Referanduma giderken -2-

Geçen haftaki yazımızı Şeyh Edebali’nin öğüdü ile noktalamış ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” demiştik. Şimdi görüyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamaması için hain planlar içinde olan Avrupalı bazı ülkeler, yeni entrikalar peşinde.

16 Nisan Anayasa Referandumu yaklaştıkça içeride ve dışarıda saflar iyice netleşiyor. İç politika referandumun evet ve hayır kısmı ile ilgilenirken; dış politikada önemli gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’nin yeni bir yönetim sistemine geçmek istemesi ve bu süreçte yurt dışındaki vatandaşlarla, seçmenler buluşmak istemesi, bazı ülkeleri rahatsız etti. Özellikle Almanya ve Hollanda’da Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanlarının bu ülkelerde konuşma yapmasını, referandum için ‘evet’ desteği istemesini engelleyip ‘Hayır’ kampanyasına katıldı. Türkiye’de ‘Hayır’ kampanyasını savunanları kabul eden Almanya, ‘Evet’ kampanyasını savunanlara salonları kapatıyor. Bunun adı çifte standarttır.

Her fırsatta medeniyetten, insan haklarından, iletişim özgürlüğünden, demokrasiden söz eden Avrupa, yeni bir karanlığın içine gömülüyor. Türkiye’nin yükselişini hazmedemeyen, 15 Temmuz hain işgal girişiminin gerçekleşmesi için gözlerini Türkiye’ye dikenler, yaşadıkları hayal kırıklığının şokunu bu tür girişimlerle atmaya çalışıyor. Ama nafile. Başaramayacaklar.

Tüm bunlara karşı PKK terör örgütünün propagandasını her platformda serbest hale getiren sözde demokrat Avrupa, Türkiye’nin meşru hükümetinin, bakanlarının konuşmasını bin bir türlü saçmalıklarla engelliyor. Almanya, Şengal’da PKK’ya sıkılan kurşunlardan rahatsız. Almanya, 1990’larda’da bunu yapıyordu. Almanya’nın asıl karın ağrısı burada. Ve bu tavrından dolayı aslında kaybeden tarafta yerini alıyor. İradesini terör örgütlerine teslim edenler aslında Türkiye düşmanlığı yapmaktadır.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yine güçlü bir çıkış yapıp “Ey Almanya ben istersem gelirim. Ben geldiğim zaman beni kapıdan sokmazsanız, beni konuşturmazsanız dünyayı ayağa kaldırırım” sözlerine MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’den de güçlü destek gelerek “Sayın Cumhurbaşkanı yalnız değildir, birlikte Avrupa’ya giderim” diyerek yine net tavrını koydu. Eğer dengeler iyi korunursa Türkiye’nin yurt dışına karşı sergilediği tavra MHP’nin anlamlı desteği devam edecektir.

Gelelim içerideki durumlara. Referandum sürecinde gözlemlediğim davranışların başında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma durumu geliyor. Yapılan değişiklik sisteminin gerekliliği ve gereksizliği konusunda herkes fikir sahibi görünüyor ama bilgi sahibi olanlar çok sınırlı sayıda.

Öyle ki bazen siyasi liderler bile gülünç duruma düşebiliyor. Bir kısmı ‘Biz hala kararımızı açıklamadık’ derken aslında içinde bulunmuş oldukları kafa karışıklığını açığa vuruyor. Hele hayır cephesinin en şiddetli savunucusu olan CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Yeni modelde cumhurbaşkanı ile başbakan farklı partilerden olursa buradaki problem nasıl çözülecek’ türü açıklaması büyük şaşkınlık oluşturdu.

Bu açıklamalar, yapılacak olan sistem değişikliğinin ve buna karşı çıkışın çok da bilgili ve bilinçli olmadığı şeklinde yorumlandı. Bu tür hatalar seçmende ister istemez rahatsızlık oluşturuyor.

‘Evet’ kampanyasına destek verenler ise yaptıkları bol toplantılarda sistemi ve değişikliğin neler getireceği vatandaşın anlayacağı bir üslup ve basitlikte anlatmalıdır. Çünkü kafa karışıklığı içinde olan geniş bir kesim var. Değişikliği savunanların inanması ve halkı da söylemleriyle, bilgileriyle, açıklamalarıyla ikna etmesi gerekiyor.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir