Korona virüsün unutturdukları

2020 öyle bir başlangıç yaptı ki her gece ayrı bir facia haberi ile yatıp her sabah da ayrı bir facia haberiyle uyandık. Onlarca ülkede can kaybına ve ciddi rahatsızlıklara neden olan Korona virüs ise bu dönemde en çok hissettiğimiz, tartıştığımız ve tartışacağımız olay gibi görünüyor.

Önceki iki yazımızda Korona virüsün hatırlattıklarını ifade etmeye çalıştık. Bu yazımızda ise dünyadan, özellikle de ülkemizden örnekler vererek unuttuklarımızı hatırla(t)maya gayret edeceğiz.

Dünya yakın zamanda, ABD Başkanı Trump’ın Filistin topraklarını İsrail’e “satışını” ve kendisinin azil sürecini, İran Devrim Muhafızları Lideri Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesini… İran tarafından ABD’nin Irak’taki üslerini bombalamasını, Suriye’deki iç savaşı, İngiltere’nin AB’den ayrılışını, İsrail’in Gazze’yi bombalamasını, Suudi Arabistan’ın İstanbul’da Gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı katledişini, Yeni Zelanda’daki camilere terör saldırısı, Ukrayna Havayollarına ait uçağın düşürülüp 176 kişinin ölümünü, Avustralya’daki yangını, katledilen hayvanları ve daha fazlasını konuşuyordu.

Peki, Türkiye neleri konuşuyordu, Korona virüs bize neleri unutturdu? Türkiye de yatıp kalkıp en başta siyaseti konuşuyordu. Her gün TV ekranlarında “Kimlerin kavga ettiğini ya da bir sonraki yayında kimlerin daha iyi kavga edeceğini” ,“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başarılı mı başarısız mı?” ,“Türk ekonomisi ne durumda, işsizlik ne olacak?”, “Kanal İstanbul yapılsın mı yapılmasın mı?”, “Saraya giden CHP’li kim?”, “Yeni partiler ne zaman kurulacak, kimden oy alacak?” sorularının cevapları saatlerce, günlerce hatta aylarca tartışıldı.

Bir yılını dolduracak olan 31 Mart seçimleri, bu seçimlerde kimin ne kazandığı ne kaybettiği masaya yatırılıyordu. Üzerinden 3,5 yıl geçen ve etkisi hala süren 15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ ile mücadele, yargılamalar, KHK’ler, mağduriyetler, Diyarbakır’da evlat nöbetindeki anneleri, çocuk cinayetleri her akşam TV ekranlarında, her sabah gazete manşetlerinde enine boyuna gündem oluyordu.

Biraz daha günümüze yaklaştıkça, 24 Ocak akşamı Elazığ ve Malatya’dan gelen deprem haberiyle gündem depreme, gözler ise enkaz çalışmalarına, kurtarılan hayatlara, kaybedilen vatandaşlara, yıkılan binalara ve elbet de bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılması beklenen kentsel dönüşüme çevriliyordu.

Depremin enkazının ağırlığını henüz üzerimizden atamamışken; bu sefer Van’da meydana gelen çığ felaketinin acı soğuğunu, ardından yaşanan deprem ve bu depremlerde (Elazığ-Malatya-Van) 100’e yakın vatandaşımızın hayatını yitirmesi günlerce konuştuğumuz acı olaylardandı.

2020 ilerledikçe ülkemiz için acı da çoğalıyordu. Bu kez acının merkezi İdlib’de askerlerimize yönelik yapılan kahpece saldırılar ve bu saldırılarda şehit olan kahramanlarımızdı. Günlerce yurdun dört bir yanına Ayyıldız Bayrağa sarılı gönderilen şehitlerimiz, onların hikâyeleri konuşuldu, acıları hissedilip, yasları tutuldu.

Türkiye’nin rejim güçlerine ağır darbe indirmesi, Avrupa’ya gidişler için sınır kapılarının göçmenlere açılması ile gözler bir kez daha Türkiye-Rusya görüşmelerine çevrilmiş, günlerce özel yayınlar yapılmıştı.

Göçmenlerin Türkiye ve Yunanistan sınırındaki bekleyişleri, Yunan askerlerinin göçmenlere karşı insanlık dışı muamelesi, Avrupa ülkelerinin paniklemesi gündemimizin ana konusuydu. Ardından Rusya’da varılan ateşkes kararına odaklanılmışken, bu kez Çin’de ortaya çıkan ve dünyada binlerce ölüme, on binlerce vakaya, milyonlarca insanın da evlerine kapanmasına sebep olan Korona virüsü, tüm bunları ve daha fazlasını unutturdu! Oysa her biri Ağrı Dağı kadar ağır olan ne çok şey unutmuşuz değil mi?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir