Kendi yaşantımızı temizlemek

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19’a karşı beden temizliğinden kullandığımız malzemelere, yürüdüğümüz sokaktan namaz kıldığımız camiye her alanda temizliğe özen gösteriyoruz. Bilgisayarlarımızı anti virüs programlarıyla korumaya özen gösteriyoruz.

Dışımızı her türlü kirliliğe karşı korumak için bir dizi önlem alıyoruz ama içimizi/yaşantımızı temizlemeye yönelik ne tür önlemler aldığımızı bilmiyoruz galiba! Telefonlarımızı, ayakkabılarımızı, kıyafetlerimizi necasetten taharet ediyoruz; ancak zihnimizi ve kalbimizi kirleten hadesten tahareti unutuyoruz.

Ağzımızı maske ile kapatırken, ağzımızdan çıkan yalan, hakaret, küfür, iftira, boğazımızdan geçen haram, tüyü bitmemiş yetimin hakkına karşı “temizlik” önlemi alamıyoruz.

Yeri geliyor bizler hukuk sistemimizi, yaşadığımız mahalleyi, güvenlik güçlerimizi, devletimizi, siyasetçilerimizi, yöneticilerimizi, idarecilerimizi kısacası herkesi suçluyoruz.

Sorumsuzluklarımızdan kâr sağlamaya çalışıyoruz. Güvenlik sistemi yetersizliğinden, eğitim sisteminin eksikliğinden, adaletin tam olmamasından, gelir dağılımında adil olunmadığından, yandaşların zenginliğinden, yöneticilerin haksızlığından dem vuruyoruz. Tüm bunları sorgularken, bunları yapanların insan olduğunu yani bizler olduğumuzu unutuyoruz(!)

Bütün her şeyde sorumluluğu başkasının üzerine atarak hiçbir şey yapamayız. Kendimizi daha iyi duruma getirmenin yolu başkalarını suçlamak değil, kendi yaşamımızda bütün sorumlulukları kendi üzerimize almaktan geçiyor aslında.

Hepimiz kendi mahallemizin, kendi evimizin, kendi yaşantımızın temizliğinden sorumluyuz. Mesela çöp konteynırına çöpleri atmayarak etrafta oluşan kirliliğe karşı belediye işçisini sorumlu tutamayız.

Kendi özel yaşamımızdan sadece biz sorumluyuz. Annemiz, babamız, devlet, hükümet, asker, polis, işveren, yani başkaları değil! Herkes kendi yaptığından hesaba çekilecek biliyoruz. Yüce Kur’an bize sorumluğumuzu hatırlatarak Allah’ın ayetleriyle apaçık bir şekilde mesaj veriyor.

Zilzal suresinde “Femen ya’mel miskale zerretin hayren yerah; ve men ya’mel miskale zerretin şerren yerah” (Kim bir zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onu görür. Kim de bir zerre ağırlığınca bir kötülük yaparsa onu görür).

Hayatta sorumluluk almak yetişkinleri çocuklardan, olgun insanları gençlerden, başarılı insanları “ah keşke” diyenlerden, kazananları kaybedenlerden, iyileri kötülerden, haklıları haksızlardan ayırır.

Sorumluluktan kaçtığınızda “Bir insan sizin yerinize sigarayı bırakabilir mi? Bir insan sizin yerinize eğitim görebilir mi?  Bir insan sizin yerinize kilo alabilir/verebilir mi? Bir insan sizin yerinize üniversiteye gidebilir mi? Bir insan sizin yerinize cennete/cehenneme gidebilir mi?” Soruları uzatabiliriz…

İnftar suresinde bu soruların cevabını bulabiliriz: “O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır.”

Gelişmekten, yerinde saymaktan veya geri gitmekten sorumlu olan da biziz. Tüm eylemlerimizden biz sorumluyuz. Duygularımızı, zamanımızı yönetmek bizim elimizde ve sorumluluğumuzda. İyi ve kötü alışkanlık kazanmak, başarıya ulaşmak, başarısızlığa yönelmekten biz sorumluyuz.

Hayatımıza değer katacak en önemli kişi kendimiziz. “Özgürlüğümüz sorumluluğumuzla başlar.” Özgür olmak için sorumluluk almak gerekir.  

Ne için yaratıldığımız, kim olduğumuz, nasıl olduğumuz, nereye gittiğimiz, ne için gittiğimiz, ne için yaşadığımız, nereye varmak istediğimiz konusunda sorumluluk üstlenmemiz gerekiyor. Sorumluluk üstlenirken de kendi yaşantımızı temizlemek elzemdir.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir