Korona virüsün hatırlattıkları

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede dünyanın birçok noktasına yayılan yeni tip Covid-19 Koronavirüs karşısında devlet ve hükümetler olağanüstü tedbirler alırken, insanlar da paniklemeye başladı. Çünkü Çin dışında 15 ülkede daha bu virüs belirtileri tespit edildi.

Daha önceleri Veba, Verem, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Kırım Kongo, Deli Dana gibi birçok yaygın hastalığı tecrübe eden dünya, şimdi yeni tip virüs ile imtihan oluyor. Dünya nüfusu her geçen gün çoğalırken, her yıl yeni hastalıklar da ortaya çıkıyor/çıkartılıyor. Düşünün ki dünyada dakikada 270-300 arası doğum olurken, aynı dakikada 120 civarında ölüm gerçekleşiyor. Dünyada ortalama ömür uzuyor ve ortalama yaşam süresi ise 70’lerin üzerine çıktı. Artan her nüfus aynı zamanda panikleyen bir toplumu da beraberinde getiriyor.

Peki,  rakamların dili bize ne söylüyor? Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 raporundaki verilere baktığımızda dünyada her 40 saniyede 1 kişi intihar ediyor. Yani yıllık yaklaşık 800 bin kişi intihardan yaşamını yitiriyor. Yine dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon 350 bin kişi trafik kazalarında hayatını kaybediyor.  Yine her yıl 1 milyon 400 bin kişi ishalden, yaklaşık 400 bin insan bozuk gıdalardan, 25 bin kişi açlıktan ölüyor.  Toplamda baktığımız zaman dünyada yılda yaklaşık 55-60 milyon arası ölüm gerçekleşiyor.

Günümüze yaklaşırken Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 raporuna göre insan sağlığını etkileyen ve bu yılki Davos Zirvesinde de gündem olan bulaşıcı hastalıklar ilk sırada yer alıyor. İnsan sağlığını tehdit eden/edecek tehlikeler şu şekilde sıralanıyor: 1 - Aşı olmaya karşı direnç, 2-Küresel grip salgını, 3- Hava kirliliği ve küresel ısınma…

Aşı olmaya karşı dirence bağlı hastalıkların ilk sırada yer alması aynı zamanda aşı pazarını da akla getiriyor. Küresel grip salgınının ikinci sırada yer alması Koronavirüsün de gribal hastalığa benzerliğini hatırlatıyor. Bunların Davos’taki Ekonomi Formunda gündeme gelmesi, şu an Koronavirüsün dünya ekonomisine verdiği zarar ve buna karşı IMF’nin kredi vermek için hazır olduğu açıklamaları kafalarda şüpheler oluşturarak “Bu bir biyolojik savaş mı?” sorusunu ve “Dijital dünyanın inşasının testi yapılıyor” yorumlarını beraberinde getirdi.

Bu virüse karşı ülkelerin aldığı önlemlere baktığımız zaman; yalnızlaşan insan modeli, online eğitimler, dijital bankacılığın yaygınlaşması, dijital paraya geçiş hazırlıkları, evden çalışma sistemleri, sokağa çıkma yasakları, devlet, hükümetlerin ve kurumların böyle bir kriz anında alacağı önlemlerle gösterdikleri performans aslında bu yoruma hak verir gelişmeler olduğuna da işaret ediyor. (Virüsü küçümseyip ilk etapta önlem almayan İran ve İtalya’daki vakalara karşı, başından beri tedbir alırken krizi en iyi şekilde yönetmeye çalışıp vatandaşlarına panik yaptırmayan Türkiye’yi de dünya gördü.)

Ancak bu verileri, uygulamaları anlamaya çalışırken temizliği ve kişisel izolasyonu elden bırakmamak gerekiyor. Toplu yaşam alanları, ibadethanelerde toplu ibadetler, eğlence merkezlerinin faaliyetleri, geniş organizasyonlu kültür sanat faaliyetleri geçici olarak durduruluyor ve karantina işlemleri en üst seviyede uygulanıyorsa bireyler olarak hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var.

Virüsü küçümseyip kendimizi önemsemiyor olabiliriz ama yanımızdaki ve karşımızdakilerin hakkına tecavüz etmemek gerekiyor.

Çalıştığımız iş yerlerinde, ortak kullanılan mekanlarda şunu görüyoruz: maalesef bugün dezenfektan kuyruğuna giren birçok insan girdiği tuvaletin kapısını kapatmıyor, ayakta ihtiyaç giderip, taharetten bihaber olduğu gibi ellerini yıkamıyor, insanların tuvaletten çıktığı ayakkabılarla bastıkları metroda, otobüste yerlerde oturup aynı ayakkabı ile evin içine girip, aynı elbise ile kanepeye oturup, yıkanmayan ellerle gıdalar tüketiyor. Ortaya bir virüs çıkınca herkes kolonya ve dezenfektan kuyruğuna giriyor.

Oysa formül belli: Burada da devreye “Temizlik imandandır” anlayışı ve Maide Suresi 88’inci ayette buyurulan “Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin…” emrini unutmamak lazım. Bu ayet bize bir kez daha gösterdi ki temiz olacağız, helal ve temiz olanı tüketeceğiz. Tedbir alıp, tevekkül edeceğiz.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir