KPSS, yenilikler ve güvenlik önlemleri

10-11 Temmuz 2010 günü yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) Eğitim Bilimleri testinde yaşanan kopya skandalı, o tarihten sonraki sınavlara damgasını vurdu.

Bu sınavlardan birisi –KPSS’nin ortaöğretim ve önlisans mezunlarını kapsayan kısmı- 28 Kasım Pazar günü (dün) yapıldı. Dün yine sınava girecek adayları bekleyen sürprizler(!) vardı. Dünkü sınavdan edindiğim izlenimler ve aldığım haberler neticesinde, sınava girecek adayların birçok sürprizle karşılaştığını öğrendim. Kopya skandalı, o tarihten sonraki sınavlar için güvenlik önlemlerinin arttırılmasını zorunlu hale getirdi.

Dün de bu güvenlik önlemleri ön plana çıktı. Sınav saati yaklaşırken, adaylar didik didik aranarak sınav salonlarına alındı. Kollardaki saatler, kulaklardaki küpeler, saçlardaki tokalar,  parmaklardaki yüzüklere kadar birçok takıya izin verilmedi ve adaylar bu takıları çıkardıktan sonra sınava alındı. Adayların yanlarında getirdikleri silgiler, kalemler, kalemtıraşları bile sınav salonlarına sokulmadı.

Bunların yanı sıra, adaylara ikişer adet “Fatih” isimli sınav kalemi, birer adet silgi ve kalemtıraşı verildi. Onların yanında bir de hediye vardı: üçer tane naneli şeker ve bir adet peçete. Geçen sınavda dağıtılan sular maliyetli olduğu gerekçesiyle, bu sınavda dağıtılmadı.

Kalemlerin üzerindeki “Fatih” yazısı dikkatleri çekti mi bilmem. Fatih ismi, 22 Kasım’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlar Nimet Çubukçu ve Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşen “Fatih Projesi”ni (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) anımsattı. Bunu da ÖSYM’nin benimsediği yeniliklerden biri olarak aktarıp, konumuza devam edelim.

Adayları bekleyen bir sürpriz(!) daha vardı. O da: sınava girecek olan adayların ehliyetlerinin kimlik yerine kabul edilmemesiydi. Dünkü sınava giren adaylardan biri, sınav salonundaki sırasına oturuyor. Sınav giriş belgesi ve ehliyetini masanın üzerine koyuyor. Sınav saati geliyor ve sınav başlıyor.

Gözetmenler kimlik kontrolü yaparken, adayın kulağına eğilerek “Ehliyetini kaldır, kimse görmesin!” diyor. Aday, şaşkın halde kalıyor! Adayın bu durumdan –ehliyetle sınava girilemeyeceğinden- haberi yok. Sınav esnasında şaşıran aday, derhal nüfus cüzdanını da çıkarıp, masanın üzerine koyuyor ve sınav bitinceye kadar böyle devam ediyor.

28 yaşındaki bir adayın nüfus cüzdanındaki fotoğrafı, onun 20 yaşındaki halini gösteriyor. Ve o günkü hali ile şimdiki hali arasında çok fark olduğu görülüyor. Oysa ehliyetindeki fotoğraf sınav tarihine daha yakın zamanda çekilmiş. Ehliyeti kabul edilmeyen aday, nüfus cüzdanında da şimdiki haline benzemiyormuş. Sınava başvururken de dijital resim çektirmiş, yanında da başka bir fotoğrafı yok.  Bu aday ne yapacak peki? Şunu diyecek “Alınan önlemler iyi fakat bu kadarına da pes yani.”

Bir başka sürpriz(!) de 12 Eylül Referandumu’ndaki Anayasa değişikliği ile ilgili sorulardı. ÖSYM, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) yaşanan tartışmaları çok sevmiş olacak ki, HSYK ile ilgili iki adet soru sormuş. Bunlar: HSYK’ya kimin başkanlık ettiği (bu değişmedi) ve 12 Eylül 2010’da yapılan değişiklik sonrası HSYK’daki üye sayısıydı.

Yine siyasette çok tartışılan ve ÖSYM’nin de “hoşuna giden” bir soru tarzı olarak Cumhurbaşkanının görev süresi sorulmuş. Tabii, bu görev süresi 1982 Anayasasına göre sorulmuş! 1982 Anayasası Madde 101’de cumhurbaşkanının görev süresi “7 yıl” olarak belirtiliyor. 2007 yılında yapılan değişiklik solunucu, Madde 101’de “Cumhurbaşkanın görev süresi 5 yıldır” deniyor. Ancak medyada tartışılan “5 yıl mı 7 yıl mı” muhabbeti, birçok adayı “yakmış” olsa gerek.

Unutulanlar: Siyasette tartışılan birçok konunun, herhangi bir sınavda gençlerin geleceğini önemli ölçüde etkileyeceğini unutuyoruz. Bir de ÖSYM’nin sınav sitiline bakıldığında, Türkiye ve dünyadaki yeniliklere verilen önemi unutup, yine (kopyacılar yüzünden) güvenlik önlemlerine takılıp kalıyoruz.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir