“Güçlü, değerli şehir Gazze” ve Ankara

Evvela şunu belirtelim başlıktaki ‘güçlü, değerli’ kavramları Gazze’nin anlamlarını ifade ediyor. Orada Ankara’yı tırnak içine almamam, Ankara’nın ‘güçlü olmadığı’ anlamına gelmesin.

Gazze halkı, El Fetih yönetiminin yolsuzluklarından bunalarak, demokratik hakkı olan seçimlere gitmişti. 2006 yılında seçime giden ‘seçimler yüzünden’ ablukaya alınan Filistin, İsrail zulmünü, o gün bugündür daha şiddetli yaşıyor.

Seçim sonrası iktidara gelen Hamas, ABD ve AB’nin terörist kuruluşlar listesinde yer alıyordu. W.Bush da, özellikle İsrail’i tanımayan Hamas yönetiminden rahatsız olmaya başlamıştı. ABD’deki bu ‘hastalık’ bugün de devam ediyor.

Bu zulümler ve haksızlıklar karşısında, İsrail’in acımasız ablukası altındaki Gazze için yaklaşık 15 bin insan Ankara Sıhhiye Meydanı’nda “Katil İsrail’e lanet, Filistin’e özgürlük” mitingine katıldı. Mitinge yabancılar da katılmıştı. Zahmetin olduğu yerde rahmet de vardı.

Sessiz kalan Araplara ve yağan şiddetli yağmura rağmen binlerce insan Gazze için, o güçlü, değerli şehrin, masum insanları için Ankara’da toplandı. Şiddetli yağmur ve ceviz büyüklüğündeki dolu altında Filistin’e, Gazze’ye destek olmaya devam ettiler. 9 Türk’e 30 kurşun sıkan ve onlarca yaralımızın katili olan İsrail’i lanet için oradaydılar.

Mitingi düzenleyenler arasında Memur-Sen, Hak-İş, Mazlumder, Alperen Ocakları ve Anadolu Gençlik Derneği yer alıyordu. Yine mitinge katılanlar arasında Gazeteci Hakan Albayrak ve diğer Filistin gönüllüler de vardı. Sivil toplum kuruluşlarının sözcüleri yaptıkları konuşmalarda Gazze’deki ablukayı delmek için Sıhhiye Meydanı’nda toplandıklarını vurguladılar.

Kızılay’dan Sıhhiye’ye yürürken yağan yağmurun her bir damlası bana, Gazze’de susuz kalan insanları, reklamını gördüğüm her bir çikolata, Gazzeli çocukları, baktığım bazı binaların restorasyonu Gazze’nin tarumar edilmiş binalarını hatırlattı.

360 kilometrekareye hapsedilmiş bir Gazze Şeridi gerçeği karşımızda duruyor. 1.5 milyon nüfuslu Gazze… Oraya giden hemen hemen her mal, İsrail tarafından kontrol ediliyor. Yani ‘İsrail’in gönlü neyi ister, İsrail neye karar verirse, Gazze de ona razı olacak.’ Daha düne kadar o bölgeye ne bir demir, ne bir çimento sokuluyordu.

İzin verilmeyen demir boruların ve gübrelerin gerekçesi: ‘bomba yapımı’ olarak açıklanıyor. Bir koyunun, buzdolabının, kovanın, tarağın, çayın, ilacın… tünellerden geçirildiğini düşünebiliyor musunuz? Hangi vicdan bunu kabul edebilir, hangi yürek buna dayanabilir?

Bizde bir çocuğun neredeyse her gün tüketebildiği cipsler, Gazze’ye ancak tünellerden girebiliyor. İnsanların en doğal yaşamlarına bile engel koyulmuş. Bunun farkında olan Filistin gönüllüleri, Mavi Marmara gemisi ile bu malzemeleri ve gıdaları ulaştırmak istediler ama buna fırsat vermeyen korsan bir İsrail yönetimi ve askerleri ile karşılaştılar.

Sadece Mavi Marmara’ya değil, aynı zamanda insanlığa yapılan bir haydutluk saldırısıydı 31 Mayıs. Terör Devleti İsrail, insanlığın vicdanını boğmak isterken, Akdeniz’in mavi sularında akıttığı kanlar için kendi kendini boğmuştur. İnsanlık vicdanı, Akdeniz’in mavi sularında, Mavi Marmara gemisi ile yeniden doğmuştur.

Son sözümü Sıhhiye Meydanı’na gelen 9-10 yaşlarındaki Sümeyye’niz sözleriyle bitirmek istiyorum.

-         Filistin’e destek için buradasın. Bu yağmurda burada üşümüyor musun?

-         Sümeyye: “Ben bu yağmurda ıslanıp üşüsem ne olur ki, Gazze’dekiler her gün yanıyorlar orada.

DSP’de yeni tüzük

Atatürk Spor Salonu’nda yapılan kurultayda Masum Türker, yeniden genel başkanlığa seçildi. Aldığım duyumlara göre tüzükte önemli değişiklik yapılmış. Özellikle ‘başörtülü kızların haklarının korunacağı’ vurgusu yapılıyor. Umarız bunlar kongre heyecanına kapılarak yapılan açıklamalar değildir. Bu kurultayla CHP-DSP birleşmesi hayalleri de Ankara’nın yağmurunda erimiş oldu.

Ankara’daki mitinge katılımın az olmasında hava şartlarının yanı sıra DSP Olağan Kongresi’nin de etkisi vardı.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir