İsimlerimizle hitap etmeyi unuttuk mu

İnsanlar arasındaki iletişim hitapla başlar, saygıyla devam eder ve sevgiyle kuvvetlenir, ilerler. Doğru yerde, doğru hitabı, isabetli bir şekilde kullanmak çok önemlidir. İşte günümüz gerçeklerinden biri de bu hitap şeklinin değişmesi ve ciddiyetini kaybetmesi meselesinidir.

Hemen her gün hayatınızda birçok hitap şekli ile karşılaşırsınız. Kocanın “yavru kuşum”, karının “şampiyon”, (koca ve karı, hukuki terimler) çocuğun “aşkım”, arkadaşın “kanka, la, bebe”, yöneticinin “oğlum” diye hitap ettiği bir iletişim sistemi ne kadar ciddi ve sağlıklı olabilir ki? Bunları okuduğunuzda ya da duyduğunuz da sizin de aklınıza şu soru gelebilir: “İsimlerimizle hitap etmeyi unuttuk mu?”

Maalesef kendimize verilen isimlerin yerine abuk sabuk kelimeler bularak isimlerimizi unutturduk. Bununla da kalmadık o kelimelerle hitap etmeyenleri “ne kadar ciddi, ne kadar duygusuz” gibi ithamlara maruz bıraktık. Yani yanlış bildiğimiz doğrularla yanlışı doğrulatmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bunu yaparken de kendimizi hiç sorgulamıyoruz. Tabii bunların dışında olanlar yok mu? Tabii ki var. Onların hakkını teslim etmek gerek…

Çoğu zaman insanlar arasındaki samimi ilişkiler çok daha ileri boyuta taşınarak aradaki saygı mesafesinin kaybolduğunu gösteriyor. İkili ilişkilerde ne medeni durumun ne de cinsiyet farkının bir önemi kalmıyor! İşin “kolayına kaçarak” yitik anlamlar yüklediğimiz kelimelerle dostluklar oluşturmaya, oluşturduğumuz bu dostlukları da yine benzer kelimelerle yıkmaya çalışıyoruz. Birazdan örneklerini vereceğim hitap şekilleri yurdumun güzel insanlarının üstün zekâsı ile ortaya çıkıp, bazen bir sevgilinin duygularını okşamak, bazen bir annenin şefkatini göstermek bazen de bir arkadaşın samimiyetini ortaya koymak için hayat buluyor.

Bunların başında çok merak ettiğim “kanka” ya da genç kızların biraz dahi ileri boyuta taşıdıkları “kanki” kelimesi geliyor. Bu hitap tarzı ne zaman kullanıma başlanmış diye araştırırken, kelimenin 1997’de yayınlanan Ruhsar dizisi ile kullanıma girdiği noktasında çok sayıda bilgiye ulaştım. Yani 90’ların bize “hediyesi.” Aslında dizilerin bizi ne hale getirdiğinin de acı bir göstergesi. Tabi bu kelimeye yüklenen anlamlara da bakma ihtiyacı hissettim.

Dikkatimi çeken ve biraz da bizleri düşündürmesi gereken bu kelimeye insanlar genelde şu anlamı yüklüyor: “Kızların yanındaartistik olsun diye en yakın arkadaş grubuna kankalar, bireylerine de kanka deme.” (ekşi sözlük). Tabi bir de bunun tek bir kişiye söylenmesinde herhangi bir mahsur olmadığı konusunda fetva verenler var! Bunları okuduğunuz zaman ya gülüp geçeceksiniz ya da durup düşüneceksiniz. Ancak aşağıda yazacaklarımı okuduğunuz da eminim ki bir daha düşüneceksiniz.

Sözlü iletişimin başlamasında çok önemli olan hitap şekli bakın bizde hangi kelimelerle kullanılıyor: “Aşkısı, duman gözlüm, şekerparem, canımın içi, iki gözüm, ciğerim, kuzum, pompişkom, oğlum, ulan, ortak, eşek gözlüm, yavru kuş, hacı, topraam, gözüm, çakal, şampiyon, bacım, lan, hödük…” İşte bizim gerçeklerimizin bir kısmı ve yozlaşan iletişim sistemimiz. Alternatif mi dersiniz “Beyefendi, hanımefendi, kardeş, bey, hanım…” Siz çoğaltın bu listeyi de…

Unutulanlar: İnsanlara isimleri ve unvanları ile hitap ediniz ki sizler de en güzel şekilde çağrılasınız.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir