Olimpiyat sevinci ve başarı hikâyesi

2012 Londra Olimpiyatları’na Türkiye büyük umutlarla 16 branşta 114 sporcu ile katıldı. Ancak oyuncuların kötü başlangıcı ve uzun süre “sıfır çekmesi” ile negatif eleştiri kaçınılmaz oldu. İlk olarak oyunculara hediye edilen altınlar gündeme geldi. Ardından eleştiri okları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’a yöneltildi. “Neden daha fazla madalya olmasın?” sorusu için buraya kadar olan konuların tüm ayrıntıları ile tartışılıp, değerlendirilmesi gerektiğini söylemek en tabii hakkımız olsa gerek.

Biz bugün 2012 Londra Olimpiyatları’nda Türkiye’nin sonradan atağa kalkmasını, İstiklal Marşımızı Olimpiyat Stadı’nda okutmasını, bunun ardındaki hikâyeleri ve oyuncuların azmini yazacağız.

Birbiri ardına alınan mağlubiyetler nihayet yerini güreşte Rıza Kaayalp’in bronz madalya kazanması ve Tekvando Erkekler maçında Servet Tazegül’ün İranlı rakibini 6-5 yenmesi ile değişti. İlk raoundu 1-1 berabere kalan maçın ikinci raoundundaki son iki dakikada Servet Tazegül’ün unutulmaz mücadelesini izledik. İranlı rakibini yenen Servet, 2012 Londra Olimpiyatları’nda ilk altın madalya kazanan sporcumuz oldu ve umutları yeşertti. Ancak Tazegül’ün iki ay önce annesini kanserden kaybetmesi ve şampiyonluğu annesine hediye etmesi başka bir hikâyenin sayfalarını aralıyordu.

Oyunlarda 69, 38, 30’uncu sıra derken, Türk sporcular ilk sıralara yükselerek bir gecede 3 madalya birden kazandı. En önemlisi de bunlardan birinin Olimpiyat Stadı’nda atletizim dalında alınan ilk altın madalya olmasıydı. Aslı Çakır Alptekin 1500 metre yarışını kazanarak altın madalyayı alırken, arkasından gelen ve neredeyse “arkandayım Aslı abla” dercesine onu yalnız bırakmayan Gamze Bulut’un gümüş madalya kazanması göğüsleri kabarttı, spikerleri coşturdu ve sporcuların inanmışlıkla dile getirdikleri açıklamaları benim gibi yüzlercesini ağlattı.

Aslı’nın ailesini ekranlara taşıyan TV’ler bir hikâyeyi daha aralıyordu. Aslı ailesi ile konuşurken kontorü yoktu. Ve onun başarısı bakkala ekmek almaya giderken keşfedilmişti. Şimdi ise Londra’dan altın madalya kazanarak ülkesine şampiyonluk getiriyordu.

Tabii ki gecenin madalya haberleri sadece bunlar değildi. 67 kiloda yarışan tekvandocumuz Nur Tatar da (Güney Koreli sporcuya yenilse de) gümüş madalya kazananlar arasına adını yazdırdı. Ve bir kez daha yüzümüzü güldürdü. Ardından birbirinden güzel başlıklar: “Türkiye’nin ‘Servet’i, Türkiye’nin ‘Nur’u, Türkiye’nin altın kızları…” haberleri yayıldı.

Böylece Londra Olimpiyatları’nda 2 altın, 2 gümüş ve 1 de bronz madalya ile madalya sayımız 5’e çıkmış oldu. Güreşte Rıza Kayaalp bronz, tekvandoda Servet Tazegül altın, atletizmde Aslı Çakır Alptekin altın, Gamze Bulut ve Nur Tatar gümüş madalya kazandı.

Diğer yandan madalya kazanamasa da erkekler tekvando 80 kiloda yarışan Bahri Tanrıkulu’nun kırık parmakla mücadele etmesi de azmin göstergesiydi.

2008 Pekin Olimpiyatları’nda 8 madalya kazanan Türkiye bu olimpiyatlarda beklenenin altında başarı gösterse de sporcuların açıklamalarından çıkarılacak dersler var. Olimpiyat Şampiyonu Aslı Alptekin, “Türkiye’ye teşekkür ediyorum, Ramazan ayında ülkeme bu madalyayı kandırmak istiyordum. Herkesin duasını içimde hissettim. İnandık.”

“İnanmak başarmanın yarısıdır” dedikleri bu olsa gerek! Başarıya odaklanmış bu güzel insanların ifadeleri bir kez daha bu sözün haklılığını gösterdi. Hepsini tebrik ediyoruz. Sanırım İngiliz basını da doping iddiası karşısında gereken cevabı aldı!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir