FETÖ’nün çaldığı hayatlar

Gündemde o kadar konu başlığı var ki sadece başlıkları yazmaya kalksak bile bir köşe yazısı çıkar. Cumhurbaşkanlığı sistemi, Anayasa görüşmeleri, öğrenci yurdunda çıkan yangında kaybettiğimiz minik bedenler, ekonomide ateşi sönmeyen Dolar’ın durumu, PKK ile mücadele, Fırat Kalkanında kahramanca mücadele eden güvenlik güçlerimiz, Halep’in çocuklarının gözyaşları, FETÖ ile mücadele, bu mücadelede haksız yere cezalandırıldığı devlet yetkilileri tarafından dile getirilenler, FETÖ’nün çaldığı hayatlar, 15 Temmuz’u unutturmaya çalışanlar, PKK’nın, FETÖ’nün sözcülüğünü yapanlar…

Bakın yazmaya kalktıkça liste uzayıp gidiyor. Biz en iyisi bunların içerisinden FETÖ’nün insanların hayatını nasıl çaldığını ele alalım. Hepimiz biliyoruz ki 15 Temmuz haince bir işgal girişiminin bu millete yaşatıldığı karanlık geceydi. Ama o karanlık geceyi yine bu necip milletin cesareti, fedakârlığı ve kahramanlığı aydınlığa çevirdi.

Şimdi ise o karanlık gecenin aktörleri, arkasındaki güçler, üst akıllar, piyonlar deşifre edilmeye çalışılıyor. Devletinin zirvesinin bile ‘Aldatıldık, kandırıldık’ dediği bir yapının karanlık yönü gün yüzüne çıkartılmak isteniyor. Tabii bu yapılırken Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından ‘İbadet-Ticaret-İhanet’ olarak sınıflandırılan yapının ihanet kısmı kendini yurt dışındaki destekçilerinin kucağına attı, ticaret kısmı da paralarını alıp yurdu terk etti. Geriye ise ibadet kısmı kaldı.

Başlıkta kastettiğimiz kısım da burası. Yani hayatı çalınanlar bu yapının ‘ibadet kısmı’nda yer alıyor. Devlet bürokrasisi, siyaset, iş dünyası, spor, eğitim camiası hemen her alana sirayet etmiş karanlık bir yapıdan bahsediyoruz. Devletine, milletine ihanet edenlerin arasında ülkesini seven, millete hizmet eden, bu yapıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan insanların da bu karanlık örgüt ile anılıp cezalandırıldığı bilgileri geliyor. Ve mağduriyetler burada ortaya çıkıyor.

Eğitimde, iş dünyasında, mülki idarede, emniyette, askeriyede, yargıda, bürokraside fedakârca çalışıp, ülkesini ve milletini düşünen, bu yapıyla hiçbir bağı bulunmayan kişilerin de FETÖ’cü olarak yaftalanması bu insanların onurunu rencide eden en büyük suçlamadır. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın “At izi it izine karışmış” açıklaması tam da bunu ifade ediyor.

Adalette delilden faile gidilirken, FETÖ gibi karanlık bir örgütün Türk yargısı, devlet bürokrasisi tarafından yeterince tanınmaması, 15 Temmuz kanlı işgal girişiminin yargılamasını failden (ifadelerden) delile gitme yöntemiyle yapıyor. Yani bugün açığa alınan, ihraç edilen birçok isim verilen ifadeler neticesinde işleme tabi tutuluyor görünüyor. İnsanlar bırakın FETÖ’cü olmayı, sevmediği, çıkarları çatıştığı kişileri bile bu karanlık örgüt ile suçlayıp ihbar ediyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın ‘Yanlışlar var, hatalar var’ dediği kısım da burası.

Türkiye büyük bir badire atlattı, hala artçı sarsıntılarını yaşadığımız dönemlerden geçiyoruz. Dini cemaat görünümlü ihanet şebekesinin ‘iyi niyet’ beyanlarına kanarak FETÖ ile bir şekilde teması olmuş, onların tuzağına düşmüş nice baba veya annenin çocukları bedel ödüyor.

İnsanları kimliklerinden soyutlayıp kod isimlerle tanıtarak casusluk yaptırdılar. Kirli tezgâhlarıyla belli makamlara yerleştirdikleri kişilerle devletin mahremiyetini yabancı ülkelere servis ettiler. Ekmeğini yedikleri ülkeyi karaladılar. Yetmedi beddua seansları ile ‘Amin amin’ dedirtip milletin ocağına ateşler salıp masum çocukların geleceğini çaldılar. Bunun için diyoruz ki Türk adaleti bu millete ihanet edenleri hangi makam ve mevkide olursa olsun bulup hesabını sormalı.

Blog İçerik Telif Hakları Adem Yavuz IRGATOĞLU'a Aittir