İletişimi doğrular üzerine kurmak

Bugünkü kısır tartışmalara baktığımız zaman sağlıklı iletişim kuramadığımızı ve yeterince ikna edici olamadığımızı görüyoruz. Bunun temel nedenleri iletişim yöntemlerini doğru ve etkili kullanamamaktan kaynaklanıyor.

Aralık 2015’te CHP İzmir Milletvekili tarafından gündeme getirilen ve aile bütünlüğünün korunmasını içeren konuda AK Parti bir adım atıp bu yasa tasarısı teklifini Meclis’e getirdi. 3 bin 800 aileyi ilgilendiren bu vaka somutlaştırılmış oldu. Böylece bizler de küçük yaşta evlilikten dolayı mağdur durumdaki binlerce aile olduğunu öğrenmiş olduk.

Kıyamet de buradan koptu. Bir iletişim sorunu ortaya çıktı. Teklifi okuyan hemen herkes ilk etapta tepki gösterdi. Acaba “Cinsel istismarda bulunan tecavüzcülere af mı geliyor?” soruları sıkça soruldu. Toplumda “Tecavüzcülere af geliyor” algısı oluşturuldu. (Şu şerhi de düşerek belirtelim ki hiçbir cinsel istismarın ‘evlilik kılıfı’ ile ortadan kaldırılması kabul edilemez.)

Erken yaşta evliliklerden doğan mağduriyetleri gidermek için yasa tasarısını hazırlayan AK Parti orada kullanılan muğlak ifadeler nedeniyle –belki de haksız bir şekilde- ağır ithamlara maruz kaldı. Bir anda Türkiye’nin gündemi değişti. FETÖ, PKK, Fırat Kalkanı, AB, ekonomide değişen dengeler, Başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliği konuları, KHK’ler ihraç edilen, açığa alınan binlerce kişinin durumu, CHP’li milletvekilinin “İzmir Türkiye’den ayrılıp AB’ye girsin” çıkışı konuşulurken, bir anda AK Parti bir teklif getirdi ve teklifte yer alan ‘Failin tanımı’ noktasında deyim yerindeyse ülke çalkalandı.

Öyle ki “Sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam, bedenime dokunma” pankartlarıyla her türlü gayri meşru ilişkiyi ‘doğal’ gören taraflar, bir anda ahlak dersi vermeye başladı. Daha da ileri giderek dini, dindarları eleştiren, Peygamber Efendimize karşı ahlaksızca ithamlarda bulunan açıklamalar sosyal medyada yayımlandı.

Siyasette ise yasa tasarısına karşı çıkan muhalefet partilerinden “Yasa geri çekilsin” itirazı dışında herhangi bir farklı teklif gelmezken; AK Parti “Teklifte kararlıyız” açıklaması yaparak geri adım atmadı. Devreye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan girdi ve “Hükümetin, toplumun değişik kesimlerinden gelen eleştiri ve önerileri dikkate alarak, geniş bir mutabakat içerisinde bu sorunu çözmesinde fayda görüyorum” diyerek istişareyi gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ardından Başbakan Binali Yıldırım açıklama yaparak “Tasarıyı komisyona geri çekiyoruz” dedi ve mesele kapandı.

İletişimdeki aksaklıklar, kamuoyu oluşturmada yaşanan sıkıntılar maalesef beraberinde bu tür kutuplaşmaları da getiriyor. Oysa hiç kimse cinsel istismarcılara merhametli yaklaşmıyor.

İletişim Fakültesinde, kitle iletişim dersinde bize ilk öğretilen KAYNAK-MESAJ-KANAL-ALICI ve GERİ BİLDİRİM, iletişim sürecini şematize eden en önemli tanımlamaydı. Kaynaktan gelen mesajın kullanılan yöntem ile alıcıya nasıl aktarıldığı ve mesajı alan kişinin ne anlayıp geri bildirimde bulunduğu çok önemlidir. Daha basit deyimiyle sizin anlattığınız karşınızdakinin anladığı kadardır.

Anlamların ortaklaşa paylaşımı dediğimiz iletişim, kaynaktan alıcıya doğru net ve anlaşılır bir şekilde iletilirse sağlıklı sonuçlar verir. Aksi takdirde bugün yaşadığımız kısır tartışmalar çoğalır. Eğer siz gönderdiğiniz mesajlarla karşınızdakinde istediğiniz anlamları oluşturamıyorsanız etkili bir iletişimden bahsedilemez. Erken yaşta evliliklerden doğan mağduriyeti gidermeye yönelik atılan yasal adım da buna örnektir.

İletişimi doğrular üzerine kurup, güvenli tutum sergilediğiniz, bu tutumunuzu kontrol ettiğiniz ve yargılamaktan ziyade açıklamayı tercih ettiğiniz zaman başarılı olursunuz.

 

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir