PKK Kudurdu!

Hakkâri’deki hain saldırı ile çok sayıda askerimizi şehit eden PKK, kendi “gücünü” bir kere daha test ettiğini düşünüyor. Bu saldırılardan sonra kendileri için büyük bir “talihsizlik” olan Van depremi ve sonrasında Türkiye’nin her tarafından vatandaşların bir araya gelmesiyle oluşan kardeşlik mesajı PKK’yı adeta kudurttu. Öyle ki kuduran teröristler enkaz kaldırma çalışmasından dönen Mehmetçiğe saldırmaya başladı.

Gözlerini bu kadar hainlik bürümüş bir örgütün ıslah olması yine bu milletin birlik ve beraberliği sonucu gerçekleşecektir. Önce polislere saldırarak 5 polisimizi, ardından da 24 askerimizi şehit eden teröristler, düzenlenen operasyonlarda verdikleri zayiatlar sonucu ne yapacaklarını şaşırdı. Van depremi ile birlik ve beraberlik mesajları veren halk, terörün yarasına tuz bastı. Asıl emelleri Türk-Kürt çatışması çıkarmak olan örgüt, yine saldırıyor.

Eğer terör yok edilecekse hep birlikte yok edilecektir. Kimse ‘bana ne’ dememeli. Herkes elinden geleni yapmalıdır. Buradan AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar’ın yazdığı ‘Kürt Ergenekonu’ kitabındaki çarpıcı bilgilere değinmek istiyorum. Tayyar, KCK’nın yasama, yürütme ve yargı organlarından oluşan şemasını çizerek, bunun bir nevi devlet örgütlenmesi olduğunu söylüyor.

Daha önceleri de okuduğumuz ve şimdi bir kere daha Tayyar’ın kitabında yer alan Abdullah Öcalan’ın bir zamanlar Harp Akademisi öğrencileri ile birlikte kaldığı bilgileri akıllarda hep şüphe uyandırmıştı ve uyandırmaya devam ediyor. Birazdan ifade edeceğim bilgiler de ülkeyi geçmişte yönetenlerin “gerçek yüzünü” gösterir niteliktedir.

Öcalan’ın “Tansu Çiller bana bombalı suikast planladı. Mesut Yılmaz bu bilgiyi Avrupa’da bulunan Yalçın Küçük vasıtasıyla bana ulaştırdı. Biz de tedbirimizi aldık.” ifadesi geçmişte terörle nasıl “mücadele” ettiğimizin göstergesi değil mi? (s.94)

Geçtiğimiz günlerde MİT-PKK görüşmelerinin kayıtlarının kamuoyuna yansıması çok tartışılmıştı. Sanki bunlar bilinmiyormuş gibi! Tayyar’ın kitabından devam edecek olursak sayfa 29’da Doğu Perinçek’in Ergenekon davası kapsamındaki ifadelerine dayandırılarak yazılan “PKK’nın 1975’te MİT tarafından kurulduğu” bilgisi, yine Kesire Öcalan’ın MİT ajanın kızı olduğu ifadesi ilişkiler ağını daha da karmaşık hale getiriyor.

Burada kitabını okumaya devam edelim. “MİT’le sahne alan örgüt KGB(Rusya) kontrolünde El Muhaberat (Suriye) ve Savama’nın (İran) kucağında büyüdü. Gençlik ve olgunluk çağında ise CIA (Amerika), MOSSAD (İsrail), MI6 (İngiltere), BND (Almanya) gibi çok sayıda istihbarat örgütü ile tanışıp işbirliği yaptı.”(s.47) Evet Almanya demişken geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in “Almanya’da Kandil’dekinin iki misli PKK’lı, DHKP-C’li var” sözleri bunun “ispatı” niteliğinde.

Dün akşam Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesud Barzani ile Davutoğlu, bir görüşme yaptı ve arkasından şu açıklamada bulunuldu: “Teröre karşı bundan sonra Kuzey Irak Kürt bölgesel yönetiminden de çok net bir tutum ile aktif bir destek ve dayanışma bekliyoruz.” Bakın 1992’de Türkiye, sınır güvenliğinin sağlanması için Barzani ve Talabani ile anlaşarak sınırda inşa edeceği karakollara peşmergeleri yerleştirmeyi planlamıştı. Ne mi oldu? Eşref Bitlis’in bu projesi peşmergelerin karakollardan kaçması ve kendilerine verilen silahları PKK’ya satması ile suya düşmüştü.

O nedenle Barzani’nin bundan sonra atacağı adımları iyi takip etmek gerekiyor. Çünkü 1983 yılı Mayıs ayında Hakkâri’ye bağlı Uluder’de 3 askerin şehit edildiği olay ve arkasından Irak ile sınır güvenliği anlaşması imzalanması da bir sonuç vermemiştir.

Bir başka sıkıntı da Öcalan’ın hem örgütü hem de Kürt siyasetini yönetmesidir. Bakın Öcalan ne diyor: “Leyla Zana’nın milletvekili olarak yemin töreninde Kürt kimliğini öne çıkarmasını ben söyledim ve Kürtçe konuşması konusunda önerim oldu.” (Tayyar, s.91)

Unutulanlar: Bugün Batı’nın yanında yer almak nasıl Türkiye’ye karşı olmaksa PKK’yı destekleyenler de Türkiye’ye karşı olanlardır!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir