Münker ve Nekir de “Türkçe soracak mı?!”

2010’a damgasını vuran gelişmelerden biri de CHP’deki tabuların yıkılıyor, demokrasi anlayışının yerleşiyor olması diyorduk ki ‘birileri’ çıkıp “boşa hevesleniyorsunuz, yıl 2011 de olsa değişen bir şey yok” demeye getiriyor.

İsimlerin sıkça değiştiği CHP’de, fikirlerin kolay kolay değişmeyeceği mesajını veren CHP kurmaylarına bir yenisi daha eklendi. Haberevet.com’da yer alan habere göre, CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan şöyle konuştu: “Tanrı ile iletişim Türkçe olmalı. Ezan Türkçe okunmalı. İslamiyet’in değil Arap kültürünün yaşandığını düşünüyorum.” 1932’yi hatırlayın!

İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için yapılan çağrıya Ezan veya Ezan-ı Muhammedî deniyor. Şimdi 1389 yıl önceye gidelim ve Ezan’ın İslam dinindeki yerine bakalım. Allah’ın ayetlerinin Hz. Muhammed’e (s.a.v) bildirilmeye başlandığı M. 610 yılından M. 622’ye kadar, Müslümanları namaza çağırmak için çeşitli yöntemler kullanılmaktaydı.

Sabit bir yöntem kararı Hz. Muhammed’in (s.a.v) de katıldığı bir istişarede alınmış ve ilk Ezan 622 yılında Bilal-i Habeşi tarafından okunmuştur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) zamanından 19 Temmuz 1932’ye kadar Arapça okunan Ezan, 1932’de yasaklanarak Türkçe okunması kararı çıkartıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı 1932’de yayınladığı bir tamim (genelge) ile Ezan’ın ve kametin Arapça okunmasını yasaklıyordu. Bu yasak 1941’e kadar devam etti.

1941 yılında İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı ve Refik Saydam’ın Başbakan’lığında TBMM’ye sevk edilen Türk Ceza Yasası değişikliği (4055 sayılı kanun), Arapça Ezan okuyanlara 3 aya kadar hapis, 10 Lira’dan 200 Lira’ya kadar da para cezası öngörüyordu. Böylece 1400 yıllık bir sünnet tağyir olup, değiştirildi. Bu yasaklama ile Türkiye’de birtakım karışıklık çıktı.

O dönemin gerekçesinde; “Arapça lisanını eski zihniyete, eski ananelere (gelenek, göreneklere) bağlayan tesirlerinden halkı kurtarmak amaçlanıyor” deniyordu. Peki, bu ‘eski zihniyeti oluşturan veya eski zihniyetin belirtisi’ neydi? İşte o açıklanmıyor. Çünkü Ezan’ın insanlara nasıl bir “eski zihniyet” aşılayabileceği söz konusu değildir. Türkiye’nin zorda kaldığı o çileli günler böyle başlıyor.

Çileli günlerde Türkçe Ezan ilk olarak 1932 yılında İstanbul Fatih Camii’nde okundu. Bu 18 sene böyle devam etti. DP’nin iktidara gelmesiyle 16 Haziran 1950’de Ezan’ın Arapça okunabilmesine izin verildi. Türkçe okunan Ezan ile “medeni” kılınmaya çalışılan halk, DP iktidarında Arapça Ezan’a tekrar kavuştu. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Arapça Ezan okuma yasağı” kaldırılması Ramazan arifesine rastlamıştı. Bu da Demokrat Parti’yi millet nezdinde unutulmaz kılan etkenlerden biri olacaktı.

21. yüzyıla geldiğimizde yine bir “rahatsızlık” baş gösterdi! Bu defa Ezan sesinden rahatsız olanlar ortaya çıktı! Kahramanmaraş’ın öyküsünü bilirsiniz, o öykü çok da basit değildir. Kim inanır Kahramanmaraş gibi kahramanlığını tüm dünyaya ilan etmiş, Türk kadınının çekilen başörtüsünden Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını atmış ve “Maraş bize mezar olmadan düşmana gülzar (gül bahçesi) olmaz” diyen bir toplumun yaşadığı memlekette, Ezan sesinden rahatsız olanların çıkacağına? Ama çıkmıştı?

Şimdi de CHP’de, “Arapça okunan Ezan’dan ve Arap kültürü”nden rahatsız olanlar çıktı. Benim de aklıma Peygamber Efendimiz’in bir sözü ile Münker ve Nekir melekleri geldi. Peygamber Efendimiz ölüyü defnettikten sonra; “Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz, çünkü o, şu anda sorguya çekilmektedir” buyurmuşlardır. (Ebu Davud, Cenâiz. 67)

Unutulanlar: Kabre girdiğimizde Münker ve Nekir meleklerinin soruları, resmi dilimiz Türkçe olduğu için, bize Türkçe sorulur mu acaba?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir