Kitaplar üzerine (Cennete Otostop)

Her birinin ayrı birer hikâyesi var. Her biri “aynı yolculuk” için “ayrı yollardan” yürüyerek geliyor… Kimi karada, kimi denizde, kimi de gökyüzünde hidayete eriyor. Ama hepsi İslâm ailesinin birer yeni ferdi oluyor…

Pınar Yayınlarından Âdem Özköse imzasını taşıyan “Cennete Otostop” kitabındaki hidayete eren Müslümanların hikâyesinden bahsedeceğim bu yazımda. Ülkeleri, renkleri, dilleri hatta dinleri farklı olan insanların “buluşma noktası”ndan bahsedeceğim bugün. Dünyanın her bir yerinden, onca sıkıntıya rağmen, doğru yolu bulan ve buldukları o doğruluktan aldıkları ilhamla etraflarına “ışık” yayanlardan bahsedeceğim…

Yaşanan zorluklar, hayal kırıklıkları ve ümitsizliklere rağmen “yol”larından dönmeyip, mücadele ederek İslam kardeşliğiyle şereflenen onlarca isim… Çoğunun kafasını Teslis inancı karıştıracaktı bu yola çıkarken. Öyle ya Hz. İsa hem Tanrı hem de Tanrı’nın oğlu nasıl olabilirdi ki? İşte bu soru birçoğuna hidayet yolunu gösterecekti. O’nun cevabı da “Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ‘OL’ dedi ve oluverdi.”(Diyanet Meali, Âl-İmrân 59).

Teslis ve ona benzer şüphelerle, soru işaretleriyle yola çıkanlardan biri olan Nijeryalı Abdulhakim “Gerçek zenginlik iman etmektir. Batı bu yönüyle Doğu’dan çok daha fakirdir. Çünkü Batı’nın imanı yok.”tur diyerek bir “gerçeği” haykırıyor.

İtalya’dan Elisa: “Batı’da bir kadın birçok erkekle, bir erkek de birçok kadınla birlikte olabiliyor.”diyerek kaçınmak istediği durumu anlatıyor. Bunu yaparken de İslam’ın güzelliklerinin bilincinde olduğunu gösterip “İslam cinsel hayatı da evlilik vasıtasıyla bir düzene sokuyor. İslam kadının bütün yaşamını koruma altına alıyor.”diyor. Elisa bir de yakınıyor:“İnsanların namaz kılmadıkları, örtünmedikleri, yalan konuştukları ve sözlerinde durmadıkları halde, Müslüman olduklarını söylemeleri beni çok şaşırtıyor.”

Eski papaz ve yeni davetçilerden Brezilyalı Hacı İsmail ise 22 yıl papazlık yaptıktan sonra Müslüman oluyor. Hidayete erdiğinde eşi ve çocukları onu terk ediyor. Evsiz barksız kalan İsmail, mescide sığınarak 8 ay boyunca burada yatıp kalkıyor.

Hangi birinin örnek hikâyelerini anlatsam bilmiyorum ki… Anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor. Jamaikalı Brown mu desem. Uyuşturucu satıcılığından İslam’a uzanan bir yolun yolcusu O. Malcom X’in hayatını anlatan bir filmi izledikten sonra kendi hayatı da değişiyor… Müslümanlar arasındaki kardeşliğe vurgu yaparak “Müslümanlar birbirlerine muhabbet besliyorlar ve birbirlerine karşılıksız yardımcı oluyorlar.”diyor. Bunları dile getirirken Müslümanların vasıflarını sıralıyor aslında.

Brezilyalı Ahmet de benzer noktalara temas ediyor. “Müslümanların kul hakkına dikkat etmeleri beni son derece duygulandırmıştı.”diyerek, sorumluklarımızı ve sınırlarımızı hatırlatıyor bizlere.

Malezyalı Maysara: “Başörtüsü bana güven hissi veriyor ve başörtüsü takarak kötülüklerden ve kötü alışkanlıklardan korunduğumu hissediyorum.”diyerek, ‘kafalarını başörtüsüne takanlara’ cevap veriyor. Bir cevap da İngiliz Gazeteci Yvonne Ridley’den geliyor: “Başörtüsü Müslüman kadının en güzel nişanesidir.”

Brezilyalı Abdullah, İslam’ı o kadar derinlemesine inceliyor ki bazı Müslümanların yaşamlarındaki aşırılığa dikkat çekerek soruyor: “Bir Müslüman hem İslam’a inanıp he de nasıl bu kadar lüks yaşayabilir?” Tövbeleri kabul eden Allah, dilediğini de hidayete erdirir… “İşte böylece biz o Kur’an’ı açık seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevk eder.” (Hacc-s. 16)

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir