Gazze nefes alacak ama birilerinin de “nefesi” kesilecek

Türkiye – İsrail arasındaki ilişkiler 6 yıl aradan sonra tekrar düzelmeye başlıyor. 27 Haziran’da hem İsrail hem de Rusya ile kurulan temas Türk dış politikasında eşine az rastların gelişmelerden biriydi.

Diplomatik gelişmeler kısa sürede etkisini gösterdi ve AK Parti iktidarına muhalif olan kesim İsrail ile olan anlaşmayı ‘Hezimet’ olarak yorumlarken, AK Parti’yi destekleyen kesim ise ‘Zafer’ olarak değerlendirdi.

Oysa ortada ne bir hezimet ne de bir zafer vardı. Tek gerçek var o da yapılan anlaşma sonucu Gazze’nin bundan sonra nefes alacağıdır. Abluka altında olan, nefes boruları kesilen Gazze yıllardır zulüm altında. Dünyada bu durumu haykıran tek ülke var, o da Türkiye.

Gazze’deki katliamlara sessiz kalmayan ve 2010 yılında Mavi Marmara gemisi ile surda gedik açan Türkiye, şehit edilen vatandaşları vi Gazze halkı için terör devleti olan İsrail ile ilişkilerini bozdu. İki ülke de ekonomik olarak bu durumdan etkilendi.

Türkiye ilişkilerin düzelmesi için üç şart koştu: Birincisi İsrail devleti tarafından özür dilenmesi. İkincisi şehitlerimizin ailelerine tazminat ödenmesi. Ve üçüncüsü Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılmasıydı. İlk iki talep konusunda anlaşmaya varılırken ablukanın tamamen kalkması noktasında anlaşmaya varılamadı. Taleplerin ikisi tam olarak biri de kısmen karşılanan bir anlaşma Türkiye için nasıl hezimet olur?

Şimdi kısmen kaldırılan abluka ile Türkiye yardım elini Gazze’ye ulaştırmaya devam edecek. Demek ki yanına Rusya, İngiltere, ABD’yi alan İsrail’e karşı gücümüz ancak bunlara yetiyor. O halde bundan sonra daha güçlü olmak için özellikle dış politikada daha başarılı olmak gerekiyor. AK Parti hükümeti şu an tam da bunu yapmaya çalışıyor.

Peki, Türkiye ve İsrail arasında yapılan anlaşma sonucu İsrail’in “katil terör devleti” olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı? Tabii ki kaldırmaz. Çünkü İsrail devleti uluslararası sularda insani yardım götüren bir gemiye hem de savunmasız haldeyken saldırıp 9 Türk vatandaşını şehit etti. Dolayısıyla bugün varılan anlaşma ve anlaşmanın sonuçları aslında İsrail’in de bu katliamı yaptığını kabul ettiğini ve bunu onayladığını gösteriyor.

Ancak gel gör ki tüm bu gelişmeler karşısında otorite sevdalıları, iktidar düşmanları tekrar sahneye çıkıp Türkiye’yi eleştirmeye başladı. Dün İsrail ile kavgalıyken İsrail’in yanında yer alanlar, bugün yaşanan gelişmeler neticesinde bu kez Türkiye’yi karşısına alıyor. Aslında bu tip insanların Gazze konusunda konuşma hakkı yok. Çünkü Gazze kan ağlıyor. Nefes boruları kesilmiş, elektrik, su, hastane yok.

Birçoğunun başını sokacağı düzgün evleri bile yok. İşte tam da böyle bir dönemde Türkiye tekrar harekete geçecek ve Gazze’yi imar edecek. İsrail boş duracak mı? Zannetmiyorum. Çünkü terör devleti her zaman olduğu gibi bundan sonra da –biraz daha çekinerek- en iyi yaptığı işi olan zulme devam edecektir.

O halde daha güçlü bir Türkiye için aklıselim adımları desteklemeli, kazanan reel politiği savunmalı ve mazlumların umudu olmayı sürdürmeliyiz. Bu anlaşmalara karşı fırtına koparanlara da şunu söylemek gerekir; Gazze’nin nefes alması başka birilerinin “nefesini” (çıkarlarını) kesecek olmalı ki veryansın ediyorlar!

Gazze nefes alacak ama birilerinin de “nefesi” kesilecek

Türkiye – İsrail arasındaki ilişkiler 6 yıl aradan sonra tekrar düzelmeye başlıyor. 27 Haziran’da hem İsrail hem de Rusya ile kurulan temas Türk dış politikasında eşine az rastlanır gelişmelerden biriydi.

Diplomatik gelişmeler kısa sürede etkisini gösterdi ve AK Parti iktidarına muhalif olan kesim İsrail ile olan anlaşmayı ‘Hezimet’ olarak yorumlarken, AK Parti’yi destekleyen kesim ise ‘Zafer’ olarak değerlendirdi.

Oysa ortada ne bir hezimet ne de bir zafer vardı. Tek gerçek var o da yapılan anlaşma sonucu Gazze’nin bundan sonra nefes alacağıdır. Abluka altında olan, nefes boruları kesilen Gazze yıllardır zulüm altında. Dünyada bu durumu haykıran tek ülke var, o da Türkiye.

Gazze’deki katliamlara sessiz kalmayan ve 2010 yılında Mavi Marmara gemisi ile surda gedik açan Türkiye, şehit edilen vatandaşları vi Gazze halkı için terör devleti olan İsrail ile ilişkilerini bozdu. İki ülke de ekonomik olarak bu durumdan etkilendi.

Türkiye ilişkilerin düzelmesi için üç şart koştu: Birincisi İsrail devleti tarafından özür dilenmesi. İkincisi şehitlerimizin ailelerine tazminat ödenmesi. Ve üçüncüsü Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılmasıydı. İlk iki talep konusunda anlaşmaya varılırken ablukanın tamamen kalkması noktasında anlaşmaya varılamadı. Taleplerin ikisi tam olarak biri de kısmen karşılanan bir anlaşma Türkiye için nasıl hezimet olur?

Şimdi kısmen kaldırılan abluka ile Türkiye yardım elini Gazze’ye ulaştırmaya devam edecek. Demek ki yanına Rusya, İngiltere, ABD’yi alan İsrail’e karşı gücümüz ancak bunlara yetiyor. O halde bundan sonra daha güçlü olmak için özellikle dış politikada daha başarılı olmak gerekiyor. AK Parti hükümeti şu an tam da bunu yapmaya çalışıyor.

Peki, Türkiye ve İsrail arasında yapılan anlaşma sonucu İsrail’in “katil terör devleti” olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı? Tabii ki kaldırmaz. Çünkü İsrail devleti uluslararası sularda insani yardım götüren bir gemiye hem de savunmasız haldeyken saldırıp 9 Türk vatandaşını şehit etti. Dolayısıyla bugün varılan anlaşma ve anlaşmanın sonuçları aslında İsrail’in de bu katliamı yaptığını kabul ettiğini ve bunu onayladığını gösteriyor.

Ancak gel gör ki tüm bu gelişmeler karşısında otorite sevdalıları, iktidar düşmanları tekrar sahneye çıkıp Türkiye’yi eleştirmeye başladı. Dün İsrail ile kavgalıyken İsrail’in yanında yer alanlar, bugün yaşanan gelişmeler neticesinde bu kez Türkiye’yi karşısına alıyor. Aslında bu tip insanların Gazze konusunda konuşma hakkı yok. Çünkü Gazze kan ağlıyor. Nefes boruları kesilmiş, elektrik, su, hastane yok.

Birçoğunun başını sokacağı düzgün evleri bile yok. İşte tam da böyle bir dönemde Türkiye tekrar harekete geçecek ve Gazze’yi imar edecek. İsrail boş duracak mı? Zannetmiyorum. Çünkü terör devleti her zaman olduğu gibi bundan sonra da –biraz daha çekinerek- en iyi yaptığı işi olan zulme devam edecektir.

O halde daha güçlü bir Türkiye için aklıselim adımları desteklemeli, kazanan reel politiği savunmalı ve mazlumların umudu olmayı sürdürmeliyiz. Bu anlaşmalara karşı fırtına koparanlara da şunu söylemek gerekir; Gazze’nin nefes alması başka birilerinin “nefesini” (çıkarlarını) kesecek olmalı ki veryansın ediyorlar!

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir