İdeolojik ısrarlar işçi hakkını gasp etti

Aynen başlıkta okuduğunuz gibi 1 Mayıs’taki ideolojik ısrarlar işçi hakkını gasp edip “terörizm için dayanışma” haline getirildi.

Emek ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs, İstanbul’da marjinal gruplarla polisin çatışmasına sahne oldu. “İşçi haklarını savunduklarını” öne süren gruplar ellerindeki taşlar, sopalar, misketler, sapanlar ve molotoflarla ortalığı yakıp yıktı. Bu nasıl bir mantıktır?

Günler öncesinden Taksim’deki şantiye nedeniyle orada kutlamaların uygun olmadığı söylenmesine rağmen ideolojik ısrarlar nedeniyle Taksim’e yürümek istendi. Yürümekle yetinilmedi İstanbul’da savaş ortamı oluşturuldu. Bir tarafta göstericiler diğer tarafta polis. İnat ve orantısız güç geriye harabe görüntü bıraktı. Biber gazları, tazyikli su, kaldırım taşları, sapanlar, çelik misketler birçok kişiyi yaraladı.

CHP’li vekiller her zaman olduğu gibi ortalığı yıkmanın “Hak” olduğunu iddia edip, marjinal gruplara “destek” için meydanlarda boy gösterdiler. Hatta CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin sıkılan gazdan etkilendi. Yaşananları tek boyutlu olarak “faşizm” diye değerlendirip “Bir evren gitti yeni Evren geldi” diye yorumladı.

Diyarbakır, Karabük, Çanakkale, Kayseri bayram havasında 1 Mayıs kutlarken; İstanbul ve Ankara savaş havasındaydı. Televizyonlar sabahtan akşama kadar yaşanan rezaleti canlı olarak yayınladı. Sivil halk, polis, gazeteciler yaralandı. Esnafın işletmesi zarar gördü, çalışanlar işlerine gidemedi. Ulaşım aksadı. Metrobüsler, vapur seferleri, köprüler sabahın erken saatlerinde ulaşıma kapatıldı. İstanbul’da “Olağanüstü hal” ilan edilmiş gibiydi.

Apartman boşluklarına sığınanlar mı dersiniz, kaldırım diplerine siper edinenler mi dersiniz tam bir rezalet görüntüsü vardı ekranlarda. Hele bir turistin “Ben terörist değilim, beni bırakın geçeyim” şeklindeki yakarışı hafızalara kazındı. Bu zihin yapısı değişmediği takdirde PKK meselesi bitse ne olur ki. “Ülkeyi seviyoruz” diye nara atanlar ve bunlara çanak tutanlar neyin peşindeler?

Zihin yapısı aslında her şeyi gösteriyor. İki örnek vererek bu durumun fotoğrafını çekmek istiyorum. Birincisi, İstanbul Beşiktaş’ta kaldırım taşlarını söküp polise ve sivil halka fırlatarak ortalığı savaş alanına çeviren grubun davranışı. İkincisi ise Diyarbakır’da, Karabük’te, Çanakkale’de ve Kayseri’de dualar, oyunlar eşliğinde kutlanan 1 Mayıs. Şimdi ikisini karşılaştırın. Ve bu ülkeyi kimin, nasıl sevdiği üzerine kafa yorun. PKK’nın yerine sahneye sürülen yeni örgütlere dikkat edin!

Son söz olarak şu acı kareyi de yazmamız gerekiyor: Kendi arkadaşlarının attığı kaldırım taşı ile yere yığılıp, yine kendi arkadaşları tarafından karga tulumba götürülen göstericinin o anı 1 Mayıs’a damga vurdu. Bir daha düşünün attığınız taş ve sıktığınız biber gazı kendinize de zarar veriyor!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir