Kız-erkek tartışmasını çarpıtanlara

Türkiye’de yerel seçim kazanlarının kaynadığı şu günlerde ahlaki değerlerimize ters düşen bazı konuların gündeme gelmesi çok daha önemliydi. Uzunca yıllardır belki de dillendirilmeyen ama yaşanan bir hakikatti, kız ve erkek öğrencilerin aynı evde yaşaması. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği kız ve erkek öğrencilerin aynı evde kalması, buralarda gerek örgütsel anlamda gerekse gayri ahlaki ilişkilerle toplumun değerlerine ter düşen davranışların doğru olmadığını, buna müsaade edilmeyeceğini açıklaması bizim “çağdaşları” yine kızdırdı! Her zaman olduğu gibi “beden benim ne yaparsam yaparım” anlayışı ile seslerini yükseltmeye çalışanlar asıl gerçeği göremeden bu konuları çarpıtmaya başladı. Ahlak bekçiliğinden özel hayata müdahaleye kadar “anlamsız” nedenler ileri sürülerek bu konu farklı yönlere çekilmeye çalışılıyor. Bizim medya mahallesinin bazı kalemşorları da buna “destek” veriyor. Kız ve erkek öğrencinin aynı evde yaşamsının “meşru” oluğunu “savunanlar” ya gençlere düşmanlar ya da algılamalarında problem yaşıyorlar. Oysa karşımızda gençleri bekleyen tuzaklar var. Bu tuzaklardan birini önceki yazımda kaleme aldım. Gençlerin beyinleri uyuşturucu ile yıkanıyor! Adana ölçeğinde başlayan tartışmanın altında yatan asıl neden de budur. Böyle bir durumda hükümetin veya devletin gençleri, çocukları koruma görevinin olduğunu bilmeyen var mı? Uyuşturucu baronlarının okul yakınlarında kol gezdiği bilinmiyor mu? Sırf Başbakan Erdoğan ve ya AK Parti Hükümeti böyle bir önlem almak istiyor diye buna muhalefet eden kemikleşmiş bir grup var. Oysa bu konuyla alakalı yapılan son anketlere baktığınızda hükümete destek yağıyor. Başbakan Erdoğan’ın “Gerekirse yasal düzenleme yaparız” ifadesine toplumun yüzde 71’i destek veriyor. Ancak rakamlarla arası iyi olmayanlar bu verileri görmezden geliyor. Sadece bir grubun hakaretini toplumun tamamı böyle istiyormuş gibi sunuyorlar. Tıpkı bir zamanlar “erkek erkeğe öpüşmeyi destekleyenler” gibi. Bunu “özgürlük, çağdaşlık” olarak savunanlar gibi. Zaman öyle bir hal aldı ki artık yapılanların doğru olup olmamasından ziyade Başbakan”ın haklı çıkıp çıkmamasına odaklanıldı. Başbakan’ı “toplum mühendisliği” ile suçlayanlar, “Erdoğan devleti evimize sokacak” diyenler, çarpıtma üzerine odaklanmışlar. İnsan değerini hiçe sayan bir tutum kendilerine dokunmadıkça başkalarının değer yargılarını anlayamıyorlar. Medyamızın bazı “modern kalemleri” köşelerinde bas bas bağırdılar: “Benim kızlarım erkek arkadaşları ile aynı evde yaşasa ben bunu kabul etmem” diye. Demek ki olay özel hayata müdahale değil, AK Parti’den nasıl kurtulunur hesaplarıdır. Zaten bunu “Yarını bekleyemedim” diye yazdılar. Yapılan siyaset mühendisliğidir. AK Parti’yi parçalama çabalarıdır. Son günlerdeki Erdoğan-Arınç tartışmalarını lütfen iyi takip edin. Ve bu tartışmanın nereden çıktığına bakın . Şimdi asıl meseleyle ilgili iki örnek vererek bu yazı bitireceğim. Üniversite yıllarında şahit olduğum iki örnek bugün yaşananların benim için somut delilleridir. Aynı üniversitenin farklı fakültelerinde okuyan iki kız “arkadaş” aynen şu ifadeleri kullanmıştı. Birisi hatta Türkçe değil İngilizce olarak ifade etmişti. “6 yıldır erkek arkadaşımla birlikte yaşıyoruz. Bundan kimsenin haberi yok. Çocuğumuz olduğu zaman evlenmeyi düşünüyoruz.” İkinci örnek ise “2 yıldır Ankara’da okuyorum. Ailem benim yurtta kaldığımı biliyor ama ben erkek arkadaşımla yaşıyorum. Bunu aileme söyleyemem.” Evet, bunun gibi çok örnek var ve birçok aile bundan habersiz!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir