Kıtaları birleştiren Türkiye’yi bölmek istiyorlar

Ülkemizin gururu olan eserlerden Avrasya Tüneli de hizmete açıldı. Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü derken sırada Kanal İstanbul, Çanakkale Boğaz Köprüsü, Üçüncü Havalimanı var.

Türkiye bir taraftan şehirleri imar ederken diğer taraftan hain terör örgütlerinin insanı ve şehri tahrip eden kalleşlikleriyle mücadele ediyor. Acaba diyorum bu hain terör örgütleri ve onların ülkemize verdiği zararlar olmasa(ydı) Türkiye daha neler inşa eder(di?) Karadan gemi yürüten ecdadın torunları 21. Yüzyılda denizin altından otomobiller, hızlı trenler geçiriyor.

Kıtaları birbirine bağlayan bir Türkiye’yi hain planlarıyla bölebileceklerini zannediyorlar.  Etnik ve mezhepsel çatışmaların fitilini ateşleyerek, kalleşçe suikastlar kurarak, nifak tohumları saçıyorlar. Oysa Türkiye’nin geçmişinde bu acı tecrübeler hala tazeliğini koruyor. Dönüp geriye baktığımız zaman karşımızda Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışmaları tüm çıplaklığıyla duruyor. Böyle zamanlarda milletçe uyanık olup bu acı tecrübelerden ders çıkarmak lazım.

Yanı başımızdaki Suriye yangını, PKK, PYD, YPG, PDY, FETÖ, DAEŞ gibi terör örgütleri hendek kazarak, ‘kurtarılmış bölgeler’ ilan ederek, darbe girişiminde bulunarak, bombalı eylemler yaparak, suikastlara bulaşarak, etnik ve mezhepsel çatışmalarla Türkiye’nin ilerleyişini durdurmak istiyor. Ancak bunu başaramayacaklarını da biliyorlar. “Ne kadar zarar verirsek kârdır” mantıksızlığı ile eylemlerine devam ediyorlar, milletin canını yakıyorlar. Gencecik fidanları kahpece şehit edip ocaklara ateş salıyorlar.

Dünya şehri İstanbul’da polislerimize yapılan saldırı ile milliyetçi ve muhafazakâr kimliği ile bilinen Kayseri’deki çarşı iznine çıkan askerlere yönelik yapılan bombalı saldırının sonunda gelişen olaylar, Türk-Kürt çatışmasının fitilini ateşlemek için büyük bir tuzaktı. Hamdolsun millet bu oyuna alet olmadı.

Çünkü bu tür katliamlarla vatandaşların sokağa dökülüp siyasi parti binalarına saldırıp kan akıtmak, demokrasiyi işlemez hale getirip devlet otoritesini sarsmak hesap edilir. Irak’ı, Suriye’yi parçalayanlar Türkiye’yi de aynı duruma sokmak istiyorlar. Ve adı konmamış olan “üçüncü dünya savaşını” Türkiye üzerinden planlıyorlar.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu ülke geçmişte çok acı tecrübeler edindi. Maraş, Çorum, Sivas olayları hafızalardaki tazeliğini koruyor. Darbeler, muhtıralar, suikastlar arşivlerde kayıtlı.

Türkiye bugün baktığımız zaman sadece Orta Doğu’daki yangın ile değil ABD ve Batı ile kıyasıya mücadele ediyor. Yanı başımızda Suriye’deki katliamın faili olan silahlar ve onları kullanan teröristlerin birçoğu ABD ve Batı’dan destekleniyor. Bir taraftan da ekonomik yönden Türkiye’yi çökertip daha sonra da başaramadıkları darbe girişimlerini tekrar sahnelemek istiyorlar. Bunu gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Milli seferberlik ilan ediyorum” dedi.

Çok boyutlu bir saldırı ile karşı karşıyayız. Son orak Rusya’nın Ankara Büyükelçisine yapılan suikast da Türkiye-Rusya yakınlaşmasını baltalamak, Türkiye’nin Halep üzerindeki etnikliğini zedelemek, iki ülkeyi çatıştırmak ve karanlık odakların “Biz istediğimiz zaman eylem yaparız” algısını güçlendirmek için yapıldığı anlaşılıyor.

Bir tekne petrolü Müslümanların kanından daha değerli gören zihniyetin taşeronları ve maşaları bugün dört bir yandan saldırıyor. 27 Mayısları, 12 Eylülleri yapanlar, PKK, DAEŞ gibi terör örgütlerini kuranlar şimdi başka yöntemleri deniyorlar. Karadan ve denizden kıtaları birbirine bağlayan Türkiye’yi hain planları ile bölmek istiyorlar. PKK’nın canlı bombaları gibi (Eğer iddialar doğruysa) FETÖ’nün suikastçıları da devrede.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir