Muhalefetin AK Partisiz Erdoğan planı

Ulusal ve uluslararası kamuoyuna bakınca ciddi bir siyaset analizine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Gerek yurt dışında Türkiye’ye karşı yapılan uygulamalar gerekse yurt içinde Erdoğan’a karşı konumlanan muhalefetin büyük bir mühendislik çalışması yaptığını görmek mümkün.

Türkiye 24 Haziran’da hem Cumhurbaşkanı hem de Milletvekili Genel Seçimini yapacak. Bunun için parti programları, beyannameler, vaatler hazırlandı. Her partinin lideri kendi partisinin milletvekili adaylarını, seçim beyannamesini/bildirisini açıkladı. Cumhurbaşkanı adayları ise nasıl bir yönetme tarzı içinde olacaklarını meydanlarda halk arz ediyor.

Meydanlar son zamanlarda çok alışık olmadığımız şekilde renkli geçiyor. CHP’nin adayı Muharrem İnce farklı bir yöntem denemeye çalışıyor. Birbirine benzemez dediğimiz partilerin ittifak içinde olması, söylemlerin ilginçliğine ve ortaya konan yaklaşımlara baktığımızda gülüyor olabiliriz ama ortada başka bir şey var.

Cumhur İttifakı ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı muhalefet bloğunu koordine edenler, özelde AK Parti ve Erdoğan’a, genelde ise Cumhur İttifakına nasıl zarar verilebileceği üzerine çalışıyor. Bunun için de çok ince bir mühendislik yürütülüyor. Bunu başarabilmek için geçmişte Erdoğan’sız AK Parti formülüne yoğunlaşanlar şimdi AK Partisiz bırakılmış Erdoğan formülü üzerine çalışıyor. 24 Haziran’da Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçileceğine ikna olanlar, parlamentoda AK Parti’nin temsil oranını düşürüp Erdoğan’ı ‘güçsüz’ bırakmak istiyor.

On altı yıldır her kesimin partisi olma özelliğine sahip olan, Türklerden, Kürtlerden, Alevilerden, Sünnilerden, liberallerden, dindarlardan, muhafazakârdan kısaca her kesimin oyunu alabilen ve bunu 16 yıl boyunca taşıyan AK Parti, 24 Haziran seçimleri öncesi zayıflatılmak isteniyor. Üstelik bunun denemeleri 2007’den beri çeşitli kere yapıldı. Parti kapatma, e-muhtıra, 7 Şubat MİT operasyonu, Gezi olayları, 17/25 Aralık yargı darbesi girişimi, 6, 7, 8 Ekim olayları, DAEŞ saldırıları ve sonunda uluslararası destekli 15 Temmuz FETÖ işgal girişimi… 2018’in başında ise ekonomik baskı ve Dolar oyunları…

Bu kadar saldırı ve girişimlere rağmen halkın desteğini alıp iktidarını sürdüren AK Parti yeni bir imtihandan geçiyor. AK Parti’ye karşı son koz olarak demokratik görünümlü ince bir mühendislik çalışması yürütülüyor. Bunun dayanak noktası ise 16 Nisan referandumundaki yüzde 48’lik ‘hayır’ bloğuna dayandırılıyor.

Bu bloğu korumak elbet de çok zor. Zaten öyle olmasaydı herkes kendi adayı ile seçimlere gitmezdi. Bu bloğu tek çatı altında toplamak yerine her partiyi kendi eğilimleri noktasında değerlendirme aklı geliştirildi. Sağ, sol, dindar, muhafazakar, laik, liberal, merkez, Kürt gibi eğilimler daha net bir şekilde belirlenerek hedeflenen sonuçlara odaklanıldı. Pazılın parçalarını birleştirdiğiniz zaman resmin tamamını daha net görme imkanı elde edebiliriz. O pazıl da partilerin geçmişte aldığı oylar.

AK Parti’nin iktidarda olduğu 2002’den bugüne kadar geçen seçim süreçlerini ele alacak olursak CHP 2002’de yüzde 19, 2007’de yüzde 20’ye yakın, 2011’de yüzde 26, 2015’te yüzde 25 oy aldı. HDP yüzde 10 barajını geçemediği için ilk önce bağımsız adaylarla parlamentodaki yerini aldı, ardından 2015’in 7 Haziran’ında yüzde 13 oy alıp şımarınca, 1 Kasım’da yüzde 10’a gerileyip baraj üstünde kalmayı yine başardı. Bugünkü muhalefetin diğer bileşeni olan Saadet Partisi ise 2002’de yüzde 2,5, 2007’de yüzde 2,3, 2011’de yüzde 1,3, 2015’te ise 0,7 oy aldı.

Şimdi bunlara bir de İyi Parti katıldı. O da AK Parti’den, MHP’den, CHP’den kaçan oyları toplayarak kendine bir oran elde edecek. Bu tabloya baktığımızda şunu görüyoruz ki muhalefet bloğundaki herkes kendi eğiliminde olan alanlardan oy toplayarak, toplamda sonuca etki etmek istiyor. Bunun için de şu süreçte cumhurbaşkanın kendi bloklarından olması çok önemli değil gibi görünüyor. Onlar için önemli olan AK Parti’yi zayıflatarak AK Parti’siz bırakılmış Recep Tayyip Erdoğan seçeneği üzerine sonuç elde etmektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu planı gördüğü için milletvekili listelerini ona göre hazırladı.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir