İstanbul vatanım da vatanım

Türkiye’nin yoğun gündemi içerisinde bir gezi yazısı kaleme almak hem yazarları hem de okurları rahatlatıyor. Peygamber müjdesi, şairlerin ilham kaynağı, dünyanın gıpta ettiği, yedi düvelin göz diktiği İstanbul, Fatih Sultan Mehmed Han’ın komutasında nesiller boyu dillerden düşmeyen bir kahramanlığın, başarının ve fethin armağanıdır. Fetih’ten 8 asır önce “Kostantiniyye elbet de fetholunacaktır.  Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır! Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir” müjdesine ve övgüsüne layık olmuş kadim bir şehirdir.

Ne zaman giderseniz gidin, nereyi gezerseniz gezin, ayrıldığınız zaman tekrar geleme hissi uyandıran bir şehirden bahsediyoruz. Sokaklarında tarihin izlerini gördüğünüz, denizinden nimetleri tattığınız, coğrafyasında milyonların barındığı, kıtaların birleştiği İstanbul… Şehri oluşturan insan, tarih, mekân, doğa burada yekvücut olmuştur.

Anadolu Yakasından vapura binip Beşiktaş’a, Eminönü’ne ilerlediğinizde karşıda Sultanahmet Camii, Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı, Hisarlar, Süleymaniye Camii, Yeni Camii heybetli, bir o kadar da tarihsel dokusuyla sizleri selamlıyor. Denizin ortasında bir inci gibi salınan Kız Kulesi ve herkese kucak açan Galata Köprüsü’nde balıkçılar sıra sıra dizilmiş, oltalarını martıların cümbüşünde ‘vira bismillah’ diyerek denize salıyor.

Serin serin kapalı çarşı, her renkten insan yığını dolup boşalıyor. Güvercin dolu Yeni Camii avlusu, çocuklar doyasıya eğleniyor. Kıyıda balıkçı tekneleri ‘ekmek arası balık’ diye davetiye çıkarıyor. Arada bir tramvay sesi ve kalabalıkların itiş kakışı…

Eyüp Sultan Camii ve Türbesi her zamanki gibi dolup taşıyor. Pierreloti’deki manzara dünya ihtişamını seyrettirirken; çayda eriyen şeker ve Eyüp Mezarlığı da dünyanın geçici olduğunu haykırıyor. Eski sucuların hiç durmayan çıngıraklarının yerini, kulakları inleten çocukların ‘Soğuk suuu’ sesi alıyor.

Boğazın incileri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü kıtaları birleştiriyor, hasretleri kavuşturuyor. İstanbul’un manevi önderleri Eyüp’te Eyüp Sultan Hazretleri, Beşiktaş’ta Yahya Efendi, Beykoz’da Hz. Yuşa, Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdayi, Sarıyer’de Telli Baba ziyaretçilerini ağırlıyor.

Elitlerin gözdesi İstiklal Caddesi, Taksim ile Galata Kulesi’ni buluşturuyor. Sağlı sollu Avrupai mimari, meşhur Galatasaray Lisesi, Galata Mevlevihanesi, kilisesi ve daha nicesi… Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Küçükada derken farklılaşıyor havası. Loş kayıkhaneleriyle yalılar, trafiksiz sokaklar, mobiletlerine binmiş dede ve nineler, sokakların sessizliğini bozan sevimli köpekler, ağaç gölgesine sığınmış kediler…

Bostancı, Maltepe, Kartal, Pendik… Sahil boyu dizilmiş otomobiller. Yakılmış semaverler, serilmiş kilimler… Yahya Kemal Beyatlı’nın mısralarında dediği gibi “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul. Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul. Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”

Dört yanı çevrili bir kale gibi sırlarınızı saklıyor. Hayalleriniz sulara yansıyor gökyüzünün mavisiyle. Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi “İstanbul benim canım, vatanım da vatanım. Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler. Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler. Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından, Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…”

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir