‘Hayır’cı mahallenin baskısı

Hep tutturmuşlardı ‘mahalle baskısıyla şunu yapıyorlar, mahalle baskısıyla bunu yapıyorlar’ diye. Hatta öyle oldu ki, Hürriyet’in “Olay kadını” ‘tesettüre’ girerek insanların nabzını yoklamaya bile çalıştı… “Ayşe karşı mahallede” manşetleri atıldı. Bunları bir tarafa bırakıp asıl mahalle baskılarını yazalım.

12 Eylül Referandumu sürecinde ‘Hayır cephesi’nde, CHP ile başlayıp TKP ve İşçi Partisi ile devam eden linç kampanyaları unutulmadı. CHP’li Süheyl Batum’un, referandumda ‘evet’ oyu vereceğini açıklayan Sezen Aksu’ya “sazan” diye hakaret etmesiyle başlayan saldırılar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Orhan Gencebay ve Orhan Pamuk gibi isimlerin sanatçılığını sorgulamasıyla şiddetini artırmıştı.

Hatırlayalım, “Yetmez Ama Evet” Platformu’nun Taksim’de düzenlediği panelde, TKP ve İşçi Partili bir grup, Yazar Adalet Ağaoğlu ile Demokrat Yargı Derneği Başkanı Osman Can’ın da aralarında bulunduğu aydınlara yumurta fırlatmıştı. Bunun yanı sıra Platformun İzmir’deki panelinde ise Doç. Dr. Ferhat Kentel ile Taraf yazarı Roni Margulies boyalı saldırıya uğramıştı.

Bu baskı kampanyasının hedefinde özellikle aydınlar ve sanat camiasından isimler vardı. Hedefteki isimlerden biri de Sezen Aksu’ydu. Bazı İzmirli vatandaşlar Aksu’ya karşı linç kampanyası başlattı. Aksu neredeyse ‘aforoz’ edilecekti. ‘Demokrat’, ‘laik’, ‘çağdaş’, ‘modern(gerici olmayan)’olduklarını her fırsata dile getirenler, bir sokak ismine bile tahammül edemediler. Peki, ne dediler? “Herkes özgürdür her şeyi konuşabilir; ama bir sanatçı çıkıp böyle demeç vererek insanları yönlendiremez.” Pes yani! Hani herkes özgürdü, hani herkes ‘her şeyi’ söyleyebilirdi?

Özgürlük CHP ve CHP’ye gönül vermiş olanların düşündükleri gibi midir? Özgürlük zorla ‘hayır’ dedirtmek midir? Özgürlük ellerine yumurta alarak ‘sen bizden değilsin’ diyerek karşıt görüşteki insanlara yumurta fırlatmak ya da boyalı saldırıda bulunmak mıdır? Bunca özgürlük sorusunun ardından ‘Sezen Aksu Sokak’ hafızalarımızda yer etti.

Kaldırılan tabela yeniden yerine asıldı. Asıldı asılmasına ama Sezen Aksu’ya olan öfke henüz dinmedi. Demokrasinin vatandaştan yana değil de ‘güçlüden yana’ olduğunu ifade eden Yazar Berrin Ergüç, levhanın oraya asılmasını şovdan ibaret görüyor ve ekliyor: “Sezen Aksu bırakın 145 Sokağı, İzmir’de bile doğmadı. Kendisi Denizlili. Sanatçı, sadece sanatını icra etmeli.” diyerek orada doğmayanların isminin o sokaklara verilemeyeceği ima ediyor.

Mahalle baskısı işte buna denir. Kimsenin özgürce kendisini ifade etmesine tahammül edemeyenler, özgürlüğü kendilerinden ve kendi düşüncelerinden ibaret görüyorlar. İmam nereye yönelirse cemaat de oraya yönelir misali. Kılıçdaroğlu, Pamuk ve Gencebay’ın sanatçılığını sorgularken, seçmeni de Aksu’yu hedef aldı.

Ağrılılar demokrasi ve özgürlüğe sahip çıktı

Referandum’da Türkiye 1. olan ve demokrasi sevdalısı Ağrılı hemşerilerime teşekkür ediyorum. 12 Eylül’de yapılan halk oylamasında Türkiye genelinde en çok “evet” oyu memleketim olan Ağrı’dan çıktı. BDP’nin baskısına rağmen % 56’lık katılımla % 95.75 oranında ‘evet’ oyu kullanıldı. Bunun karşısında ‘hayır’ oyları ise % 4.25’te kaldı.  “Doğu illeri demokrasiye uzak kalıyor” diye yazanların referandum sonuçlarını bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim.

Ağrılı hemşerilerimden güzel bir davranış da Belediye Başkanı Hasan Arslan’ın referandumda ‘evet’ oyu kullandığı için İzmir’de eleştirilen Sezen Aksu’ya sahip çıkmasıydı. Başkan Arslan, “Bizler demokrasiye, özgürlüğe en çok oyu veren Ağrı halkı olarak Sezen Aksu’ya destek veriyoruz. İzmir’deki caddenin isminin değişmesi halinde Ağrı’da bir caddeye sanatçımızın isminin verilmesini meclise teklif edeceğim. Bu ülkede herkes görüşünü özgürce söylemelidir” diyerek özgürlüğü ve Aksu’yu savunmuştur.

Unutulanlar: İzmir’de unutulan özgürlüğü görmek için Ağrı’ya da bakmak gerekir. Hani hep ‘geri kalmış bölge’ olarak gördüğünüz o Doğu Anadolu var ya, işte orada yaşayanlar ‘boykot’ adı altında gösterilen baskılara rağmen demokrasiden yana taviz vermediler, özgür iradelerini sandığa yansıttılar.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir