Namlunun ucuyla demokrasi olmaz

2015 seçimlerine şunun şurasında bir ay kaldı. Partiler seçim beyannamelerini açıkladı. Her parti kendi vaadini meydanlara taşıdı. Ağırlıklı olarak ekonomi ön plana çıktı. Vaatlerin birçoğu uçuk olsa da asıl önemli olan meydanlarda kitleleri etkilemek, seçmeni kendi yanına çekmek.

“İktidar olamasam da şansımı deneyip bol keseden atayım” anlayışı hala devam ediyor. Tabii bir de kullanılan dil var. İktidarıyla muhalefetiyle herkes son kozunu oynuyor. Her partinin belli bir amacı var ve bu amaca giden yolda her şey “mubah” sayılıyor.

Tam da burada devreye HDP’nin kullandığı üslup ve takındığı tavır dikkat çekiyor. HDP yönetimi yeni bir anlayışa büründü. “Kendi Kürdü”nü oluşturmak istiyor. Kendi gibi düşünmeyen Kürtleri “tehdit” olarak görüyor. Batı illerinde demokrasi nutku atan HDP, Doğu ve Güneydoğu’da milletvekillerinin otobüslerine saldırıyor, seçmeni tehdit ediyor, adayları tehdit ediyor. Seçmeni tehdit ederek demokratik haklarını ipotek altına alarak demokrasi elde edilmez. Silahın namlusuyla demokrasiye ulaşılmaz.

Hazırlanan afişlere baktığınızda kan üzerinden tehdit mesajları verildiğini görüyoruz. Silahları aradan çekmek istemiyorlar çünkü silahlar onlara “güç” veriyor. Bizler “Doğu ve Güneydoğu’da baskı var” dediğimiz zaman birileri bundan rahatsız oluyor. Oysa şu an bölgeye giden, bölge halkıyla konuşanlar bu sözlerimizi teyit edecektir.

Sahaya indiğiniz zaman, sokaklarda dolaştığınız zaman, esnafın kapısını çaldığınız zaman bu tehdidin varlığını kendi kulaklarınızla duyacaksınız. HDP’nin barajı aşması için kimlerle kol kola girildiğini göreceksiniz.

Son zamanlarda Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile yapılan ziyaretin haber bültenlerinde yer aldığını gördük. Ardından sosyal medyadaki paralel yapıyı destekleyenler ile “Okyanus medyası” denilen kesimde HDP’nin mitinglerin canlı olarak verilmesi tesadüf olmasa gerek.

Dini “düşman”, Diyanet’i “tehdit” gören bir anlayış, bu milletin ruhunu anlayamaz. Geçmişte bu düşmanlıklar yüzünden nice kayıplar yaşayan siyasi partiler, bundan sonra da dini ve diyaneti düşman görenleri, imam hatipleri tehdit olarak algılayanları hüsrana uğratır.

Seçim beyannamelerinde “silahları ortadan kaldıracağız” diyemeyenler, “Diyanet’i ve din dersini” kaldıracağız diyerek, toplumun ortak değerlerine saldırıyor. Bunun adına da “demokrasi” diyor.

Türkiye’de Kürt kimliğinin önündeki bütün engeller kalkmasına, Kürtçe yayın yapılmasına, Kürtçe propaganda yapılmasına, Kürtçe kurslar açılmasına, enstitü kurulmasına rağmen; OHAL’in tarihin çöplüğüne gönderilmesine, siyasetteki engellerin kaldırılmasına rağmen hala kan ve silahtan medet ummak, demokrasi değildir, Türkiyelilik değildir. Doğu ve Güneydoğu’da başka, Batı illerinde başka bir yaklaşımla, milletin değerlerini hedef alarak, namlunun ucunu göstererek demokrasi olmaz. Bunlar yan yana gelemez.

“Kürtlere rağmen Kürtler için” anlayışı, geçmişte birilerinin “Halka rağmen halk için” anlayışının yeni bir versiyonudur. Bundan kimseye fayda yok. Bırakın herkes özgürce, kardeşçe, birlikte yaşasın.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir