Nerede hata yapıyoruz?

Hayatı öyle hızlı yaşıyoruz ki gözden kaçırdıklarımız gördüklerimizden belki daha da fazla. Gündemimizin ilk sırasına siyaset, ikinci sırasına sporu koyuyoruz. İnsani ilişkileri ise en sona bırakıyoruz. Vicdan muhasebesini de kutsal günlerde camilerdeki yoğunlukta hoca efendilerin verdiği vaazlarda hatırlıyoruz.

Her gün televizyonların haber bültenlerinde ve gazetelerin üçüncü sayfalarında cinayet haberlerine tanık oluyoruz. Toplumsal olarak nedense bir ‘cinnet haline’ sürükleniyoruz. Görüneni sunuyoruz ama görünmeyen, işin arkasındaki nedenleri öteliyoruz. “Her gün bu kadar cinayet neden olur?” diye çok umursamıyoruz.

Öyle bir cinnet haline bürünmüşüz ki düşünün internete bağlanamayan şahıs sinirleniyor ve silahla GSM abonesini basıyor, çalışanları hedef alıyor. Eşine sinirlenen koca, iş bulamayan genç, şiddet gören kadın soluğu İstanbul’daki köprülerde alıp intihar girişimine kalkışıyor. Arazi anlaşmazlığı yaşayanlar kavga ile yetinmiyor, daha da ileri giderek silahla bir aileyi hayattan kopartıyor.

Alacak verecek durumunda olanlar, iyi niyetle işini halledemeyince silahına sarılıp işkence ile insan hayatına son verebiliyor. Akrabasına kızan şahıs, hamile yengesini gözünü kırpmadan öldürüyor. Trafikte yol kavgasına giren bilmem hangi emekli albay, silahına sarılıp karşısındaki genci öldürüyor. İşten çıkartılan şahıs, silahla iş yerini basıp patronunun yaşamına son veriyor… Her gün buna benzer onlarca haber, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında yer alıyor. Bir de bunların kamuoyuna yansımayanları var.

Gerçekten bizlere bir şey oluyor. Çoğu zaman ya kendimiz olamıyoruz ya da gerçekte ne olduğumuz ortaya çıkıyor. Birinci tehlike insanlar öfke kontrolünü yitirmiş durumda. İkinci tehlike insanlar kendi cezasını kendisi kesmeye kalkıyor. Hukuk devletinde buna müsaade edilmemeli. Üçüncü tehlike maneviyat eksikliğinden kaynaklanan zayıflığa karşı yenik düşüp, nefsimize mağlup oluyoruz. Yaşamın kutsallığının farkına varamıyoruz.

Dördüncü tehlike merhamet duygumuzu yitiriyoruz. Beşinci tehlike ‘ben’ merkezli bir düşünce etrafında yaşam sürdürüyoruz. Altıncı tehlike maddi düşünüp, çıkar odaklı rota belirliyoruz. Yedinci tehlike ‘Benim gibi düşünmüyorsan düşmanımsın” gözüyle bakıyoruz. Sekizinci tehlike ‘Dedikodu’ merakımızı yenemiyoruz. Dokuzuncu tehlike ‘yalandan’ uzak duramıyoruz.

Onuncu tehlike ‘haset’ten arınamıyoruz. On birinci tehlike enaniyet ve kibir ile yürüyoruz. On ikinci tehlike dürüstlükten çok fazla taviz veriyoruz. On üçüncü tehlike hak ve adaleti gözetemiyoruz. On dördüncü tehlike kalbimizdeki vesveseyi söküp atamıyoruz. Tüm bunlardan kurtulamadığımız için de kendi kötülüğümüzün müsebbibi yine kendimiz oluyoruz. Ve insan olduğumuzu unutuyoruz!

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir