G20 ABD’nin tahtını salladı mı?

Bu yıl Çin’de gerçekleşen ve dünyanın en güçlü yirmi ekonomisinin katıldığı G20’de, ilginç kareler yansıdı. Liderlerin karşılanmasından aile fotoğrafına, ikili görüşmelerden yapılan açıklamalara kadar her anın ayrı mesajı vardı. Belki de en önemlisi bu zirvede ABD’nin tahtının sallanmasıydı. Zirveye Türkiye’nin damga vurması ise dünya basının en çok dikkat çektiği konulardan biri oldu.

Şimdiye kadar Batılı ülkeler ve ABD’nin patronluğundaki ekonomik güç, Çin’de yapılan G20 zirvesi ile farklı bir boyut kazandı. Özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in zirvede yaptığı konuşmada “Tüm ekonomilerin katıldığı daha adil bir küreselleşme çağrısı” hem ABD Başkanı Obama’yı hem de ABD ekonomisini sarstı. (Obama’nın Çin’de karşılanmasıyla başlayan bir rahatsızlık, görüşmelerde kendini hissettirdi ve ABD’nin çok da umursanmadığını gösterdi. Aslında umursanmayan yakında görev süresi dolacak olan Barack Obama idi).

ABD ve Batı ekonomisinin pastadan aldıkları pay bundan sonra diğer ülkelerin daha çok çalışması ve bunun karşılığında elde edecekleri pay ile adil bir şekilde bölünmüş olacak. Yani küresel ekonomi yönetişimde sadece Batı ve ABD değil, diğer ülkeler daha çok söz sahibi olacak. Ve böylece daha adil bir ekonomik sistem gerçekleşecektir.

Dünyaya açılmak isteyen Çin, birçok projeye Türkiye’yi de dâhil etti. Ticaret, teknoloji, ulaşım, enerji alanlarında yapılan anlaşmalar ile Türkiye-Çin arasındaki ilişkiler daha ileri boyuta taşınmış oldu. Bir başka önemli gelişme de Türkiye ile Rusya arasında ilişkilerin düzelmesiyle yeni bir dönem başlamış olmasıydı. Bu yeni dönemde özellikle G20’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ tarafına Çin’i, sol tarafına Rusya’yı alıp aile fotoğrafında poz vermesi önemli bir mesajdı. Bu kare bir anlamda G20’nin kazananlarını gösteriyordu. Bundan sonra çok kutuplu bir dünya belki de kutupsuz bir dünyaya doğru ilerleyecek. Herkes pastadan payını alacak.

Çünkü biliyoruz ki “yeni dünyanın” en önemli kilit taşı Türkiye’dir. Yükselen ekonomisi, dünya siyasetinde artan saygınlığı ile Türkiye en gözde ülke konumunda. Bu gelişmeler hiç şüphesiz AB üyelik sürecinde de yeni sonuçlar doğuracaktır. 69 yıllık ilişki AB’nin sürekli oyalaması ile yeni bir yol haritasında neticelenecektir.

Küresel krizlere direnen, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini atlatan Türkiye, daha güçlü ve daha bağımsız bir konumda G20’ye damga vurdu. Dünya ölçeğinde daha itibarlı bir konumda olan Türkiye, yeni hamlelerle Rusya ve Çin ile enerji ve güvenlik alanlarında çok önemli anlaşmalara imza attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlerle yaptığı görüşmelerde PKK/PYD/YPG-DAİŞ-FETÖ ile ilgili kararlı duruş sergilemesi küresel ve bölgesel politikalarda ittifak ilişkilerini geliştirecektir. Ekonomik anlaşmalar ise bunu daha da güçlendirecektir.

Bunlardan bir tanesi olan ve Çin ile Türkiye arasında 2039’da tamamlanması planlanan yeni ‘demir ipek yolu’ projesi 150 milyar Dolarlık dev bütçe ile yapılacak. Demek ki bu proje çok daha büyük bir zenginlik sağlayacak. İki tarafa da kazandıracak. İpek Yolu hayalimiz yavaş yavaş gerçekleşiyor. Demir İpek Yolu ile yük taşımacılığında çok büyük bir ivme kazanılacaktır. Bilgi ve cesaretle yeni küreselleşme inşasında Türkiye önemli bir aktör olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

 

.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir