Muhalefete göre her şey planlanmış!

Son günlerde Türkiye’de ve dünyada meydana gelen gelişmeler bizdeki muhalefete göre “planlanmış” olarak gerçekleşmiş gözüküyor. Mutlaka her şey bir plan dâhilinde gerçekleşiyor ama bizim sevgili muhalefet bunu ima ile dillendiriyor. Bu planlanmış olarak gerçekleşen olayların birkaçını hatırlamaya çalışalım.

Biraz daha geriye giderek bunları birlikte değerlendirelim. Başta AK Parti’nin kurulması, Genel Başkanlığına Recep Tayyip Erdoğan’ın getirilmesi, ABD’de Erdoğan’ın o dönemde bile bir “Başbakan” gibi karşılanması, daha sonra Erdoğan’ın hapse atılması, AK Parti’nin iktidar yapılması, Abdullah Gül’ün Başbakan olması, birkaç ay sonra Siirt’te seçimler yenilenerek Erdoğan’ın milletvekili seçilmesi, ardından Gül’ün başbakanlığı Erdoğan’a devretmesi birer planın parçasıydı.

AK Parti iktidarının ilk döneminde MHP’nin parlamento dışı bırakılması, CHP’nin hep ana muhalefet partisi olarak kalması, Baykal’ın ayağının kaydırılması, Has Parti’nin kurularak Saadet Partisi’nin gücünün azaltılması, sonra Has Parti’nin feshedilerek AK Parti’ye katılması, BDP’nin bağımsız olarak seçimlere girmesi birer planın parçasıydı.

Referandum yapılması, 12 Eylül’den hesap sorulması, yeni anayasa çalışmalarına başlanması, 28 Şubatçılarının yargılanması, kız öğrencilerin başörtüsü ile üniversiteye girebilmesi birer planın parçasıydı.

Eski ABD Başkanı Bush’un gönderilmesi, Obama’nın desteklenmesi, Libya, Mısır, Tunus’ta Arap Baharı’nın yaşanması, Suriye’de Esed’in zulmü, Irak’ta kan gölünün akması, Afganistan’daki belirsizliğin sürmesi, Somali’deki kıtlığın yaşanması, Mavi Marmara katliamının gerçekleşmesi, PKK ile görüşmelerin başlaması birer planın parçasıydı.

Saddam’ın idamı, Kaddafi’nin linç edilmesi, Mübarek rejiminin yıkılması, Barzani’nin muhatap alınması, Şimon Peres’e ‘one minute’ çekilmesi, ‘alçak koltuk’ tartışması, Kılıçdaroğlu’na Swoboda’dan ‘soğuk duş aldırılması’, Ergenekon, Balyoz, Sarıkız, Ayışığı operasyonları, İlker Başbuğ’un da aralarında bulunduğu Paşaların, gazetecilerin tutuklanması, birer planın parçasıydı.

Türk Lirası’ndan 6 sıfırın atılması, IMF ile olan borcun sıfırlanması, dış borcun artması, altının değer kaybetmesi, işsizliğin her geçen gün azalması, kişi başına düşen milli gelirin -az da olsa- artması birer planın parçasıydı.

Van depreminin yaşanması, Reyhanlı saldırısın gerçekleşmesi, Ostim Saniyesi’nde patlamanın meydana gelmesi, Uludere katliamının yaşanması, Galatasaray’ın şampiyon olması birer planını parçasıydı.

PKK’yı bitirme girişimleri, İmralı görüşmeleri, şehit cenazelerinin gelmemesi, karakolların basılmaması, Başbakan’ın ABD’de ‘A protokol’ ile karşılanması, Numan Kurtulmuş’un ABD seyahatinde davet edilmesi, “Akil İnsanlar” heyetinin oluşturulması, eğitim sisteminin 12 yıla çıkarılması, Arınç’ın Fethullah Gülen ile görüşmesi, Taraf gazetesinde yaşanan deprem, Show TV’ye TMSF’nin el koyması, Sözcü’nün her gün küfür eden manşetler atması, Hasan Cemal’in yazılarına son verilmesi, Milliyet’in İmralı görüşmelerini yayımlaması birer planın parçasıydı.

Ve geriye kalanlar da muhalefete göre birer planın parçası olacaktır. 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçimler ve referandum ihtimalinin olması birer planın parçası olacaktır. Tüm bunlar muhalefete göre birer planın parçasıydı ve bundan sonra olacaklar da birer palanın parçası durumundadır.

Muhalefetin gözden kaçırdığı önemli bir ayrıntı var o da kendilerinin plansız siyaset yapmasıdır. Akşam söylediklerini sabah inkâr edip “virajlı siyaset” taktiği izlemeleridir. Bu maalesef doğru değildir. Yapılan her işin ve atılan her adımın ardında art niyet beslediğimiz müddetçe ne muhalefet ne iktidar ne de sivil toplum örgütleri olarak bir araya gelebiliriz.

Sahi, kıyamet koparsa bunun planını da iktidar mı yapmış olacak?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir