Kafalar mı değişti yoksa isimler mi?

Çarşamba günü CHP’de yaşanan kriz, yerini ümitlere bıraktı. En azından Kılıçdaroğlu’nun liderliği için bir ümit olabileceği düşüncesindeyim. Sıradan olmayan bu kriz, Kılıçdaroğlu’na “güç” verebilecek niteliği taşıyor.

CHP’deki yeni tüzüğün uygulanmasına karşı çıkan Önder Sav ve ekibi, yeni Merkez Yönetim Kuruluna(MYK) alınmadı. Böylece geçtiğimiz kurultayda tasfiye edilen Baykal ve yanlılarına, yeni tüzükle Sav ve ekibi de katılmış oldu. CHP’deki bu iç hesaplaşmayı görünce yazımın başlığını “Bu duruma en çok kim sevinir?” diye yazmayı düşünmüştüm. Sav’ın, yükselişini önleyemediği Gürsel Tekin’in MYK’ya girdiğini gördüm ve bu başlıktan vazgeçtim.

Daha sonra da, bir kaset skandalıyla koltuğundan edilen ve Sav tarafından “istenmeyen adam” gibi görünen Baykal ve ekibini göz önünde bulundurup “Kaset skandalının intikamı mı?” başlığını kullanmayı düşünmüştüm; ama bunu da iptal ettim. Sav, sadece Baykal’ı yarı yolda bırakmamış; aynı zamanda Baykal’a yakın isimlerin MYK’ya girmesini de engellemişti. Şimdi -bir nevi- bunun intikamı alınıyor.

CHP’nin yeni Genel Sekreterliğine Süheyl Batum’un getirildiğini görünce  “Kafalar mı değişti yoksa isimler mi?” başlığını kullanmaya karar verdim. Neden mi? Çünkü Prof. Dr. Süheyl Batum’un Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yönelik sözlerini hatırladım. Batum o sözlerinde şunları ifade ediyordu: “…AKP’nin Başkanı, oturup masuzdan iki tane yapılan resepsiyonu sırf türbanı meşrulaştırmak amacıyla ‘bire indirdim’ diyecek. Biz de 29 Ekim’in cumhurun başkanı olmayan AK Parti’nin başkanı tarafından seçilmiş ve tamamıyla AK Parti çerçevesinde faaliyet gösteren bir kişinin bu oyununa itibar edeceğiz. Ben milletvekili olsam kesinlikle resepsiyona katılmam… CHP’nin bütün ideolojisine katılırım; ama böyle bir şeyde ben olsam bu Cumhurbaşkanı’nı bu yaptığı oyunu kabul etmem, bu oyunlara gelmem.”

Böyle bir açıklama yapan Batum’un, CHP Genel Sekreterliği’ne getirilip, ardından da CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun  “Bu yönetim halktan yana yönetimdir, bu yönetim korkulara karşı direnen, özgürlükçü bir yönetimdir. Özgürlüğü getiren bir yönetimdir” ifadelerine bakarak, değişenin sadece isimlerden ibaret olduğunu görmek mümkündür. Yani “Dervişin fikri ne ise zikri de odur.” Bu düşüncede olan insanların “halktan yana, halkçı” olabileceklerini söylemek çok zor.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğunu ama lider olamadığını yazdık ve yazıyoruz. Yeni “fırsatla” Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktan liderliğe yükselmesi için imkân doğmuştur. Bu imkânı yine başkalarının gölgesinde değerlendirecek olursa, elindeki fırsatı kaçırmış olacaktır. Kurtulmuş olduğu “Gölge Başkan”ın yerine başka bir “Gölge Başkan” kabul etmemelidir.

Sav ve ekibinin saf dışı kaldığı bir CHP’de, bundan sonraki gelişmelerin iyi izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu süreci izlerken de, geçtiğimiz günlerde Habertürk TV’ye konuk olan Baykal’ın değerlendirmelerinin ve yeni dönemde Kılıçdaroğlu ile “ortak adım” atabileceğini unutmamak gerekiyor.

Baykal, o gün şunları söylüyordu: “Tüzük kurultayına gitmek gerek. Orada kurultay hangi tüzükle yola devam edileceğine karar verir. Ben yeni tüzükten yanayım ama kurultay karar verir. Tabii bu arada parti meclisini de yenilemek gerekir. Bu iş bir an evvel çözülmeli, ben de elimden gelen desteği veririm.”

Baykal’ın cümlelerini iyi okursak, orada “parti meclisinin değişmesi ve kendi desteğinin sürecek olması”ndaki mesajları anlarız. Kısacası Baykal “Parti meclisine benim istediklerimi de alırsanız, size destek veririm” diyor. Bu işin sonunda bir tüzük kurultayı gerekiyor. Çünkü Baykal da kurultay istiyor! Kılıçdaroğlu’nun bundan sonraki süreçte Baykal’a olan ihtiyacını da düşünürsek, kurultayın kaçınılmaz olduğunu söylemek hiçte yanlış olmaz.

Unutulanlar: CHP’nin “devrimci bir parti” olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu’na, biz de şunu hatırlatalım. Statükodan kurtulma, özgürlüklerden ve demokrasiden yana olma fırsatının yakalandığı bir CHP’de, devrimci ruhunuzu harekete geçirerek Türkiye’ye yakışmayan şu başörtüsü sorununu çözün deriz!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir