İlişkileriniz ne durumda?

İlişki dediğimde akla ilk gelen bir erkek ve bir kadın arasındaki duygusal bağ ya da cinsel ilişki olmamalı. İlişkileri çok yönlü düşünerek, günümüzde yaşamış olduğumuz bu ilişkileri bir kere daha gözden geçirmemiz gerekiyor.

Sadece karı-koca arasındaki sorumluluk ya da iki sevgili arasındaki davranış olmanın ötesinde, genel olarak bunu insanlarla kurduğumuz iletişim açısından düşünmekte fayda var. Bazen öyle oluyor ki yaşadığınız en ufak sıkıntılar, ardı arkası gelemeyen büyük sorunlara neden olabiliyor. Çok iyi devam edecek diye düşündüğünüz arkadaşlıklar, evlilikler sallanıyor. Kimi zaman tartışmalar o kadar aleni oluyor ki, yakın akrabaların, arkadaşların, çocukların ve komşuların ortasında kendinizden geçiyorsunuz.

Sonrasında öfkenize hâkim olamayıp, ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O zaman huzursuz ve mutsuzsunuz demektir. Arkadaşlarınızı seçerken uzun vadeli ilişkiler üzerine bu dostlukları kurarsınız veya eşinizle on yıl, yirmi yıl birlikte yaşarsınız. Bu süre içerisinde arkadaşlarınızı, komşularınızı, eşinizi, dostunuzu tanımamış olabilirsiniz. Birbirinizi tanımadığınız zaman da birbirinizin farkına varamamış ve olumlu iletişim kuramamışsınız demektir.

Çoğu kez maddiyat ön plana çıkınca, manevi olan arkadaşlıklar, dostluklar, kardeşlikler, sevgi bağları unutuluyor. Para kazanılarak evin ve kişilerin ihtiyaçları karşılanabilir; fakat bir fert olarak kişilerin farkına varamadığınız zaman işler karışır. Bu davranışlara sahip kişiler, aileler, topluluklar nasıl bir haldedir diye sorsak, cevabınız herhalde “huzursuzlardır” şeklinde olurdu!

Aile içinde, kişiler arasında, akrabalıklarda, arkadaşlıklarda, komşuluklarda en önemli ihtiyaç: farkına varılmaktır. Yani farkındalıktır! İletişim kurarken doğal olmak gerekir. Yapmacık hareketlerden, yapmacık sevgilerden uzak durulmalıdır. Yüzünüzdeki maskeleri atmanız gerekir! Anne-babanın birbirlerine, çocuklarına, komşularına, arkadaşlarına ilgi duyabilecekleri gerçek ve kolay anlaşılabilir konular sunması gerekir.

İnsanların, aile fertlerinin, kendilerine öğretici sorumluluklar vermeleri, önemli kararlar almalarına yardımcı olmak, aile ilişkilerini derinleştirebilecekleri samimi ortamlar oluşturmak vs. gibi, birbirlerinin farkına varacakları görevleri vardır. Peki, insanlar birbirlerinin farkına nasıl varabilir? İletişimi sadece söylenen sözden ibaret anlarsak, bir kere baştan yanılırız! İletişim sadece söylenen sözlerle olmaz, davranışlarımız, giyim kuşamımız, oturup kalkmamız, bakışlarımız, el hareketlerimiz, jest ve mimiklerimizle de iletişim kurulur. Böylece birbirinin farkına varılır.

Yüzyılımızın en büyük sorunlarından biri olarak, ‘insani ilişkiler esnasındaki davranışların kötü sonuçlara vardığı noktayı’ gösterebiliriz. Sürekli bir şeylerden şikâyet etmek, bazı sözleri söylemek veya o sözlerin arkasına düşmek, alınganlıklar, küskünlükler karşımızda birer sorun yumağı olarak duruyor. Bunların sebebine gelince, bunların hepsi birbirimizle yeterince iletişim kuramadığımızın bir işaretidir.

İnsan ilişkileri esnasında iletişim kurmaya çalışan kişiler, toplumun uygun gördüğü belli nezaket ve iletişim kurallarını yerine getirmeye kararlı olduklarında, bu ilişkilerin dışarıdan uyumluymuş gibi bir izlenim oluşturduğu söylenebilir. Ancak, başta da belirttiğimiz gibi ‘yapmacık’ uyum, mevcut bazı olumsuzlukları ortadan kaldırmaz, aksine onları daha da şiddetlendirir.

Bu tür olumsuzluklar çeşitli çatışmaların sadece bastırılmak adına yapıldığını gösterirse, o koşullar umulmadık anlarda tepki vererek, ilişkilere zarar verecektir. Özellikle ikili ilişkilerimizde karşımızdakiyle geçinmek için bazı tavizler verebiliriz. Sorunları çözmek için karşılıklı fikir alışverişinde bulunmalıyız.

Unutulanlar: Ailemizin, toplumun, arkadaşımızın, çevremizin ahengini korumak için, neyi niçin ya da kimin için yaptığımıza bakmalıyız, bunun farkında olmalıyız. Yaptığımızın bilincinde olursak,  sonradan yaptığımız ya da yapacağımız seçimlerden tedirginlik duymamış oluruz.

İlişkileriniz ne durumda?

İlişki dediğimde akla ilk gelen bir erkek ve bir kadın arasındaki duygusal bağ ya da cinsel ilişki olmamalı. İlişkileri çok yönlü düşünerek, günümüzde yaşamış olduğumuz bu ilişkileri bir kere daha gözden geçirmemiz gerekiyor.

Sadece karı-koca arasındaki sorumluluk ya da iki sevgili arasındaki davranış olmanın ötesinde, genel olarak bunu insanlarla kurduğumuz iletişim açısından düşünmekte fayda var. Bazen öyle oluyor ki yaşadığınız en ufak sıkıntılar, ardı arkası gelemeyen büyük sorunlara neden olabiliyor. Çok iyi devam edecek diye düşündüğünüz arkadaşlıklar, evlilikler sarsılıyor. Kimi zaman tartışmalar o kadar aleni oluyor ki, yakın akrabaların, arkadaşların, çocukların ve komşuların ortasında kendinizden geçiyorsunuz.

Sonrasında öfkenize hâkim olamayıp, ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O zaman huzursuz ve mutsuzsunuz demektir. Arkadaşlarınızı seçerken uzun vadeli ilişkiler üzerine bu dostlukları kurarsınız veya eşinizle on yıl, yirmi yıl birlikte yaşarsınız. Bu süre içerisinde arkadaşlarınızı, komşularınızı, eşinizi, dostunuzu tanımamış olabilirsiniz. Birbirinizi tanımadığınız zaman da birbirinizin farkına varamamış ve olumlu iletişim kuramamışsınız demektir.

Çoğu kez maddiyat ön plana çıkınca, manevi olan arkadaşlıklar, dostluklar, kardeşlikler, sevgi bağları unutuluyor. Para kazanılarak evin ve kişilerin ihtiyaçları karşılanabilir; fakat bir fert olarak merhamet duygusundan yoksunsanız o zaman işler karışır. Bu davranışlara sahip kişiler, aileler, topluluklar nasıl bir haldedir diye sorsak, cevabınız herhalde “huzursuzlardır” şeklinde olurdu!

Aile içinde, kişiler arasında, akrabalıklarda, arkadaşlıklarda, komşuluklarda en önemli ihtiyaç: farkına varılmaktır. Yani farkındalıktır! İletişim kurarken doğal olmak gerekir. Yapmacık hareketlerden, yapmacık sevgilerden uzak durulmalıdır. Yüzünüzdeki maskeleri atmanız gerekir! Anne-babanın birbirlerine, çocuklarına, komşularına, arkadaşlarına ilgi duyabilecekleri gerçek ve kolay anlaşılabilir konular sunması gerekir.

İnsanların, aile fertlerinin, kendilerine öğretici sorumluluklar vermeleri, önemli kararlar almalarına yardımcı olmak, aile ilişkilerini derinleştirebilecekleri samimi ortamlar oluşturmak vs. gibi, birbirlerinin farkına varacakları görevleri vardır. Peki, insanlar birbirlerinin farkına nasıl varabilir? İletişimi sadece söylenen sözden ibaret anlarsak, bir kere baştan yanılırız! İletişim sadece söylenen sözlerle olmaz, davranışlarımız, giyim kuşamımız, oturup kalkmamız, bakışlarımız, el hareketlerimiz, jest ve mimiklerimizle de iletişim kurulur. Böylece birbirinin farkına varılır.

Yüzyılımızın en büyük sorunlarından biri olarak, ‘insani ilişkiler esnasındaki davranışların kötü sonuçlara vardığı noktayı’ gösterebiliriz. Sürekli bir şeylerden şikâyet etmek, bazı sözleri söylemek veya o sözlerin arkasına düşmek, alınganlıklar, küskünlükler karşımızda birer sorun yumağı olarak duruyor. Bunların sebebine gelince, bunların hepsi birbirimizle yeterince iletişim kuramadığımızın bir işaretidir.

 İnsan ilişkileri esnasında iletişim kurmaya çalışan kişiler, toplumun uygun gördüğü belli nezaket ve iletişim kurallarını yerine getirmeye kararlı olduklarında, bu ilişkilerin dışarıdan uyumluymuş gibi bir izlenim oluşturduğu söylenebilir. Ancak, başta da belirttiğimiz gibi ‘yapmacık’ uyum, mevcut bazı olumsuzlukları ortadan kaldırmaz, aksine onları daha da şiddetlendirir.

Bu tür olumsuzluklar çeşitli çatışmaların sadece bastırılması adına yapıldığını gösterirse ilişkilere zarar verecektir. Özellikle ikili ilişkilerimizde karşımızdakiyle geçinmek için bazı tavizler verebiliriz. Sorunları çözmek için karşılıklı fikir alışverişinde bulunmalıyız. Ailemizin, toplumun, arkadaşımızın, çevremizin ahengini korumak için, neyi niçin ya da kimin için yaptığımıza bakmalıyız. Yaptığımızın bilincinde olursak,  sonradan yapacağımız seçimlerden tedirginlik duymayız.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir