HaBertaraf ve değerli okurlar!

İnsanları tanımak için hastane ortamlarının bendeki yeri bir başkadır. Bir hafta boyunca hastane ortamında tanık olduklarımı ve yaşadıklarımı yazmaya karar vermiştim. Ancak akşamleyin eve geldiğimde dünkü makaleme yazılan yorumları, gönderilen e-mailleri okudum ve bu yazımı değerli okurlarıma ayırmak istedim.

İnce barsak filmi çektirmek için sabahleyin aç karnına içtiğim ilacın acısını hâlâ unutmamışken, okurlarımdan gelen olumlu ve olumsuz eleştiri, yorum ve mailler beni rahatlattı. İlacın acısını unutup, HaBertaraf’ı ve kendimi bir kez daha sorgulama fırsatı buldum. Eleştirilmekten hiçbir zaman kaçınmadık.

1 Ocak 2010’da kurularak birçok ezberi bozup, haberleriyle, röportajlarıyla, portre yazılarıyla, analizleriyle, yazar kadrosuyla kısa sürede önemli başarılar yakalayan HaBertaraf’ı tebrik ediyorum.  Bir ezberi daha bozdu ki, o da bazılarının “çocuk” dediği, birçok insanın ‘gurur duyduğu’ genç yazarları kadrosuna kattı.

Yazdıklarımız bazen insanları rahatsız ediyor, kimi zaman da rahatlatıyor. Kutsallık atfettiğimiz bazı kurumların gerçeklerini yazmamız eleştiri oklarının hedefi oluyor. Bunlar çok güzel. Demek ki okurlarımız yazılanları sorguluyorlar. Bu noktada tüm okurlara teşekkür ediyorum. Bir yazar nasıl olmalı diye de sormak istiyorum? İlla ‘yaşlı, yüzü kırışık, eli titreyen, kelli-felli, gücünü parasından veya patronundan alan, gazete köşelerini mesken edinmiş, TV ekranlarında boy gösteren’ bir insan mı sadece yazarlık yapabilir?

Yoksa Gazetecilik alanında okumuş, alın teriyle emek vererek, sürekli okuyup araştıran, arkasında patronu ve parası olmayan, eleştirilemez denen kurum veya kişileri yazan, cesaretini kaleminden alan mı? Fotoğraflar bazen hepimizi aldatabiliyor. Tebessüm eden bir yüz, genç görünen bir fotoğraf (bazılarına göre çocuk), yazılanlardan daha önemli oluyor. Belki o fotoğrafların arkasındaki insanlar sanıldığı gibi ‘çocuk’ değildir.

Size kısaca “Türk Aynştaynı” olarak tanınan ve 26 yaşında Batı’nın 300 yılda en genç profesörü olan Oktay Sinanoğlu’nu hatırlatalım! Bu da kimilerine göre çocuktu! Ayrıca Uğur Mumcu da 20 yaşındayken “Yön, Devrim, Türk Solu” gibi dergilerde yazıyordu. Rahmetli Mumcu’ya göre ben hayli geç kalmışım.

Bilgi ikinci plana atılıp, fiziksel yapı ön plana çıkarılabiliyor. En başta unutmadan belirteyim ki, siz değerli okurlarımızın eleştirilerine her zaman açığız, yeter ki yapıcı olsun, yıkıcı değil. Özellikle kendi adıma bunun garantisini vermemiş olsaydım bu yola çıkmazdım. Bizler yazdıklarımızla sizler için varız. Tabii ki farkında olmadan bazı hatalar olabilir. Sizlerden gelen mesaj, e-mail ve yorumlar bizim için önemlidir. Her şeyi kabul edebilirim ama “yazarlar az görünmesin diye yazdırıyorlar” yaftasını HaBertaraf kadrosu için asla kabul etmem! Başarı da başarısızlık da bu konuda kişilere aittir.

Sorgularken bazı kavramlar veya kurumlar hakkında yazılanlara karşı ön yargılardan arınıp,  verilen kaynaklar incelenerek olayı anlamak gerekir diye düşünüyorum. Gazetecilikte ‘hesap verilebilirlik’ denen bir kavram vardır. Ben de okurlarımın mesajlarını dikkate aldığım ve önemsediğim için bu yazımı kaleme aldım.

Şunu unutmamak gerekir ki “HaBertaraf”ın yazar kadrosunda bu güne kadar bir sıkıntı olmamıştır. Yani ‘kalabalık görünsün diye yazdırmak’ kimsenin aklından bile geçmemiştir. Değerli yöneticilerimiz bizlere güvenmeseler, o köşelerde bize yer ayırmazlar. Bir şeyleri eleştirirken dikkatli olmak gerekir. Galiba bazı sitelerle karıştırılıyoruz.

HaBertaraf’ın her bir yazarı değerlidir. Cesaretlerinden ve duydukları güvenden dolayı HaBertaraf’a bir kez daha teşekkür ediyorum. HaBertaraf kadrosunun bu konularda ne kadar hassas olduğunu bildiğim için, bunları birer yafta olarak değerlendirmek istiyorum.

Unutulanlar: Kendi askerlerimizin pimi çekilmiş el bombalarıyla cezalandırıldığını yazmayalım mı? Karakol baskınlarında düğünlerde ‘göbek atan’ komutanlarımızı yazmayalım mı? Yoksa bunları ‘askeriyede bir disiplin vardır. Bunu herkes bilmelidir’ deyip geçelim mi? Değerli Paşa’larımızın kendi sözleri ve yaptıkları neden rahatsız ediyor ki?

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir