Rusya’ya karşı kuzu, Türkiye’ye karşı kurt

Beş yıldır Suriye’de akan kan zalim Esed’in yanı sıra öyle görünüyor ki Rusya’nın da eline, yüzüne hatta diline bulaştı. Suriye’de akan kanı durdurmak bahanesiyle “DAEŞ ile mücadele etmek için Suriye’ye gidiyoruz” diyen Rusya ne olduysa beyin travması geçirip bir anda hedefini değiştirdi. Türkmenler başta olmak üzere sivil halkı bombalıyor. Bugün yaşanan tabloda ve akan kanda hiç şüphesiz bundan böyle Rusya’nın da payı çok fazladır.

Zor coğrafya olan Ortadoğu’nun kaderine bakar mısınız? Kan ve gözyaşının eksik olmadığı kadim coğrafyada, eskilerin tabiriyle ‘it-pişik cirit atıyor.’ Ve dünyadaki zalim yönetimler buna sessiz kalıyor. Herkes çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Dün ‘Kobani düşecek, peşmergenin geçişine izin verin, DAEŞ ile mücadele etsin’ diye Türkiye’ye yalvaran ABD yönetimi, bugün Türkiye’ye silah doğrultan PYD’yi, Ortadoğu’nun gözbebeği olan Türkiye ile eş tutuyor. PYD’yi meşru bir güç olarak görüyor. Ve Türkiye’nin kararlılığı test ediyor.

YPG’nin Fırat’ın batısına geçmesi halinde Türkiye’nin daha sert bir karşılık vereceğini açıklayan Başbakan Ahmet Davutoğlu “YPG, Fırat’ın batısına ve Azez’e yani Afrin’in doğusuna geçmeyecek” dede ve kıyamet koptu. PYD’yi destekleyen Rusya ve Esed rejimi algı operasyonlarına başladı. Türk askerinin Suriye’ye girdiğini ve yeni bir savaşın başlayacağı algısını oluşturmak istedi. ABD, BM başta olmak üzere herkes harekete geçip Türkiye’ye ‘YPG’yi vurmayı bırak’ bırak çağrısı yaptı. Bunun karşısına ise PYD-YPG’yi meşru güç olarak yerleştirdi. Tabii ki Türkiye bunu kabul edemez ve bu bölgede sessiz ka-la-maz!

Neden? Çünkü Azez bölgesinin ele geçirilmesi ile Türkiye ve Suriye’deki ılımlı muhaliflerin bütün bağlantısı koparılmış olacak, o bölgeye yeni bir ‘Kandil’ ve Kürt devleti kurulacak. Bu durumda o bölgede yaşayan yaklaşık 500-600 bin Suriyeli sınırlarımıza dayanacak. Ve bu kez Türkiye mülteciler üzerinden parçalanmak istenecek.

Mültecilerin Türkiye’ye geçmesi, terör unsurları için bulunmaz bir fırsattır. Mülteci adı altıda Türkiye’ye geçiş yapan terör mensupları, Doğu ve Güneydoğu’da PKK’nın yanında yer alıp askerimize karşı silah doğrultuyor. Bunu fark eden Türkiye, hem ABD’ye hem de Batı’ya resti çekti: “Gerekirse sınır kapılarını açarız, mültecileri otobüslerle, uçaklarla göndeririz” dedi.

Bunun karşısında panikleyen Batılı ülkeler hemen hareket geçti. Daha düne kadar bize şahinlik yapan Merkel, koşa koşa Ankara’ya geldi. Türkiye, Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Ziyarette Türk Genelkurmay Başkanı da yer aldı. Bu diplomasi hamlelerinde elbet de bazı kararlar alındı.

20 ülkenin yer alacağı bir operasyon gücünün konuşulduğu şu günlerde tek endişe belki de Türkiye’nin fili olarak Suriye’ye girmesi konusudur. Ama Türkiye bu hataya düşmez. Suriye’deki bataklığı artık herkes gördü.

Türkiye’nin en büyük çabası yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Azez bölgesini korumak, Suriye’deki ılımlı muhaliflerle iletişimi sürdürmek ve sınır güvenliğini sağlamak üzere. İçeride terör örgütleri ile aylardır çetin bir mücadele içinde olan Türkiye, dışarıda da stratejik hamleler ve diplomatik başarılarla bu yangından kurtulmaya çalışıyor.

Türkiye’nin YPG’yi vurmasıyla birilerinin eteği tutuştu. Rusya, aylardır sivilleri bombalarken buna ses çıkartmayan zalimler, Türkiye, YPG’yi vurunca şahinleştiler. Anlayacağınız Rusya’ya karşı kuzu olanlar bugün Türkiye’ye karşı kurt oldular. Ülkemiz için mutlak tehdit oluşturan YPG’ye yönelik Türkiye’nin yaptığı operasyonlara karşı çıkanların vatan sevgisinden şüphe duyulur!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir