‘Mavi Marmara’ya kafayı takanlar

Ne zaman sinirlenmeyeceğime söz versem olmuyor. Birinin yazısını okuyup mutlaka kızıyorum. “Hadi canım sen de…”diyebilirsiniz. Biraz sabırla bekleyin, yazacağım…

Tarihler 31 Mayıs 2010’u gösteriyor. Bir tarafta Hatay’daki hain saldırı, öbür tarafta Terör Devleti İsrail’in Mavi Marmara katliamı… İnsanlar sokaklara dökülmüş, öfke çığlıkları atıyor: “Kahrolsun İsrail, kahrolsun Siyonizm…”

Şehit cenazelerinde ise “Kahrolsun PKK” sloganları yankılanıyor. Yürekler yanmış, herkes bu yangını söndürme peşinde. Birileri de bu yangına körükle yaklaşma gayretinde. Bir yanda 7 askerimiz şehit olmuş, öbür yanda ise Filistin gönüllüsü 9 kahraman.

Devletten sivil toplum örgütlerine hemen herkes seferber olmuş. Bizim medyanın sivri dilli, ‘demokrat, hümanist’ yazarları da manayı bırakmış, maddeye tapmışlar. Pardon takmışlar…

 “Batan geminin malları bunlar” başlıklı yazıyı kaleme alan Yılmaz Özdil’in takındığı şey neymiş? “Haliç tersanesinde Türk mühendis, Türk işçisinin emeğiyle yapılmıştı Mavi Marmara... Orijinal adı, Beydağı’ydı. Sonra Mavi Marmara’ya dönüştü. Güzel güzel çalışırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi, Belediye de, iki ay önce İHH’ya sattı... Sonrası malum.”

Satır aralarında bir taraftan hükümete vururken diğer yandan da insani yardım vakfı olan İHH’ya atıp tutuyor. 30’dan fazla ülkeden katılan yüzlerce gönüllü, uluslararası sularda korsan İsrail’in baskınına uğrayıp, kurşunlara hedef olanlar unutulmuş.

19 yaşındaki gencecik Furkan Doğan’ın kafasına sıkılan 5 kurşun, kucağında kocasının şahadetini yaşayan kadının acısı, 4 çocuğunu arkasında yetim bırakan Filistin dostu, 50’ye yakın yaralı insan ve kafalarına basılarak ezilenler unutulmuş. Sadece, Mavi Marmara’nın nasıl alındığı, isminin nasıl değiştirildiği ‘sorunu’ hatırlanmış. Ne kadar da insani duygular besliyorsunuz ey vallah(!)

 Özdil, yazısına şu cümlelerle devam ediyor “Ankara feribotu, satıldı. Samsun feribotu, satıldı. Truva, hurdacıya satıldı. Yeşilada, jilet oldu.” (Hürriyet, 3 Haziran 2010) Ancak şunu unutuyorsunuz Sayın Özdil: insanlık henüz satılmadı. Bu insanlar onu satmayacaklar!

Gelelim Mavi Marmara’ya takan ikinci yazarımıza. “Yardım derneği neden gemi alır?” başlıklı yazsında gemiye kafası takılan Can Ataklı şöyle yazıyor: “İlk soru, bir yardım derneğinin neden gemi alma ihtiyacı duyduğu. Adı üstünde, yardım yapan bir dernek, bu uğurda atacağı her adımı en ucuza getirmek zorundadır. Halktan toplanan bağışların taşınması işi de elbette en ucuz yoldan yapılacaktır.”

Bir geminin kirâsını biliyor musunuz Sayın Ataklı? İnsan olarak, insani yardım yapanlara ne kadar katkıda bulundunuz? Gemiye harcayacağınız enerjinizi yukarıda yazmış olduğumuz insani duygulara harcamayı denediniz mi? Televizyonlara çıkıp, canlı yayınlarda haykırmakla olmuyor bu işler. Etik kurallar hatırlatılınca “bunu tartışmaya gerek duymuyorum” diyerek ne kadar etik davrandığınızı biliyoruz.

“Halkın tamamının tepkisi aynı değil” ara başlığıyla yazısına devam eden Ataklı,  “Bilmem dikkatinizi çekiyor mu, özellikle radikal dinci kesimler İsrail Elçiliği ve konsolosluğu önünde gösteriler yapıyor, ama halkın önemli bir bölümü de bu tepkilere tepkili.”(Vatan, 3 Haziran 2010)

Buna en güzel cevabı yazarlarımızdan Saliha Atmaca’nın 3 Haziran’daki “Lütfen insani duygularınıza kapılın!” başlıklı yazısını hatırlatmak isterim. O insanlar oralara toplanıp, ‘gösteriler’ yaparken insani duygularından ödün vermiyorlar. Ve yaptıklarını ‘gösteri’ olarak değil, birer görev bilinci olarak yerine getiriyorlar.

Bu tür yazılar yazarak kan üzerinden nemalananları bu millet çok iyi biliyor. “Düzenin ve dünyanın değişmeyeceğini söyleyen mantıklı lafazanlara inat…” onlar, Filistinli dostları için görevlerini yapacaklar. Sizler ister buna ‘gösteri’ deyin, isterse ‘boy gösterme.’ Bu duyguları yaşamadan ona tercüman olunmaz. Siz Ergenekon’u ve yasa dışı işleri savunun.

Biz yine de temenni de bulunalım. İnsani duygularınıza bir gün kapılmanız ümidiyle…

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir