Kadıköy ‘yandı’ futbol severler ‘utandı’

Spor deyince aklımıza ilk gelen güzellik ve mükemmellik, sporu izlenmeye değer kılan en önemli özelliktir. Bu özelliler farklı alanlarda değişik güzellikler ile kitleleri kendine çeker ve mükemmelliği oluşturur. Sporun asıl mükemmelliği, rekabetten ziyade ahlak, kalite ve başarıdadır.

Yukarıda yazdıklarımız aslında olması gerekenlerdir. Ne yazık ki cumartesi akşamı Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin bitiminde bunu göremedik. Geride bıraktığımız sezon gerilim ve tartışma doluydu. Şikeler, gözaltılar, tutuklanmalar derken tartışma aldı başını yürüdü. Bir de Play-Off icat edildi ki bu da tuzu biberi oldu. Ve nihayetinde cumartesi akşamı Kadıköy’de son nokta konuldu,Galatasaray kupayı alarak sezonu bitirdi.

Futbol ‘gerçek yüzünü’ 90 dakikanın bitiminde gösterdi. Tatlı rekabet yerini şiddete bıraktı. Tribünler sahaya inmeye başladı. Polis, Galatasaraylı futbolculara adeta etten duvar ördü. Koltuklar havada uçuştu. Taraftarlar polise saldırdı. Stat sanki savaş alanı gibiydi. Stat dışında da Kadıköy ‘yanmaya’ başladı. İşte o anda futbolseverler ‘utandı.’ Bir benzinliğin önündeki polis araçlarının devrilip meşalelerle yakılması hafızlara kazındı. Hele Fenerbahçeli birkaç taraftarın gazdan etkilenerek bir apartmanın üst katına sığınması, futbolun belki de ‘taraftar’ olduklarını iddia edenlerin çirkin emellerinin eseriydi. Tek ‘suçları’ maçı izlemek olan asıl taraftarlar, köşe bucak kaçmaya mahkûm edildi.

Bu da bize şunu gösteriyor ki sporun güzelliklerinden faydalanmak için insanlarda düzenli bir eğitim, kültür ve ahlak bilincinin yerleşmesi gerekiyor. İnsanlar saldırmak yerine, karşıdakini anlama, ona saygı duyma ve onun başarısını kabul etmeye alışabilmeli. Hareket etme, beceri kazanma, bir gruba üye olma, galibiyet ve eğlenme isteği oluşturan futbol, rekabeti de beraberinde getiriyor. Bu alışkanlıklar spordaki olumlu etkileşim duygularını oluşturduğu gibi bir de ayrımcılığa, hakarete, ırkçılığa, küfre neden olabiliyor.

Aslında yaşamak ve görmek istemediğimiz bu tür olumsuzluklar; ‘başarısızlık, yenilgi, haksızlık, utanç duyma ve düşmanlık hissi’ uyandırmaktadır. Sosyolojik veya psikolojik olarak burada devreye ahlaki değerler giriyor. Ahlaki değerlerin korunması bu tür olumsuzlukların önüne geçebilir. Rekabet eğer güzellikleri ve başarıyı artırmaya yönelik olursa o zaman futbolun da bir önemi olur. Çünkü futbolda izlenmeyi sağlayan şey kalite ve tatlı rekabettir. Irkçılığın ve şiddetin sürekli boy gösterdiği bir alan olan spor, aynı zamanda rekabetin de önemli bir merkezini oluşturuyor. Renklerdeki farklılıklar ne yazık ki davranışlardaki farklılıkları da beraberinde getiriyor.

Sportif cezalar uygulanmalı

Artık futbol maçlarını izlemeye gidemeyen aileler, kadınlar, çocuklar ve şiddet olayları, saldırganlıklar, yaralamalar, ölümler ortada iken futbolun nereye kaydığını görmek gerekir. Bugün insanlar aileleri ile birlikte stadyumlara gidip maçlarını izleyemiyor, orada renklerine gönül verdikleri takımlarını destekleyemiyor ve oradaki atmosferi teneffüs edemiyorsa bunun nedenlerinden biri yine çirkin rekabettir.

Şiddet rekabetinin her fırsatta karşımıza çıktığı spor dünyasında, sportif cezaların uygulamaya koyulması gerekir. Sporu sadece “oyun”dan ibaret görmeyip, o “oyunların” arakasındaki asıl “oyunları” görmek lazım.

Unutmayalım ki sporu spor yapan değerler onun seyredilebilir, yaşanabilir ve paylaşılabilir güzellikler de olmasıdır.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir