.

PKK terör örgütü önceki gün de Bitlis’te mayın patlatarak 5 polis memurunu ve 4 sivil vatandaşı katletmişti. İşte üst üste gelen ölüm haberleri, ölü sayısının da yükselmesiyle sabırları taşırdı. Devletin zirvesi de millet de artık ‘yeter’ dedi. Kendilerini ‘Kürt kökenli vatandaşların haklarını savunduklarını’ zanneden teröristler, sadece askeri, polisi değil oradaki Kürt kökenli vatandaşları da öldürüyor. O zaman sorarlar adama “Neyi savunuyorsunuz?” diye.

Ramazan Bayramı’ndan önce Silvan saldırısı ile yeni bir yola girileceğinin işaretini veren hükümet, ‘Bayramdan sonrasını bekliyoruz’ demişti. Şimdi hem yeni anayasa çalışmalarının başladığı hem de geçen yıl Habur’dan gelen PKK’lıların Türkiye’ye girişlerinin yıldönümü olan bir günde bu saldırı gerçekleşti. Hükümeti çatışmaya zorlayan PKK ve yandaşları, silahların konuşmasında ısrar ediyor. Anlaşılan o ki demokratik açılımdan PKK çok da memnun değil.

Bunlara rağmen Türkiye Dağlıca baskınında akıl yolunu tercih etmiş çatışma ortamına çekilmek istenmesine rağmen kanın durmasını istemişti. Ancak bugün yaşananlar şunu gösteriyor ki kanın akması PKK’nın işine geliyor. Kendilerini Türkiye ile çatışacak ‘güçte’ görüyorlar.

Diyalog ve demokratikleşme çabaları sabote ediliyor. Şunu gömüyorlar ki şiddetten bir sonuç çıkmıyor, çıkmaz! Dünkü bu elim saldırının ardından sosyal medyada iki önemli husus ön plana çıktı: Birincisi birçok Tv programı, tepki olarak yayınlanmadı. İkincisi de insanların itidal çağrısıydı. Tabii bunların yanı sıra provokatif mesajlar da vardı. “Erzurum’da BDP İl Başkanlığı ateşe verildi” gibi. Bundan sonraki süreçte bu tür provokatif eylemlere dikkat etmek gerekiyor. Toplum olarak bir ve bütün olmak gerek.

Öte yandan siyasi kanattan da sert açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanı Gül, “Bize bu acıyı yaşatanlar bunu misliyle ödeyecekler. Bunun intikamı ağır olacak.”dedi.  Başbakan Erdoğan da “Nefesimiz enselerinde” diyerek mücadeleden vazgeçmeyecekleri mesajını verirken Kılıçdaroğlu’ndan talihsiz bir açıklama geldi ve “Demokratik ülkelerde böyle durumlarda hükümet istifa seçeneğini düşünür.”dedi. Allah aşkına böyle bir günde bu söylenir mi? Başbakan’ın imza cevabı da ayrı bir talihsizlikti. Nerede neyin konuşulacağını aslında bu siyasetçiler daha iyi biliyorlar. Fakat bir türlü birlik olamıyorlar. Bu terör belasından da Kandil gibi yerlerin güvenli bölge olmaktan çıkarılması, KCK ve PKK’nın lider kadrosu tasfiye edilmelidir. Bunun yanı sıra sınır güvenliği sağlanmadan barış mümkün görünmüyor.

Unutulanlar: PKK, Türk halkı ile Kürt halkını çatıştırmak istiyor. Bundan en fazla zararı da Kürt kökenli vatandaşlar görüyor.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir