Görmüyor musunuz?

Referandum tarihi yaklaştıkça kutuplaşmalar artıyor. Kutuplaşmalar artıkça çatışma kaçınılmaz olacak. Türkiye’yi “evetçi-hayırcı” çatışmasına sürükleme gayretinde olanlar var! Referandum, toplumun tüm kesimlerinde yoğun bir şekilde tartışılıyor…

Yapılan ve yapılacak olan reformları her fırsatta “bölücülük, hainlik, iş birlikçilik, PKK ile anlaşma, İmralı’dan talimat mı geldi” şeklinde algılayan muhalefet ve onun düşüncesini savunan bazı kesimler ne yapmaya çalışıyor görmüyor musunuz? Yapılanlar ortada. Tek hedef var: o da AK Parti’yi yok etmek. Bunu başarabilmek için, CHP’si, MHP’si, BDP’si, PKK’sı Askeri, TÜSİAD’ı, DİSK’i, Yargı’sı, HSYK’sı, ulusalcısı, Atatürkçüsü (konuştuklarımın çoğu), cumhuriyetçisi, laik’i yani vatanını seven(!) birçok kesim, yekvücut olmuş, ‘savaş’ ilan ediyor.

İçeriden dışarıdan, birçok yerden cephe alınan bir iktidar var. Bakın son haberlere: “Amerika’da sağ basını World Net Daily’nin şok iddiası: Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiye göre Hatay’daki Deniz Üssüne PKK tarafından kiralanan İsrailli özel askerlerle saldırı gerçekleştirildi.” İsrail, PKK ile birlikte Türkiye’yi vurmaya çalışıyor. Tabii, bunları fırsat bilenler de muhalif yeteneklerini sergilemeye başladılar…

Bir ‘açılım’ yapıldı adı her ne olursa olsun, içeriği sulandırıldı, eksikleri tartışılmadan, adına takıldık. Ne dedik? “Türkiye bölündü bölünecek, Bursa, Diyarbakır’a gelemez, Diyarbakır, Bursa’ya gidemez. İzmir’de Kürtler yaşayamaz, Samsun’da yumruk atarız, Kayseri’deki şehit cenazesinde slogan atıp, Bakan döveriz, Apo’yu asarsanız biz de varız, OHAL’i getirirseniz her şey çözülür…” Maşallah ne çok şey varmış ülkesini sevenler(!) adına.

Yapılacak Referandum’u eleştirenler, “Terör bitmişti” diyenler, terörün neden bittiğini de açıklasalar ya! Abdullah Öcalan’la anlaşıp, ‘seni asmayacağız’ dedikleri için mi terör bitmişti? Yoksa şimdi “AK Parti’yi devireceğiz, siz de saldırıları bırakın, böylelikle yalanımız ortaya çıkmasın” anlaşmaları mı yapılıyor? Ne yapmaya çalıştığınızı açıkça ifade edin de biz de bilelim!

Bir yandan TV ekranlarındaki yorumcular, öbür yandan da siyasetçiler neredeyse birbirlerini ‘boğazlayacak’ duruma geldiler. İki zıt görüştekiler - evet, hayır diyenler- karşı karşıya oturup iki çift laf edemez oldular. Tartışma programlarında kimin ne dediğinden ziyade, yaptıkları hareketler, ettikleri küfürler, masalara vurdukları yumruklar ön plana çıkıyor. ‘Evet-hayır’ polemikleri stüdyoları karıştırır hale geldi. Değerli Can Ataklı, çok ataklı olacak ki, “80 Darbesi’ni yaşamayanlar sussun” mealinde cümleler sarf etmeye başladı. Ha diyeceksiniz ki “başından beri farklı mı konuşuyordu?” Haklı olabilirsiniz.

Darbeyi eleştirmek için, onu yaşamak mı gerekir diye soralım? Eğer böyle bir görüş savunulacak olursa ki, çok saçma olur, o zaman Can Ataklı, 1923’lerden, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan nasıl bahsediyor? 60 Darbesi’ni anlatırken -hem de ballandıra ballandıra- kimse sordu mu kendisine “ o darbe yapıldığında siz kaç yaşındaydınız?” diye. Herkes yaşadığını anlatırsa, yaşamayanları kim anlatacak? Böyle yaparak, bağırarak, canlı yayınları ‘yıkıp dökerek’ Referandum’a ‘hayır’ oyu çıkartacağınızı mı düşünüyorsunuz?

İnsanların kafası karmakarışık. Sokaktaki vatandaşa uzatılan mikrofonlardan şu ses yükseliyor: “Vatandaş olarak bizi yeterince bilinçlendirmiyorlar, neyin ne olduğunu yeterince anlatmıyorlar.” Durum böyle olunca da ortaya somut bir veri çıkmıyor. Kafa karışıklığından kaynaklana ‘Yüzergezer’ oyların hesabı yapılmaya başlandı. Vatandaş bilinçlendirilmeden bu iş nasıl olacak? Referandum’un ‘neyi değiştireceğini’ bilmeyen halk, uzatılan mikrofon karşısında ne yapıyor? Şunu yapıyor:

‘Sokak röportajı’nın yapıldığı alana toplanan ‘evet ve hayır’cı taraflar, bir birlerine ‘saldırıyor.’ Yani, sokaktaki vatandaşa uzatılan mikrofonlardan tam bir curcuna haberi yansıyor ekranlara. Kafalar o kadar karışık ki, kim, neyi, nasıl savunuyor, belli değil. Belli olan tek şey var; o da ‘tam bir kargaşa ortamı.’ AK Parti’yi yalnızlaştırma ve yok etmeye ‘çalışanlar’, bunu yaparken de ülkeyi karıştırıp, insanları birbirine düşman etmeye ‘çalışıyorlar.’ Halk, ‘deli gömleğinin” düğmelerinin açıldığını gördü. Ya bu gömlek çıkarılacak ya da o düğmeler bir daha açılmamacasına iliklenecek! Bunları görmüyor musunuz?

Unutulanlar: Referandum, adeta ‘iktidara güven’  anlamına getirtilmek isteniyor. “Hain, işbirlikçi, Türk düşmanı, irticacı…” aklınıza gelebilecek bir sürü kavram kullanıldı ve kullanılıyor. Kazan kaynadıkça, sular buharlaşıyor. Su buharlaşınca da elde bir şey kalmıyor. Kazanın içinde kaynayan tek şey: “AKP anayasası” söylemi. Kazan kurudu kuruyacak… Kazanın dibi yanmaya başladı bile…

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir