Livaneli’den ‘U’ dönüşü

Deniz Baykal’ın görüntülerinin olduğu iddia edilen videonun internet sitelerinde yayınlanmasıyla birlikte kıyamet kopmaya başladı. Herkes bu görüntüler için bir şeyler yazdı. Kimi “sekiz yıllık” kimi de “on beş günlük” dedi.  Bu yazanlardan biri de Vatan gazetesi yazarı Zülfü Livaneli’ydi.

9 Mayıs’ta Vatan gazetesindeki köşesinde “Kasetle başlayan büyük satranç” başlıklı yazıyı kaleme alan Livaneli, o yazısında şunlara yer veriyordu. “ Duygularım bu işin komplo yönüne isyan ediyor.” Livaneli bu cümlesiyle Baykal ile aynı noktada görünüyor. Daha doğrusu, Baykal’ın açıklamalarının Livaneli’nin bu yazısından sonra olduğunu düşünürsek, Livaneli’nin duygularını, Baykal da tekrarlıyordu ve “görüntüler bir komplodur” demişti.

 Livaneli’nin bundan sonraki cümlelerine dikkat edelim. “Sekiz yıl önce gizli eller, bir odaya kamera yerleştiriyor, insanların en mahrem anlarını videoya çekiyor. Sonra bu kaseti sekiz yıl boyunca saklıyor; belki şantaj için kullanıyor ve zamanının geldiğine karar vererek piyasaya sürüyor.” Bu cümleye baktığımızda, Livaneli’nin 14 Mayıs’taki “Kaset ne zaman çekilmiş?” başlıklı yazısındaki isyanına hak veremiyorum. Çükü yazdıklarından emin olduğu havasını seziyorum.

Kasetin zamanlamasının “14 ay sonraki seçimle değil, bu ay içindeki kurultayla ilgili” olduğuna dikkat çeken Livaneli, “Belki de Baykal’ı istifaya zorlayarak CHP’nin başına yeni bir kişiyi geçirme niyetinin başlangıç hamlesidir bu.” diyor. Baykal’ın istifası yazının ertesi günü gerçekleşiyor. Ve Baykal ile Livaneli’nin konuşmaları aynı kulvarda ilerliyordu.  İlginçtir ki, görüntülerde iddia edilen “iki ayrı kadın figürü” de Livaneli’nin TV8’de katıldığı programda ilk defa dile getirilmişti. Bu programın ertesi günü CHP’li Tacidar Seyhan da aynısını söyledi.

Buradan şu sonuç çıkabilir. CHP’liler iddia ettiklerini, kendi belge ve bilgilerine dayandırmıyorlar. CHP’nin lehinde söylenenlerde bir beis yoktur mantığıyla, ‘ne söylense biz de aynısını söyleyelim’den yola çıkarak “ya tutarsa” bekleyişi vardır.

Burada sekiz yıl önce çekilmiş bir görüntünün olduğunu gayet rahat bir şekilde yazan Livaneli, 14 Mayıs’taki yazısında bazı yayın organlarının kasetin ‘sekiz yıllık’ olduğuna dair bilginin kendisini işaret ederek yazmalarından rahatsız olmuş. İşte Livaneli’nin rahatsız olduğu 15 Mayıs tarihli yazısındaki ilgili bölüm: “Bazı yayın organları “kasetin sekiz yıllık” iddiasının bana ait olduğunu yazdı. Oysa bu işin doğrusu bu değil. Ben kasetin kaç yıllık olduğunu nereden bileyim! Bu iddiaları 7 Mayıs günü gazetelerde ve haber sitelerinde okudum… Yani, yıl meselesinin kaynağı ben değilim.”

Diyelim ki, yıl meselesinin kaynağı Sayın Livaneli değil, o halde insanın aklına şu soru gelmez mi? Eğer senden önce o ifadeyi kullanan gazete, televizyon veya haber sitesi varsa -ki, var olduğunu, oradan okuduğunu söylüyor- bunu neden kaynak göstermiyorsun? Bunu yapmak, tepkileri çekmekten daha mı zordur? Yoksa CHP’den gelen baskı mı Livaneli’yi ‘u’ dönüşüne zorladı, ne dersiniz?

Peki, Baykal ile Baytok ilişkisini kim görüntülemiş ve internete yüklemiştir? Bu günlerde, açıkçası, komplo teorileri havada uçuşuyor. İçeriden dışarıya, hemen her yere bulaştırılmaya çalışıldı. Yabancı istihbarat örgütleri bile dillendirildi. Adeta, ‘faili meçhul video’ haline gelen, Baykal-Baytok görüntüleri, şimdi failini arıyor. Umarız bu ‘fail’ bir an evvel tespit edilir de, bizler de daha fazla garabetle karşı karşıya kalmamış oluruz.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir