KHK, Taşeron, Tek Tip kıyafet

15 Temmuz hain işgal girişiminin yankıları 1,5 yıldır devam ediyor. Dışarıdan destekli bu hain FETÖ kalkışmışına karşı halkın gösterdiği tepki, direnç ve ülkeyi savunma refleksi tarihe altın harflerle yazıldı. 250’nin üzerinde şehit ve 2 binin üzerinde gazi veren bu ülke, büyük bir uçurumun eşiğinden döndü.

15 Temmuz’dan sonra ilan edilen ve hala devam eden OHAL kapsamındaki anayasal hak olan Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisini kullanan hükümet, bugüne kadar çok sayıda KHK çıkarttı. İlk başlarda çıkartılan KHK’lar genellikle FETÖ ile ilişkisi, iltisakı, üyeliği olanların kamudan uzaklaştırılmasına, ihracına ve ilgili kurumların işlevlerini durdurmasına, devletin tedbir almasına yönelikti.

Son zamanlarda çıkan bazı KHK’lar ise kamuoyunda daha fazla tartışmaya devam etti. Bunların tuzu biberi ise 24 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlanan 696 sayılı KHK oldu. 695 sayılı KHK kamudaki ihraçları, açığa almaları ve göreve iadeleri kapsarken, 696 sayılı KHK 137 maddeden oluşuyordu. Bu maddeler içinde 121. Madde bir hayli tartışma konusu oldu. Ne diyordu 121. Madde?

8 Kasım 2016’da bir yasa çıkartıldı. Çıkarılan yasanın 37. Maddesine 696 sayılı KHK’nın 121. Maddesi eklendi. Eklenen fıkra ise şu şekilde: “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.”

‘Birinci fıkra neydi?’ diyeceksiniz. O da şöyle: “15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayınlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve filleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.”

696 sayılı KHK’da 15-16 Temmuz’da sokağa çıkan sivillerin, özellikle şehit yakınları ve gazilerin koruma altına alınması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü bu insanlar, ülkeyi işgal girişimine karşı canlarını ortaya koydular. Hepimiz biliyoruz ki darbeye karşı mücadele vermek, direnmek meşru savunmadır. Şimdi mahkemelerde darbeciler, şehit aileleri ve gazilerle dalga geçerek, pişkince ‘Yargılanacaksınız’ diyor. Bu düzenleme tam da bunun için. Peki, tartışılan ya da muğlak olan nedir? O da şu ki “15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin…” ‘ve’ bağlacından sonraki kısım kafaları karıştırdı. ‘Bunların devamında’ derken ileride doğabilecek herhangi bir olay karşısında bir sivilin bunu gerekçe göstererek öldürme ve yaralama eylemine geçmesi endişesi oluştu. İki gün boyunca tartışılan bu hususa açıklama Adalet Bakanı ile AK Parti Sözcüsü’nden geldi, bunun sadece 15 ve 16 Temmuz gününü kapsadığını açıkladılar. Kanun koyucunun niyeti ile halkın anladığı farklı olunca iş sıkıntı doğuruyor.

KHK’lardaki ikinci eleştiri konusu ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna eklenen ‘Tek tip kıyafet’ konusu. FETÖ’cülerin ‘Hero’ tişörtü ile mahkemeye çıkması bardağı taşıran son damla olmuştu. Şehit aileleri ve gaziler de ‘tek tip’ kıyafet talebinde bulunmuştu. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar başlıklı beşinci bölümünde yer alan suçlardan hükümlü ve tutuklu bulunanlar için bu madde hükmü uygulanacak. Burada itiraz edilen husus ‘Masumiyet karinesi’ ilkesidir. Bugün de görüyoruz ki FETÖ nedeniyle ihraç edilen, tutuklanan birçok kişi suçsuz oldukları tespit edilerek tahliye ve göreve iadeleri gerçekleşiyor. Bu da ‘Suçsuz olanların bu kıyafetleri giymesinin adil olmadığı’ görüşünü ortaya koyuyor.

Üçüncü (sosyal medyada) tartışma konusu olan kısım ise 696 sayılı KHK’nın 18. Maddesinde yer alan ‘Taşeron’ mevzusu. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde ‘Herkesi kadroya alacağız’ çıkışıyla başlayan ve en son “kamu ve belediyelerde bulunan 850 bin kişiyi kadroya geçiriyoruz” durumuna kadar gelip milyonları umutlandıran taşeron konusu KHK ile düzenlendi. Düzenlemede merkezi bütçe ile yönetilen kurumlardaki taşeronlar 657 sayılı devlet memurluğu kanununun 4D statüsünde kadrolu işçi yapılırken, belediye ve il özel idarelerindekiler kamu iktisadi teşekküllerinde (yani belediyenin kendi şirketlerine geçerek) çalışmaya devam edecek. Tam da burada belediye ve il özel idarelerinde çalışanlar karardan memnun kalmadı. Çünkü onlar da 4D statüsünde kadrolu işçi olmayı bekliyorlardı.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir