Referanduma giderken -1-

Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi için meydanlara inildi. Referandum için ‘Evet’ ve ‘Hayır’ tercihlerinin kullanımı noktasında propagandalar başladı. 18 maddelik anayasa değişikliği paketi 16 Nisan’da halkın önüne konulacak. Böylece Türkiye’nin yeni sistemi ya kabul edilecek ya da reddedilecek.

Bu sistem değişikliğine gidilirken referandum sürecinde kullanılan üslup, belirlenen politika ve atılan adımlar hayati önem taşıyor. Öfke, kendini beğenmişlik, tepeden bakmak, gurur, kibir kaybettirirken; alçak gönüllülük, sempati, doğallık, doğruluk ve dürüstlük kazandırıyor. Evet veya hayır tercihlerinin neden gerekli olduğu konusunda sahada olan, konferans veren, sohbet eden, TV ekranlarında boy gösteren, gazete köşelerinde yer tutan herkes samimi ve doğru bir şekilde fikir beyan ederek halkı bilgilendirmesi gerekiyor.

Özellikle TV programlarında – kavga gürültü çıkartsın, sırf reyting olsun diye- gereksiz isimlerin laf kalabalığıyla milletin kafasını karıştırmalarına izin verilmemelidir. İşi bilen, işin ehli olan insanlar çıksın medenice konuşsun, tartışsın vatandaşı bilgilendirsin. Çünkü zorlu bir süreçte böyle bir referandum yapılıyor. 15 Temmuz hain işgal girişiminin sarsıntıları hala bitmiş değil. Yeni plan ve programlar devrede…

Darbe girişiminin yargılamaları başladı. Darbenin asıl failleri, kara kutuları firar etti, arkasındaki uluslararası güçler henüz netleşmedi, suça bulaşanların birçoğu da tutuklandı; ama bunun yanı sıra basit gerekçe ve ihbarlarla mağdur olanlar da var. Hasta oldukları halde, çocuklarının hastalığı raporlaştırıldığı halde, ciddi anlamda mağduriyet içinde olanların durumu kamuoyuna yansıyor.

Öte taraftan yargılamalarda ve sanık ifadelerine baktığımızda bazı hainler ‘Darbe yaptık, idam dahi edilsem canım yanmaz’ gibi hayasızca açıklamalar yapıyor. İşte bunlara bağımsız ve tarafsız Türk yargısı gereken cezayı vermelidir.

15 Temmuz’dan dolayı –suça bulaşmadıkları iddia edilen-  tutukluların aileleri, yakınları ev ziyaretlerinde, salon toplantılarında ‘evet’ kampanyası yürütenlere yargılamaları ve Türkiye’nin geleceğini soruyor. Bu konuda sahada olanların bilgili olması ve tutarlı cevaplar vermesi gerekiyor.

Diğer taraftan bir araya gelmeleri hayal bile edilemeyen CHP, SP, BBP, HDP, PKK, FETÖ, DAEŞ ve diğerlerinin nasıl oluyor da aynı safta yer alıp ‘hayır’ dediğini de soruyor vatandaş. Terör örgütlerini dışarıda tutarak ‘Hayır’ kampanyası yürütenlerin de bunlara tutarlı cevaplar vermesi gerekiyor. Bir de ‘evet ve hayır’ cephesinin Şeyh Edebali’nin şu öğüdünü unutmaması gerekiyor.

Memleket işlerini noksansız gör. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın. Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulup gidebilirsin. Öfken, nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın... Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Bildiğin yere sık gidip gelme, muhabbetin kalkar itibar olmaz…

 

Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar aşağıdaki kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma, bilelim ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Ey oğul! Beysin; bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize gönül almak sana; suçlamak bize, katlanmak sana; acizlik bize, yanılgı bize, hoş görmek sana; geçimsizlik, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana; kötü söz şom ağız haksız yorum bize, bağışlamak sana. Ey oğul! Bölmek bize, bütünlemek sana; üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek sana, Şekillendirmek sana. Ey oğul; sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma: İnsan yaşat ki devlet yaşasın

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir